İngiliz kız

Kız evladına İngilizce bir ad vermek isteyen bireyler için şu an da en popüler İngilizce kız isimleri ve anlamları bir arada derledik. İNGİLİZCE KIZ İSİMLERİ TAVSİYELERİ (2019) Anne ve baba olmaya hazırlanan bireyler için bebeğine bir isim bulmak hiç te kolay değildir. Hele ki karar vermekte güçlük çeken birisi iseniz ... Hastalanan İngiliz vatandaşının kızı ve damadı: 'İngiliz sigorta şirketi ve konsolosluk bizi yüz üstü bıraktı' MUĞLA - Bodrum'da tatil yapan 67 yaşındaki Carole Fleming rahatsızlandı ve hastaneye kaldırıldı. Fleming'in kızı ve damadı, annelerinin yurt dışı seyahat sigortası olmasına rağmen hem İngiliz sigorta şirketi hem de İngiltere konsoloslukları ... English girl names, en çok kullanılan İngilizce kız isimleri... İngilizce kız isimleri listemizde hem bilinen yani klasikleşmiş İngilizce kız isimlerini göreceksiniz, hem de günümüzde en popüler olanlarını bulabileceksiniz. İngilizce kız isimleri genellikle moda ve müzik akımlarına göre değişkenlik sergiliyor. Ailelerin inançlarına göre de bu tercihler değişkenlik gösteriyor. Aşağıda İngilizce konuşulan toplumlar için genel olarak kız çocuklarına verilen yaygın isimler verilmiştir. İsimler alfabetik sıraya göre dizilmiştir. İngilizce Kız Tavlama Sözleri Nedir ve İnsanlar Bunları Ne Zaman Kullanır? Bir kız tavlama sözü bir kişinin tanımadığı bir kişinin dikkatini çekmek için söylediği sözlerdir. Kız tavlama sözleri sıklıkla barlarda, partilerde ve diğer sosyal etkinliklerde kullanılır. İngiliz kız çocuk yöresel gösteri kostümü. 23 nisan bayramı için uygun bir kostüm modeli. İngiliz kız elbisesi.

GRRM 2016 Söyleşileri

2020.09.14 09:50 griljedi GRRM 2016 Söyleşileri

- 2015 yılında, yapmaya karar verdiğini söylediği twistin, GoT dizisi için mümkün olmayacağını çünkü kitaplarda hala yaşayan ilgili bir karakterin dizide öldüğünü açıkladı(Elbette bir sürü karakter öldü ve bazıları hiç eklenmedi ama küçük yan karakterleri konu dışına atabiliriz diye düşünüyorum).
- Yüzsüz Adamlar hakkında...
Biliyorsunuz, suikastçilerden oluşan bir loncaya sahip olmak, yaygın bir fantezidir. Suikastçılar loncasını icat eden ilk kişi ben değildim; Biliyorsunuz, bu büyük ölçüde bir fantezi kinayesidir. Tarihte bunun için çok fazla kanıt yok. Şey ... tek kanıt, Orta Doğu'da bulunan Assassins (Haşhaşiler) adlı bir grubun olduğu ve Orta Doğu'daki insanları öldürmek için suikastçılarını gönderen Dağın Yaşlı Adamı adında bir adam olduğu, orası yüzyıllardır insanları öldürdükleri yer ama suikastçıların fantezi loncaları gibi değillerdi, bu yüzden ona kendi yorumumu koymaya karar verdim. Aslında birkaç farklı suikastçı loncası kurdum, sadece Yüzsüz Adamlar değil, Hüzünlü Adamlar ve hepsi.
Yüzsüz Adamlar felsefesinde biraz var; onlar- bazı açılardan onlar bir ölüm tarikatı ve bu dinsel bir temel, ben de bunu düşündüm ve ondan çıkarım yaptım. Gerçek dünyada daha fazla ölüm kültüne sahip olmamamıza şaşırdım, çünkü bana öyle geliyor ki, eğer bir şeye tapacaksan, ölüm oldukça iyi bir şey çünkü biliyorsun, mesela, bizim bütün bu dinlere sahibiz; sana ölümsüz hayat sözünü verirler. Hiçbiri onu teslim etmiyor. Diğer tüm dinlerdeki herkes zaten ölür, bu yüzden kazanan ölüm kültüdür. Ölüm kültü gerçekten ölüme yol açabilir. "Gelin ve bizimle ibadet ederseniz ölürsünüz." Evet, muhtemelen yapacaksın! Öyleyse ... neyse. Bunu aldım ve onunla koştum.
- GRRM, kendini pro-seks feminist olarak tanımlıyor, yani pornogrofinin ve seks işçiliğinin kadını aşağıladığını ve sömürdüğünü ve buna karşı olduğunu.
- Soru üstüne Arya’nın yakında çiçek açacağını ve ileride Arya ve Gendry’nin yeniden buluşacağını söyledi.
- GRRM Dorne hakkında konuştu! Şovu tam olarak reddetmiyordu ama bunun hakkında söyleyecek iyi bir şeyi yoktu. Bir adam, 6. sezonun onun için kitapları bozup bozmayacağını sordu. "Dizide olanların kitaplarda olacağını düşünme, dizi tamamen farklı. Kitaplar öyle olmayacak." gibi bir şey söyledi. Gerçekten ondan(show) hoşlanmadığını hissedebiliyordunuz.
- Yemekte asistanı Joanna bana bazı grafik romanların resimlerini yapan diğer asistanının "süper gizli" bir şey üzerinde çalıştığını söylediğini söyledi ve biraz sonra George masamdayken, bana Bloodraven'ı da içeren daha fazla hikaye üzerinde çalıştığını söyledi. İlk önce D&E öykülerinde Kışyarı'nın Dişi Kurtları olasılığı beni heyecanlandırdı ama sonra ben deh gibiydim, muhtemelen Winds ve sanat asistanı başka bir şey üzerinde çalışıyordu(Sonra bunu tekrar doğruladı, muhtemelen 6. kitap için Kankuzgun’u sahneleri yazıyordu).
- Targ ve Targ Olmayan Teorisinden bahsetmiş ve “İlginç, çok şey biliyorsun” cevabını vermiş(Bilmeyenler için; annesi Targ olmayan ilk doğan Targlar, anneye çekerken sonrakiler babaya çekiyor. Bknz; Rhaegar’ın kızı anneye, oğlu babaya; diğer anneden olma oğlu Jon da annesi Lyanna’ya benziyor).
- 2016’daki Bağış Yemeğindeki söyleşisi sırasında, gelmeden önce, Cersei sahnesi üzerinde çalıştığını söylemiş.
- GRRM, sanat ve oyun gibi şeyler için bazı alt lisanslar çıkardığını söyledi. GRRM ayrıca HBO'nun hikayenin tv versiyonunun tam benzerlik haklarına sahip olduğunu, yani Dany'nin Emilia'ya benzediği resimler yapılamayacağını belirtti. Kendisine iki kez sorulmasına rağmen, HBO ile kendisi arasındaki duyguda gerçek bir bağdan kaçınmakta çok dikkatliydi.
- GRRM, filmlerin kitaplardan çok uzaklaştığında nasıl nefret ettiğini söyledi(Anlayan anladı, bize sor bir de Martin! :D ).
- Bir seyirci GRRM'ye sordu: “Game of Thrones TV dizisi kitaptan uzaklaştıkça, bu, hayran kurgu hakkındaki görüşlerinizi değiştirdi mi veya herhangi bir şey yaptı mı?
GRRM'nin Yanıtı: "Hayır. Telif hakkı ihlali olduğu için hayran kurgusuna karşı çıkmaya devam ediyorum. Tabii ki HBO, bana para dolu büyük damperli kamyonlar ödeyerek bunu aşıyor. Öyleyse, evimin önüne parayla dolu büyük bir damperli kamyonla gelmek isterseniz, size biraz hayran kurguları yapmanıza izin vermeyi düşünebilirim ama o zaman bunu hayran kurgusu olarak görmeyeceğim. Bunu bir alt lisans olarak düşünürdüm. Oyun, kart oyunları ve jeton vb. Yapan kişilere birçok alt lisans yapıyorum. Ancak Harlan Ellison, yıllar boyunca çok sesli olduğu bu kurala her zaman sahipti. Onun hakkındaki konuşmasını YouTube'da bulabilirsiniz ve bence John da sanatçıya para ödemek zorunda olduğunu düşünüyor çünkü bu şekilde hayatımızı kazanıyoruz. "
(Yıllardır dizi için D&D’nin Hayran Kurgusu demiştim ve 2016’da GRRM aslında beni resmen onaylamış. Daha ne diyelim? :D )
- Martin, kimsenin Kankuzgun’unu sevmediğini düşünüyor (ben seviyorum cicim).
- Arkadaşım, Jon ve Arya arasındaki romantizm (teori) ilişkisini sordu, Jon’un Ygritte’de gördüğü Arya bağlantısını gündeme getirdi. GRRM, evet ya da hayır diye bir cevap vermedi. Onun yerine Ygritte’in, Jon’un, yanında rahat hissettiği kadınlık seviyesi olduğunu ifade etti. “Bunun bir romantizm göndermesi olduğunu düşünmüyorum, bu belirli bir fiziksel tipe bir göndermeve Jon’un takdire şayan bulduğu şeyin bir göstergesi. Bu sanki birinin size birini hatırlatması gibi, biliyorsunuz... Diğer insanlar, orada yaşayan küçük kemirgenlere benzeyen saçlar yüzünden rahatsız olabilir. (Jon) Buna alıştığı için onu rahatsız etmiyor. GRRM şimdi koridorda "Geçmişteki bazı şeylerin bu kadar güçlü bir foreshadowing olmamış olmasını dilediğini" ve "bazı yeni şeylerin o zaman daha güçlü bir foreshadowing olmasını dilediğini" söyleyerek bitirdi.
- Bunun yerine George, (kitabın) taslağının ofis binasına asılmasına ve birinin fotoğraf çekip bunları paylaşmasına "kızdığını" söyledi. Bunun sadece kendisi ve yayıncı için bir mektup olduğunu söyledi. Bunu söylerken çok kararlıydı ve yüzünde görebiliyordunuz. Daha sonra, taslaklar yazmakta, kitap teslim tarihlerini belirlemekte iyi olmadığını ve taslaklarda sık sık "b*k uydurduğunu" ve "karakterlerin yol boyunca değiştiğini" söyledi. Yan not: Geçmiş röportajlarda başka şeyler söylediğini biliyorum(karakterlerin sonlarını 91’den beri bildiğini ve hiçbir zaman değişmediğini sayısız kere söylemesi meselesi, bu yüzden muhtemelen Jaime gibi karakterler için konuşuyor olabilir), bu yüzden bunu istediğiniz gibi yorumlayın. * "Alıntılanmış" kelimeler aynen onun sözleridir.
- Ona Bran / Orman Dansçıları / Pinokyo teorimi sordum. Pinokyo'nun Bran hikayesinde sahip olduğu görünüşte ağır etkiye dikkat çektim ve o da "İlginç" diye yanıtladı. (Pinokyo)Disney filmini görüp görmediğimi sordu çünkü bu onun "en sevdiği" Disney filmi ve ne kadar "karanlık ve rahatsız edici"idi. Kitapları okuyup okumadığımı da sordu ve sonra kitap ve film arasındaki farklara değindi. George, o sırada Pinokyo'nun vicdan istemediğini ve kendisine bir vicdan vermeye çalıştığı için cırcır böceğini ezdiğini söyledi. Birisi araya girdiğinde Bran'ı Pinokyo ile ilişkilendirmeye başladı. Bunun bir çeşit dikkat dağıtıcı taktik olduğuna inanıyorum çünkü bir şeylerin peşinde düşmüş olabilirim. Sonra durup cevabının sonraki bölümünü düşünürken, başka bir kadın Shakespeare'in onu nasıl etkilediğini sordu. Bu arada, bu Shakespeare sorusu halka açık tartışma panellerinde en az iki kez daha sorulmuştu.
- Doğrudan gerçek kitaplardaki referanslardan söz etmeye başladı, o zamandan bugüne taslaktaki "farklılıklara" gitti. Ana beşlinin oyun sonunu, ve Sansa’yı da dahil ederek, Demir Tahta kimin oturacağını hala bildiğini söyledi, ancak herhangi bir ayrıntı vermedi bariz nedenlerden dolayı.
(Şimdiye kadar çevirdiğim bu söyeleşi karmaşık bir şekilde sıralanmış, bir yerde bahsedip sonra ileride tekrar bahsedip ayrıntıya giriyor veya arada başka bir şey bahsedip devame diyor gibi, anormal. Bu yüzden tekrar tekrar sorulmuş gibi düşünmeyin bazı şeyleri.)
- (Jon-Arya meselesine devam) Pekala, bunu benden daha fazla düşündün. Demek istediğim, Jon Arya'ya çok düşkün. Burada Stark ailesi yuvasındaki iki garip kuştu. Diğerleri, birbirlerine benziyorlar, ikisi de kahverengi saçlara sahipti, biliyorsunuz, Sansa ve Bran ve Rickon ve Robb'un kumral-kızıl saçlarının aksine. Yani aralarında her zaman bu yakınlık vardı. Ve bilirsiniz, Arya Jon'un bir piç olduğunu umursamadı ve Jon da Arya’nın bir erkek fatma olduğunu umursamadı, bu yüzden orada bir yakınlık var. "
- [Jon'un sevgilisini kız kardeşiyle karşılaştırmasıyla ilgili soru (ama olayı çok baya başka noktaya geçirip, başka şeylerden bahsedip, sonunda bir şeyler bağlıyor)] "O(Jon) yaptıysa, uhm ... Bu kitapları 1991'de yazmaya başladım ve uhm, 91'de üzerinde çalıştım ve sonra bir televizyon oyunu aldım, bu yüzden onu gerçekten 'Doorways' üzerinde çalışmak için bir kenara bıraktım. 92-93'te tv pilotu ve bir televizyon programı yaptım. 94'te ona [kitaplar] geri döndüm ve üzerinde çalıştım. Biliyorsun, o zamana kadar, yazar olarak kariyerimde, satış öncesinde kitabın tamamını hep daha önce yazmıştım. Bu alışılmadık bir durum. Çoğu yazar bölümler ve bir taslak yazıyor. Birkaç bölüm yazıyorlar, kitabın geri kalanının ana hatlarını veriyorlar, bunu yayıncıya veriyorlar ve yayıncı 'tamam, onu alacağım' diyor.
"Bazılarınızın fark etmiş olabileceği gibi, çok çok dikkatli bir şekilde ilgilenenler, son teslim tarihlerinde iyi değilim. Ve, uh, taslaklarda da iyi değilim. Her zaman taslaklardan nefret ettim. Fevre Dream ve Armageddon Rag ile Dying of the Light ve tüm romanlarım ile kitabın tamamını yazdım. Bölümler ve taslaklar yapmadım. Oturdum, bütün bir kitap yazdım ve ajansıma gönderdim. 'Bakın, işte tam bir kitap ve bitti' dedim. Bu şekilde son teslim tarihim olmadı, piyasaya çıkmadan önce bitti. Ve benim için iyi çalıştı. Ve ilk düşüncem bunu aynısını yapmaktı bir şekilde ama olan şey, biliyorsunuz, 1994'te, ona döndüğüm ve üzerinde çalışıyordum ve bu konuda çok heyecanlıydım ve 'Bu Game of Thrones kitaplarını gerçekten sonraki bölümlerini bitirmeyi istiyorum ' . Ama hala Hollywood'daydım ve Doorways’deki tüm bu temelleri kaybettim, hala oradaydım ... Stüdyolar ve Networklar hala benimle çalışmak istiyor, bu yüzden başka işler alıyorum "Bu filmi senin yazmanı istiyoruz", "başka bir tv pilotu yapmanı istiyoruz" gibi. Ve biliyorsun, onlardan birkaç tane aldım ve 'Aman tanrım, kitabı tekrar kaldırmam gerek' dedim. Çünkü [kitap için] son tarihim yok. Biliyorsunuz, Hollywood'u düşündüğünüzde size bir son tarih verecekler, bilirsiniz, 'burda oğlum, bu filmi yaz, üç ay sonra istiyoruz' diyorlar.”
"Bu yüzden, 'Bak, romancı olmaya geri dönmek istersem, bitmemiş olsa bile bunu satmak zorunda kalacağım' dedim. O noktada 200 sayfalık Game of Thrones'um vardı ama onlar bunu istediler "Taslaklar yapmıyorum. Ne olacağını bilmiyorum, giderken çözüyorum. Ve hep böyle yaptım." dedim. Hayır, bir taslak hazırlamamız gerekiyordu. Bu yüzden iki sayfa yazdım, ne olacağını düşündüğümle ilgili iki sayfalık bir şey. Bir üçleme olacak, üç kitap olacak, Game of Thrones, the Ejderhaların Dansı. ve Kış Rüzgarları Bunlar üç pencere başlığıydı. Ve, uh, üç kitap olacak ve bu olacak ve bu olacak ve bu olacak. Ve ben uyduruyordum.”
"Ve bu iki sayfanın çoktan unutulduğunu düşünmüştüm çünkü elbette kitaplar satıldı. Her ikisi de Amerika Birleşik Devletleri'nde ve İngiltere'de satıldı. Daha fazla Hollywood işi almak zorunda kalmayacağım kadar çok paraya sattılar. Böylece etrafta 'hayır' diyebildim. 94 ve 95'te bitirmek için birkaç tane daha az [???] vardı. Bir kere ‘hayır, artık daha fazla tv show istemiyorum, bu kitapları yazmak istiyorum” dedim ve kitapları yazmaya başladım. Ve bu süreçte, taslağı hemen hemen göz ardı ettim. Karakterler beni tamamen farklı yönlere götürdü. Yani, 20 yıl boyunca o iki sayfalık şeyin var olduğunu bile unutmuşum. Ve sonra İngiliz yayıncım HarperCollins'den biri, yeni bir ofis binasına, uh, yepyeni ofislere, yeni konferans odalarına, kitaplarla ve benzeri şeylerle dekore ettikleri büyük konferans odalarına kavuştu. . Konferans odalarına yazarların adını verdiler, yani konferans odalarından biri [?] Ve bu plastik vitrinlerden birine iki sayfalık taslağı astılar, evet. [??], benden izin istemediler, sadece koydular. Ve bu iki sayfalık taslakta Jon ve Arya romantik bir öğe haline geliyor. "
(Sonra yine en yukarıda “işte bunun romantizm göstergesi olduğunu sanmıyorum... ile başlayan paragraf geliyor ve sonra 5 dakika kaldı, diye bir şey söyleniyormuş ve GRRM devam ediyormuş.)
"Biliyorsunuz, bu taslağın ortaya çıkmasına çok kızmıştım. Olmamalıydı. Bunun gibi ana hatlar ve mektuplar yalnızca editörün gözleri içindir. Kamuya açık gösterilmemelidirler. Ve, uh, onlar ayrıca [?] [?] üzerindeki kağıtlarım, tüm makalelerim ve yazışmalarım. Biliyorsunuz, o şeyleri oraya yıllardır gönderiyorum ve bu, bilirsiniz, gelecekteki bilim adamları için veya her neyse, tıpkı diğer birçok yazar gibi. Her nasılsa, kafamın arkasında 'evet, öldüğümden 20 yıl sonra bir bilim adamı girip onları bulacak' gibiydim. Hemen içeri giriyorlar! "
[1991 sonuyla devam edip etmediğini soruyorum]
- "Evet, yani nereye gittiğimi bilmediğimi söylediğimde kısmen şaka yaptım. Ana fırça darbelerini biliyorum ve ana fırça darbelerini 1991'den beri biliyorum. Kimin Demir Taht'ta olacağını biliyorum. Bazı savaşları kimin kazanacağını biliyorum, ana karakterleri; kimin öleceklerini ve nasıl öleceklerini, kimin evleneceğini ve tüm bunları biliyorum. Ana karakterler. Tabii ki yolum boyunca bir bir çok küçük karakter, bilirsiniz, ben, uhm ... 1991'de Bronn'un nasıl olacağını biliyor muydum, Bronn'a ne olacağını? Hayır, Bronn adında bir adam olacağını bile bilmiyordum. Onu yol boyunca keşfettim. 'Tamam, (Tyrion)kaçırılıyor. Bakalım orada bir çift paralı asker var, isimleri Fred ve Bronn' yazıyordu. Aslında Bronn ve Chicken'dı ve onlardan biri öldü, bir yazı tura attım 'tamam, kim öldü? Tavuk öldü, çünkü adı aptalca. Bronn daha iyi bir isim, bu yüzden Bronn'u koruyacağım.' Ve sonra Bronn oldukça ilginç bir karakter haline geldi ve bu karakterlerin çoğu kendi akıllarını kazanıyor. Siz konuşana kadar öne doğru itiyorlar ve havalı bir söz düşünüyorsunuz ve Bronn'a veriyorsunuz çünkü konuşmaya çalışıyor ve şimdi Bronn havalı bir şey söyleyen biri. [?] Karakterler bu şekilde sizde büyüyor. Bu yüzden hala yol boyunca küçük karakterlerin çoğunu keşfettiğim. Ama ana-"(cümle tamamlanmamış? Peh)
[Arya'nın ve Jon'un kaderini bilip bilmediği soruldu.]
- "Tyrion, Arya, Jon, Sansa, bilirsiniz, tüm Stark çocukları ve büyük Lannisters, evet."
(Yeminle şu ana kadar çevirdiğim en karmaşık söyleşi bu oldu, muhtemelen aktaran arkadaşın kendisinden kaynaklı çoğu ve GRRM de baya çelişkili ve yarımlı ve aktaranın bile anlamadığı bazı cümleler kurmuş. Ne diyon abi sen? Sıfırdan şimdi her şeyi tekrar daha düzenli anlat lütfen. :D Neyse şimdi başkalarına geçiyoruz, burası bitti.)
- En çok hangi karakterle ilişki kurduğu sorulduğunda “hepsiyle ilişki kuruyorum. Onlara sempati geliştiriyorum. Empati, her yazarın meydan okumasıdır. Yazmayı öğretirken insanlara ‘bildiklerini yazmak’ yerine tam tersini yazmanı söylüyor. Derileri içinde dolaşmaları gerekiyor.”
- Jon ve Robb olmak ister ama gerçekten Sam gibi (Aslında bu son dönemlerde Sam’e benziyorum açıklamalarını ilginç buluyorum çünkü ilk yıllardan beri kendisini Tyrion ile özleştirdiğini gördüm ama sanırım artık öyle olmadığını anladığı bir aydınlanma yaşadı).
- Aeron'un inancını paylaşmadığını ancak ilginç bulduğunu söyledi. İnancı sayesinde kendini bir arada tutan paramparça bir adam.
- "Brienne, zincirden örülmüş zırhlı bikini giyen DND kadın savaşçılarına cevabımdır"(Saygılar usta, aldık mesajı, seni anlıyor ve sonuna kadar bu konuda destekliyorum).
- Birisi Arthur Dayne'in öldüğünü doğrulamak istedi. "HİÇBİR ŞEYİ ONAYLAMIYORUM. 1000 aptal teorinin hüküm sürmesine izin verin ”(GRRM, ben senin....)
- Sancaksık Kardeşlerin neden R’hllor inancına geçtiği soruldu. “Çünkü onlar birinin ölümden döndüğünü gördüler. Birinin ölümden dirildiğini görsem ben de o dine girerdim.
- Birisi Brandon Stark'ın Kral Toprakları'na gittiğinde Rhaegar'ın çıkıp ölmesi dışında başka bir şey söyleyip söylemediğini sordu. George, tarihin bunu kaydetmediğini söyledi ama muhtemelen şöyle bir şeydi, "Bu uzun bir yolculuktu. Yiyecek bir şeyler var mı? Oğlum, atıma iyi bak. " (Şakanı yesinler.)
- Annem, zor zamanlar geçiren çok iyi bir aileden geliyordu ama yine de bir servet hatırası vardı. Bradys adlı ailesinin adını taşıyan uzun bir iskele inşa ettiler. Okula giderken her gün çok süslü Brady evinin önünden geçti ve kendi kendine "Neden o eve BİZ sahip değiliz? O rıhtım bizimdi! Kendimi kraliyet ailesinin sürgün edilmiş bir üyesi gibi hissettim. Belki de Dany şeylerin bir kısmı buradan geldi.”
- "ASOIAF'in bu kadar uzun olmasını planlamıyordum. İçinde dolaştım. Daha önce sadece dört roman yayınlamıştım ve her biri sadece bir yıl sürdü. ASOIAF'ı bir üçlü olarak yazmayı planlamıştım, bu yüzden üç yıl süreceğini düşündüm. İlk kitap için 1400 sayfaya ulaştığımda, uzun bir kitap olacağını biliyordum. Yaklaşık 400 sayfa kaldı ve bu ACOK'a dönüştü. Sonra "dört kitap üçlemem" beş oldu ve sonra altı kitap üçlemesi oldu. Ben onu 6 kitapta tutmaya sımsıkı sarıldım ama eşim Parris yedi parmağını kaldırmaya devam etti. Tolkien'in dediği gibi, hikâye anlatıldıkça büyüdü. "
- Konuşmanın öne çıkan bazı kısımları: -Varys ve Littlefinger, her birinin birbirleriyle ilgili zararlı şeyleri bildiği, ancak hiçbirinin diğerinin niyetinden emin olmadığı (Littlefinger daha yakın olsa da) politik bir dans oynuyor.
- Eğer en sevdiği karakteri öldürürse karısı onu terk edecek herkes diyor ki, A ile başlayıp bitiyor.
- Hayır, 2500 kişilik bir forumda Lyanna'nın son sözlerini açıklamayacak.
-Ve en açıklayıcı olanı: Winds için Kış'ın 'şeylerin öldüğü' en karanlık dönem olduğunu ve birçok karakterin karanlık yerlere gideceğini söyledi(gel de heyecan yapma :D ).
- Yedi Krallık'taki siyasi kurumların neden bu kadar zayıf olduğunu düşünüyorsunuz?
Krallık ejderhalarla birleşti, bu yüzden Targaryen'in kusuru monarşiyi tamamen onlara bağlı olarak yarattılar. Küçük konsey gerçek bir kontrol ve denge olarak tasarlanmadı. Bu yüzden, ejderhalar olmadan (krallık) aksırdı, çılgınca beceriksiz ve megalomanyak bir kral, aşk vurgunu bir prens, acımasız bir iç savaş, tahtla ne yapacağını gerçekten bilmeyen ahlaksız bir kral ve sonra kaos.
submitted by griljedi to asoiaf_tr [link] [comments]


2020.09.12 20:54 melabaa YURTDIŞINA GİTME REHBERİ-TOPLADIĞIM BİLGİLER

Toplanın pek sevgili vadan hayinleri.
facebook'a hiç girmemiştim, bu grubu reddit'te buldum. bir sürü gönderinizi çalıp whatsapp gruplarda karıları güldürüp üstünüzden prim kastım, şimdi de topladığım bilgileri vererek karşılığını vereyim diyorum.
son zamanlarda sürekli yurtdışına nasıl gidilir, ne yarrak yeriz, gitsek bizi sikerler mi, hadi 1 kere siktiler ondan bir şey çıkmaz ama avrupalının bdsm kölesi olmayalım tarzında paylaşımlar görüyorum. son 2-3 senedir bütün hayatını yurtdışına gitmek üzerine ayarlayan birisi olarak nasıl gidebilineceğini bölüm bölüm anlatayım.
Öncelikle şunu belirteyim. İNGİLİZCE ÖĞRENMEK ZORUNDASINIZ. öyle benim ingilizcem var ama bana kadar var demekle olmuyor amk. bi siz akıllısınız ingilizce bilmeden giderseniz adamlar size suriyeli muamelesi yapacak doğal olarak. iş bulmaya çalışacaksınız adamla konuşamayacaksınız. bir bar göreceksiniz girerken kim bu aq sığırı diyecekler. bir kız göreceksiniz are you kola derken ya kız size sapık diyecek ya dalga geçileceksiniz. hıyarlık yapmayın, kendinizi küçük düşürmeyin öğrenin şu siktiğimin dilini. seviye olarak C1 falan gitmek için yeterli. kraliçeye sunum yapmayacaksınız sonuçta. udemy'de kurslar 25 lira alın takip ederek başlayın.
1-)evlenerek gitmek. bu iş eğer yurtdışında tanıdık düzgün birisi, uzaktan aile dostu, sizi de yanında isteyen gevşek bir akraba falan yoksa imkansıza yakın gençler. 5000 km öteden yamuk sikle ingiliz düşüremezsiniz. öyle bir yakışıklılığınız varsa zaten gidin manken olun amk.
2-)iltica bunu da görüyorum, eğer çok belirgin bir siyasi davanız, siyasi aranmanız vs yoksa kabul etmeleri çoğunlukla zor. adamlar bizim gibi değil amk adamların sınır kapısı cidden sınır kapısı. öyle ben aleviyim benim kapıma çarpı atacaklar diyen herkesi alsalardı türkiye'de alevi iran'da müslüman kalmazdı. adamları gerçekten türkiye'ye döndüğünüzde hayatınızın tehlikede olduğuna ikna etmeniz lazım. sıkıntılı bir olay valla, benim götüm yemez. ama bu konuyu merak ediyorsanız amerika'nın "ıslak ayak kuru ayak" politakasına vs bakın, araştırmanızı iyi yapın, böcek muamelesi görüp sonra da siktiredilme riskiniz olduğunu da unutmayın.
3-)iş bulma beyler valla bu denenebilir. kaybedecek bir şeyimiz yok aq. linkedin vs platformlara CV bırakın. benim denediğim olaylardan birisi de bu. adamlar genel olarak kaliteli eleman almak istiyor ama bunu belirtelim. eğer güzel bir üni bölümünde okuyorsanız, bitirmişseniz, 1-2 kurs sertifikasıyla destekliyorsanız işiniz kolaylaşıyor. bende onlar yok ben kendimi siktireyim insan kaynaklarına derseniz ona göre bir şey yapmaya başlayın aq. yazılım ve genel olarak siber güvenlik en sağlam konulardan. udemy, youtube ve coursera çok işe yarıyor. siktiğimin ingilizcesi zorunlu.
4-)yüksek lisansla gitmek bu da benim denediğim olaylardan birisi. şu an açıköğretimden yöneyim bilişim sistemleri fakültesindeyim. açıköğretim falan ama yüksek lisans şansı veriyor. parayı bastırınca hemen hemen her ülkede yüksek lisans yapabiliyorsunuz, üstüne bittikten sonra çalışma izni de veriyor. işi bulduktan sonra vizeyi uzata uzata vatandaşlığa kadar gidiliyor. düzgün bir alan seçin. yalnız bu olay para gerektiriyor. yıllık 15k gözden çıkarsanız 30k, giderlerle 40k$ para lazım. yapacak bir şey yok kuralları ben koymuyorum.
5-)dil okuluyla gitmek valla baktınız olmuyor en yapılabilir işlerden birisi bu. kanada'ya üniversitelerin açtığı dil kurslarına giderek, kursu bitirdikten sonra üniversiteye girişte dil şartını halletmiş oluyorsunuz. bu sürede ortama alışmış oluyorsunuz, üni sonrası çalışma izni alabiliyorsunuz 3 yıllık. ama şöyle bir sıkıntı var ne olduğunu olacağını iyi araştırın. üniversitelerin ve dil okullarının istekleri farklı olabiliyor. bazı üniler bitirdikten sonra çalışma izni vermiyor falan. iyi araştırıp seçerek gitmek lazım. şirketlere çok güvenmeyin kendi araştırmanızı kendiniz yapın. bu da para gerektiriyor ama yüksek lisanstan az. bölüme devam edeceksiniz falan derken siz kafadan 20k çıkarın yine.
6-)ankara anlaşmasıyla gitmek valla bunun için geç kaldık gibi. brexit sonrası bu olayı kaldıracak gibiler. bu olay basitçe şu, tr ile belli başlı ülkeler arasında yatırımcılara ve iş kuranlara öncelik verilmesini öngören bir anlaşma var. "ben ingiltere'ye gidip, eğitimini aldığım ve deneyimli olduğum bir konuda iş yeri açacağım" diyorsunuz. belgeleri bokları püsürleri topluyorsunuz. genel olarak baktıkları şeyler aldığınız eğitim, bunda sahip olduğunuz deneyim (min 3 yıl gibi), bir de en az 6-8 ay size yetecek ve işinizi kurabilecek kadar nereden geldiği belli olan nakit para. pound 10 lira olduğu için bu şu an benim tercihlerim arasında değil. elin adasında parasız kalırsak kimseden para da isteyemeyiz aq. kira 1000 pound olsa, 10k tl istemen lazım ki evsiz kalma. sikerler kamil hepimizi sikerler. yapacağınız işe göre değişir. ben freelance tasarımcıyım demekle, benzin istasyonu açıcam demek farklı sonuçta.
7-)şansı zorlayarak farklı ülkeleri denemek bakın bu da yapılabilir. mesela karadağ/montenegro'ya gitmek baya kolay. şirket açarak gidebiliyorsunuz. götü yiyen gider çğköfteci açar, tutarsa euro kazanır hayatını yaşar. tutmazsa ne yarrak yersiniz bilmiyorum. bir de dil okulu için amerika'ya gidip, sonra vize değişikliği vs derken kalıp kaçak çalışanlar var. amerika son zamanlarda çok karışık, onu da geçtim kaçak çalışırken bir şekilde polise yakalanırsınız sizi kaç yerinizden ne şekilde vururlar bilmiyorum.
ben ne yarrak yemeye çalışıyorum? açıköğretimi bitirmeye çalışırken hem bir yandan seçeneklerimi geliştiriyorum, hem kendime bir yol haritası çiziyorum, hemde farklı konularla ilgilenerek kendime pasif gelir getirebilecek alanlar açmaya çalışıyorum. örneğin mobil uygulama ve oyun yapmak gibi. bir de ingilizce falan kasıyorum işte. sürekli para kazanmaya, kazandıklarımı biriktirmeye çalışıyorum.
bakın gençler, eğri oturup doğru konuşalım, bu ülkeden bi yarrak olmayacak. bildiğin 40 yıl çalışsak yine hayatımızda değişen bir şey olmayacak, 3-5 kişiyi zengin etmek için uğraşıp duracağız. milletin pazara gitmek için aldığı arabaları alabilmek için yıllarca çalışacağız. belki aldığımız gün tarafikte orospu çocuğunun teki ya çekip vuracak ya bıçağı takacak, adam hapse bile girmeyecek olan bize olacak. patronlar bizi aylık 300 dolara, bir amerikalının aylık köpeğine harcadığı paraya günde 12 saat çalıştıracak, izin istediğimizde anasına sövmüşüz gibi yüzümüze bakacak. bizim sike sike bir şeyler yapmamız lazım. şimdi bazı orospu sıçmıkları gidip gitmeyi düşünmeden önce ülkeyi düzeltmeye çalışın diyecek, işte o orospu çocuklarını yanınızda bulundurmayın. bunlar kaypak birer götverendir, ülkeyi düzeltelim derler, bir şeyi düzeltmek için protesto ettiğiniz zaman size vatan hayini der, işten atılmanıza gülerler. hepsinin anasını sikeyim.
sonuç olarak ne yapıyoruz, insan gibi gidip yaşayabileceğiz şekilde kendimizi geliştirip, anadolu çomarı gibi dış güçler bizi almıyor demiyoruz. en kötü birisi alır herhalde amk, çoğumuz bu ülkeye fazlayız lan.
submitted by melabaa to KGBTR [link] [comments]


2020.08.28 18:19 griljedi GRRM - 2014 Söyleşileri

- "Gerçek hayatta iyiyle kötü arasındaki savaşın en zor yanı, hangisinin hangisi olduğunu belirlemektir... Geleneksel mutlu sonlara karşı içgüdüsel bir güvensizliğim var.”
- 1991'de bu fikri ilk aldığınızda, bunun sadece bir roman değil, birçok roman olduğunu biliyor muydunuz?
Bana gelen ilk sahne, ilk kitabın birinci bölümüydü, ulu kurt yavruları buldukları bölüm. Bu bana birdenbire geldi. Aslında farklı bir roman üzerinde çalışıyordum ve birden o sahneyi gördüm. Yazdığım romana ait değildi ama bana o kadar canlı geldi ki oturup yazmak zorunda kaldım ve bunu yaptığımda ikinci bir bölüm oldu ve ikinci bölüm Catelyn'di. Ned'in yeni döndüğü ve kralın öldüğü mesajını aldığı bölüm ve bu da bir tür farkındalıktı çünkü ilk bölümü yazarken gerçekten ne olduğunu bilmiyordum. Bu kısa bir hikaye mi? Bu bir romanın bölümü mü? Hepsi bu Bran denen çocukla mı ilgili olacak?Ama sonra, ikinci bölümü yazdığımda ve bakış açımı değiştirdiğimde - tam orada, tam başında, Temmuz 91'de önemli bir karar verdim. Tek bir bakış açısına sahip olmaktansa ikinci bir bakış açısına gittiğim dakika, kitabı çok daha büyük yaptığımı biliyordum. Şimdi iki bakış açım vardı ve iki tane elde ettiğinizde, üç, beş veya yedi veya her neyse olabilir. Üç ya da dört bölüm içinde olduğumda bile, büyük olacağını biliyordum.
Başlangıçta, bir üçleme düşündüm ve nihayet piyasaya sürdüğümde, bu şekilde sattım.Üç kitap: A Game of Thrones, A Dance With Dragons, Winds of Winter. Bunlar üç orijinal başlıktı ve üç kitap için kafamda bir yapı vardı. O zamanlar, doksanlı yılların ortalarında fanteziye, altmışlardan beri olduğu gibi üçlemelerin egemenliği altındaydı. Yayıncılığın o küçük ironilerinden birinde Tolkien aslında bir üçleme yazmadı. Yüzüklerin Efendisi adlı uzun bir roman yazdı. Ellili yıllardaki yayıncısı, "Bu tek bir roman olarak yayımlanamayacak kadar uzun. Onu üç kitaba ayıracağız" dedi. Böylece üçlemeyi elde etti, Yüzüklerin Efendisi o kadar büyük bir başarıya dönüştü ki yirmi yıldan fazla bir süredir diğer tüm fantezi yazarları üçleme yazıyordu. Bu kalıbı kararlı bir şekilde kıran, sanırım bir üçleme olarak da başlayan, ancak hızla ötesine geçen The Wheel of Time ile Robert Jordan'dı ve insanlar şunu görmeye başladı, "Hayır, daha uzun. Esasen bir mega romanınız olabilir! " Ve nihayetinde ben de aynı farkındalığa ulaştım, ancak '95'e kadar, A Game of Thrones'da zaten bin beş yüz el yazması sayfam olduğu ve sonuna kadar bile yaklaşmadığım ortaya çıktığında... Böylece benim üçlemem o noktada dört kitap oldu. Sonra, daha sonraki bir noktada, altı kitap oldu. Ve şimdi yedi kitapta sabit tutuyor.
İnşallah yedi kitapta bitirebilirim.
Büyük, biliyor musun? Ve gerçek şu ki, bu bir üçleme değil.Uzun bir roman. Gerçekten çok uzun bir roman. Bu bir hikaye ve hepsi bittiğinde, bir kutu setine koyacaklar ve bundan yirmi yıl sonra ya da bundan yüz yıl sonra hala okuyan biri varsa, hepsini birlikte okuyacaklar. Başından sonuna kadar okuyacaklar ve benim yaptığım gibi, hangi kitapta neler olduğunu unutacaklar.
- Kışyarı'nda geçen sahneleri yazarken ve birdenbire tamamen farklı bir konumla Daenerys sahnesine sahip olurken, sizin için büyük bir değişim miydi?
Oldukça erken bir tarihte, 91 yazında Daenerys'e ait şeyler vardı. Onun başka bir kıtada olduğunu biliyordum. Sanırım o zamana kadar zaten bir harita çizmiştim - ve üzerinde değildi. Westeros olarak anılacak tek kıtanın haritasını çizmiştim ama o sürgündeydi ve bunu biliyordum ve bu yapıdan bir nevi ayrılıştı. Kitabın başlangıç ​​yapısı açısından Tolkien'den ödünç aldığım bir şey. Yüzüklerin Efendisine bakarsanShire'da her şey Bilbo'nun doğum günü partisiyle başlar. Çok küçük bir odağınız var. Kitabın hemen başında Shire'ın bir haritası var - bunun tüm dünya olduğunu düşünüyorsunuz. Ve sonra onun dışına çıkarlar. Kendi içinde epik görünen Shire'ı geçerler ve sonra dünya büyüyor, büyüyor ve büyüyor... Ve sonra daha fazla karakter eklerler ve sonra bu karakterler ayrılır. Esasen oradaki ustaya baktım ve aynı yapıyı benimsedim. Taht Oyunları'ndaki her şey Kışyarı'nda başlar. Orada herkes bir aradadır ve sonra daha fazla insanla tanışırsınız ve nihayetinde ayrılırlar ve farklı yönlere giderler. Ancak bundan ilkinden ayrılan, her zaman ayrı olan Daenerys'ti. Sanki Tolkien, Bilbo'ya sahip olmanın yanı sıra, kitabın başından beri ara sıra bir Faramir bölümüne atılmış gibi.
- Aslında Daenerys, Kışyarı’na (sahnelerine) bağlıydı çünkü onun ailesine olanlar hakkında konuşulduğunu okuduk.
Örtüşmeler görüyorsunuz. Daenerys evlenir ve Robert, Daenerys'in yeni evlendiği raporunu alır ve buna ve yarattığı tehdide tepki verir.
- Çok güçlü ters dönüşleriniz var, okuyucunun dengesini bozuyorsunuz. Önceleri Sword in the Stone bölgesinde olduğunuzu düşünebilirsiniz, kitabın dönüşeceği halini düşünebilirsiniz; örneğin kahramanın Bran olduğunu düşünebilirsiniz ama sonra sizinle okuyucu arasında hilekar bir oyuna dönüşmüş gibi...
Sanırım okumak istediğini yazıyorsun. Bayonne'de çocukluğumdan beri okurdum, doymak bilmez bir okurdum. "George, burnu kitapta" diye seslenirlerdi. Bu yüzden hayatımda birçok hikaye okudum ve bazıları beni çok derinden etkiledi; diğerlerini ben onları yere koyduktan beş dakika sonra unuttum. Gerçekten takdir etmeye başladığım şeylerden biri, benim kurgumda bir tür öngörülemezlik. Beni nereye gittiğini gördüğüm bir kitaptan daha çabuk sıkan hiçbir şey yok. Siz de okudunuz. Yeni bir kitap açarsınız ve ilk bölümü, belki ilk iki bölümü okursunuz ve geri kalanını bile okumanıza gerek kalmaz. Tam olarak nereye gittiğini görebilirsiniz. Sanırım ben büyürken ve televizyon seyrederken bunun bir kısmını aldım. Annem olayların nereye gittiğini her zaman tahmin ederdi, ister I Love Lucy ister onun gibi bir şey olsun. "Pekala, bu olacak" derdi. Ve tabii ki, olur! Ve hiçbir şey daha hoş değildi, farklı bir şey olduğunda aniden bir şaşırırdı, twsit haklı olduğu sürece.
Bir anlam ifade etmeyen gelişigüzel dönüşler yapamazsınız. İşlerin takip etmesi gerekiyor. Sonunda "Aman Tanrım, bunun olacağını görmedim ama önceden haber verildi; burada bir ipucu vardı, orada bir ipucu vardı. Onu görmeliydim geliyor. " demelisiniz ve bu benim için çok tatmin edici. Bunu okuduğum kurguda ararım ve kendi kurguma yerleştirmeye çalışırım.
- Bran'ın itilmesi gibi, bunu da önceden haber veriyorsunuz, böylece okuyucu aldatılmış hissetmez. Kızıl Düğün de aynı.
Kurgu ve yaşam arasında her zaman bir gerilim vardır. Kurgu, hayattan daha fazla yapıya sahiptir. Ama yapıyı saklamalıyız. Sanırım yazarı saklamalıyız ve bir hikayeyi gerçekmiş gibi göstermeliyiz. Çok fazla hikaye çok yapılandırılmış ve çok tanıdık. Okuma şeklimiz, televizyon izleme şeklimiz, sinemaya gitme şeklimiz, hepsi bize bir hikayenin nasıl gideceğine dair belirli beklentiler verir. Gerçek hikayeden tamamen bağımsız olan nedenlerle bile. Sinemaya gidiyorsun, büyük yıldız kim? Tamam, Tom Cruise yıldızsa, Tom Cruise ilk sahnede ölmeyecek, biliyor musun? Çünkü o yıldız! Geçmesi gerekiyor. Veya bir TV şovu izliyorsunuz ve adı Castle. Castle karakterinin oldukça güvenli olduğunu biliyorsunuz. Önümüzdeki hafta ve sonraki hafta da orada olacak.
İdeal olarak bunu bilmemelisin. Duygusal katılım, bir şekilde bunu aşabilirsek daha büyük olurdu. Yani yapmaya çalıştığım şey bu, biliyor musun? Bran, önsözden sonra tanıştığınız başlıca karakterlerden ilki. Yani "Oh, tamam, bu Bran'ın hikayesi, Bran burada bir kahraman olacak" diye düşünüyorsunuz. Ve sonra: Hata! Orada Bran'a ne oldu? Hemen kuralları değiştiriyorsunuz. Ve umarım bu noktadan sonra okuyucu biraz belirsizdir. “Bu filmde kimin güvende olduğunu bilmiyorum.” Bunu dedirtmek gerekir. Ve insanlar bana “Kitaplarda kimin güvende olduğunu asla bilemiyorum. Asla rahatlayamam. " dediğinde bunu seviyorum. Bunu kitaplarımda istiyorum. Ve bunu okuduğum kitaplarda da istiyorum. Her şeyin olabileceğini hissetmek istiyorum. Alfred Hitchcock bunu yapan ilk kişilerden biriydi, en ünlüsü Psycho'da. Psycho'yu izlemeye başlıyorsun ve onun kahraman olduğunu düşünüyorsun. Öyle mi? Onu sonuna kadar takip ettin. O duşta ölemez!
- Ned korucunun kafasını kestiğinde belirsizliğe erken işaret edersin ama o yanılıyor. Kesin değil. Ve hatta Jaime Lannister, Bran'ı pencereden dışarı ittiği sahneden sonra Tyrion ile dostça bir ilişki kurar. Onun başka bir yanını görüyorsunuz.
Gerçek insanlar karmaşıktır. Gerçek insanlar bizi şaşırtıyor ve farklı günlerde farklı şeyler yapıyorlar. Santa Fe'de birkaç ay önce satın alıp yeniden açtığım küçük bir tiyatrom var. Bazı yazar etkinlikleri düzenliyoruz. Birkaç hafta önce bir imza için Pat Conroy vardı. Harika yazar, harika Amerikalı yazarlarımızdan biri. Ve kariyerinin çoğunu babası hakkında bu kitapları yazarak geçirdi. Bazen anı olarak, bazen kurgu olarak atılıyor, ancak babasıyla olan sorunlu ilişkisinin, ona farklı bir isim ve farklı bir meslek verdiğinde ve tüm bunlara rağmen baktığını görebilirsiniz. Her ne şekilde olursa olsun, Pat Conroy’un babası Büyük Santini karakteri, modern edebiyatın en büyük karmaşık karakterlerinden biridir. O çirkin bir tacizci, çocuklarını terörize ediyor, karısını dövüyor, ama aynı zamanda bir savaş kahramanı, bir dövüşçü ve tüm bunlar. The Prince of Tides'daki karakter gibi bazı sahnelerde, bir kaplan satın aldığı ve bir benzin istasyonu açmaya çalıştığı ve işler ters gittiği, neredeyse bir Ralph Kramden komik adamıdır. Bunu okuyorsun ve hepsi aynı adam ve bazen ona hayranlık duyuyorsun ve bazen ona karşı nefret ve tiksinme hissediyorsun ve oğlum, bu çok gerçek. Hayatımızdaki gerçek insanlara bazen böyle tepki veririz.
- Kitaplarınızda kadınlar güçlüdür.
Ama ataerkil bir toplumda mücadele ediyorlar, bu yüzden her zaman üstesinden gelmeleri gereken engeller var ki bu gerçek orta çağların hikayesiydi. Aquitane'li Eleanor gibi güçlü bir kadına sahip olabilirsiniz, iki kralın karısı olabilirdi ve yine de kocası, sırf ona kızdığı için onu on yıl hapse atabilirdi. Farklı zamanlardı ve bu bir fantezi dünyası, bu yüzden daha da farklı.
- Sonunda hangi strateji işe yarayacak?
Bu (hikayeyi) söylemek olurdu. Görmek için sonuna kadar gitmelisin.
- Karakterleriniz için, Jaime'nin Brienne of Tarth ile seyahat etmesi gibi harika ters karakterleriniz var. Tazı ile Arya gibi başka eşleşmeler de var. Bilinçli olarak ters karakter mi yaratıyorsunuz?
Drama çatışmadan ortaya çıkıyor, bu yüzden birbirinden çok farklı iki karakteri bir araya getirip geride durup kıvılcımların uçuşunu seyretmeyi seviyorsunuz. Bu size daha iyi diyalog ve daha iyi durumlar kazandırır.
- Tyrion için Joffrey’in ölümü işleri daha iyi yapmaz, işleri daha da kötüleştirir. Tyrion'un başı büyük belada ve tüm seri boyunca bir noktaya değinmeye çalıştığım bir şeyi kanıtlıyor: Kararların sonuçları var. Robb, Frey Hanesi'ne sözünü tutmaz ve Frey’in kızlarından biriyle evlenmezse, bunun onun için korkunç sonuçları olur. Tyrion’un sorunlarından biri de geveze olmasıydı. Serinin başından beri bir şeyler söylüyor, Cersei'ye bu üstü kapalı tehditler - "Bir gün bunun için seni alacağım, bir gün neşen ağzında küle dönecek." Şimdi, tüm bu açıklamalar onu gerçekten suçlu gösteriyor.
Sanırım katilin amacı, bunu başka bir Kızıl Düğün haline getirmek değil - Kızıl Düğün çok açık bir şekilde cinayet ve kasaplıktı. Bence Joffrey’in ölümüyle ilgili fikir, onu bir kaza gibi göstermekti - birisi kutlama yapıyor, Heimlich manevrasını icat etmemişler, bu yüzden birisi boğazına yemek taktığında, bu çok ciddidir. Bunu biraz İngiltere Kralı Stephen'ın oğlu Eustace'in ölümüne dayandırdım. Stephen, tacı kuzeni İmparatoriçe Maude'dan gasp etmişti ve uzun bir iç savaşla savaştılar ve anarşi ile savaş ikinci nesle aktarılacaktı çünkü Maude'un bir oğlu, Henry ve Stephen'ın bir oğlu vardı. Ama Eustace bir ziyafette boğularak öldü. İnsanlar hala bin yıl sonra tartışıyorlar: Boğuldu mu yoksa zehirlendi mi? Çünkü Eustace'i ortadan kaldırarak İngiliz iç savaşını sona erdiren bir barış getirdi. Eustace’ın ölümü [tesadüfi olarak] kabul edildi ve bence buradaki katillerin umduğu şey buydu - tüm krallık Joffrey’in bir parça turta üzerinde boğulup öldüğünü görecek. Ama güvenmedikleri şey, Cersei’nin bunun cinayet olduğuna dair acil varsayımıydı. Cersei bir an bile buna kanmadı. Bunun kaza sonucu bir ölüm olduğuna inanmıyor. Sahnenin çekildiğini gördünüz, boğulma ihtimali olduğu için mi karşımıza çıkıyor yoksa zehirlendiği çok açık mı?
- Neden “Buz ve Ateş Şarkısı” romanlarınıza tecavüz veya cinsel şiddet olaylarını dahil ettiniz? Bu sahnelerle daha büyük hangi temaları ortaya çıkarmaya çalışıyorsunuz?
Bir sanatçının gerçeği söyleme yükümlülüğü vardır. Romanlarım epik fantezi ama tarihten ilhama dayanıyorlar. Tecavüz ve cinsel şiddet, eski Sümerlerden günümüze kadar yapılan her savaşın bir parçası olmuştur. Onları savaşa ve güce odaklanan bir anlatımdan çıkarmak, temelde yanlış ve sahtekârlık olurdu ve kitapların temalarından birini baltalardı: insanlık tarihinin gerçek dehşetinin orklardan ve Kara Lordlardan değil, bizden kaynaklandığı... Biz canavarlarız. (Ve kahramanlar da). Her birimizin kendi içinde büyük iyilik ve büyük kötülük kapasitesi vardır.
- Kitapların bazı eleştirmenleri, bu tür sahnelerin Westeros dünyasının genellikle karanlık ve ahlaksız bir yer olduğunu göstermesi amaçlansa bile, romanların seyri boyunca bu anlara aşırı bir güven duyulduğunu ve belirli bir noktada olduklarını söylediler, artık şok edici değil ve heyecan verici hale geliyor. Bu eleştiriye nasıl yanıt veriyorsunuz?
Westeros'un "karanlık ve ahlaksız bir yer" olduğu fikrine itiraz etmeliyim. Burası Disneyland Orta Çağları değil, hayır ve bu oldukça kasıtlı ... ama kendi dünyamızdan daha karanlık veya ahlaksız da değil. Tarih kanla yazılır. Cinsel veya başka türlü "Buz ve Ateşin Şarkısı" ndaki vahşet, herhangi bir iyi tarih kitabında bulunabileceklerle karşılaştırıldığında soluk kalır.
Bazı cinsel şiddet sahnelerinin heyecan verici olduğu eleştirisine gelince, bana bu eleştirmenler hakkında kitaplarımdan daha çok şey söylüyor gibi geliyor. Belki onlar bazı sahneleri heyecan verici bulmuşlardır. Okuyucularımın çoğu, sanırım onları amaçlandığı gibi okudu.
Yazar olarak kariyerimin en başından beri felsefemin "göster, söyleme" felsefesi olduğunu söyleyeceğim. Kitaplarımda ne olursa olsun, eylemi özetlemek yerine okuyucuyu bunun ortasına koymaya çalışıyorum. Bu, canlı duyusal ayrıntılar gerektirir. Mesafe istemiyorum, seni oraya koymak istiyorum. Söz konusu sahne bir seks sahnesi olduğunda, bazı okuyucular bunu son derece rahatsız buluyor… ve bu cinsel şiddet sahneleri için on kat daha doğru.
Ama olması gerektiği gibi. Bazı sahneler rahatsız edici, rahatsız edici ve okunması zor olabilir.
- Martin, HBO şovunda yapılan küçük değişikliklerin daha sonra oradaki hikaye üzerinde ne kadar büyük bir etkisi olacağı hakkında biraz konuşuyor. TV yapımcılarının yaptığı seçimleri kontrol etmediğini bize bildirdiğinizden emin oldu.
- Robert’s Rebellion hakkında bir kitap yazacak mısın?
"Muhtemelen değil." Sonraki iki kitapta Robert’s Rebellion’a daha çok geri dönüşler ve imalar olacak. "Bu serinin sonunda olan her şeyi öğreneceksin". Bununla ilgili bir kitap o zaman çok ilginç olmazdı.
- Bize bir warg ejderha binicisi hakkında ne söyleyebilirsiniz?
Bir ejderhayı warglayan birinin geçmişte emsali yoktur. Ejderha ve binici arasındaki efsanevi bağın zengin bir tarihi var. Çok uzaklardan (hmm) bile sürücülerine yanıt veren ejderhaların gerçek ve çok güçlü bir bağ olduğunu gösteren örnekler olmuştur. Bununla ilgili daha çok şey öğreneceğiz. Okumaya devam edin.
- ASOIAF’taki en favori alıntınız nedir?
Tek bir tane yok ama Septon Meribald’ın savaş hakkında yaptığı konuşmayı seviyorum.
- Kendinizi kitaplarda hangi karakter olarak görüyorsunuz? İçinde en çok hangi karakter var?
Tyrion demek isterdim ama bu gerçekten Samwell Tarly. Tyrion daha çok aksiyon alıyor, daha çok yatıyor (kahkahalar) ama ben daha çok Sam gibiyim.
- Bir kitap okuyucu olarak, şovdaki benzer durumu izlemeden önce bunu okumak çok tatmin ediciydi (Arya, show’da Polliver'ı öldürürken Lommy'den söz ediyor, kitaplarda Raff). Bahsettiğiniz gibi, şov içeriğini kontrol edemezsiniz. Sezon 5'e doğru ilerlerken böyle açıklamaların önünde kalmak için daha fazla bölüm yayınlamayı planlıyor musunuz? Ayrıca Arya, o bölümde beklediğimizden çok daha yaşlı görünüyor. “Mercy”, gelecekte Dans'ın sonundan itibaren bir yıldan fazla mı oluyor yoksa sadece Arya'nın her zaman yaşından büyük görünmesi mi meselesi mi?
- [Martin'den büyük bir sessizlik]. Bu bölüm yaklaşık on yıl önce yazılmıştı ve önce Ziyafet'in sonunda olması gerekiyordu, ardından Dans'ın sonuna dahil edilmişti ama bir sondan çok bir başlangıç ​​gibi görünüyor, bu yüzden epey hareket etti. Çocukların biraz büyüyebilmesi için kitaplarda olması gereken beş yıllık boşluğun da bir parçasıydı. Bu, Arya ve Bran gibi karakterler için işe yaradı, ancak Jon Snow veya diğerleri için hiç işe yaramadı. Beş yıl önce Gece Nöbetçileri'nin Lord Kumandanı oldum. O zamandan beri pek bir şey olmadı… ”(kahkahalar). Arya'yı şimdiki yaşına geri getirmek için o bölümde biraz çalıştım. Orada zaman aralığı yok (hikaye dizisinde tam olarak ne zaman geldiğini söylemiyor). Unutmayın, bu bir önizleme bölümüdür, yine de geri dönüp yayınlanmadan önce üzerinde yeniden çalışabilirim.
[Sorum bu olduğu için tahmin ettiğime eminim ama Martin, Arya'nın yaşının burada bir sorun gibi göründüğünü biraz düşünmüş görünüyor. Bir çeşit, "O lanet bölümü bir daha yeniden yazmayacağım." 5. sezondan önce daha fazla önizleme bölümü yayımlayıp yayımlamayacağına dair gerçek bir yorum ve gösteriye neyin girileceğini kontrol etmediğine dair başka bir hatırlatma yok.]
- Tyrion babasıyla yüzleşmek için gittiğinde, ne yapacağını düşünüyor? Onunla sadece sohbet mi ediyorsun?
O noktada bunu düşündüğünü sanmıyorum. O sırada sefilleri oynuyor. Her şeyini kaybetti. Güvenli bir yere kaçırılacak ama orada ne yapacak? Lannister Hanesi'ndeki yerini kaybetti, saraydaki yerini kaybetti, tüm altınını kaybetti - bu, hayatı boyunca onu ayakta tutan tek şeydi. Cüce olmanın dezavantajları ne olursa olsun, şövalye olmak için gerekli fiziksel yetenekleri yoktu, ancak eski ve güçlü bir ismin ve bir şeyler satın almak isteyebileceği tüm altının büyük avantajına sahipti. Bronn gibi takipçileri ve onu savunmak için diğer insanları... Şimdi tüm bunları kaybetti ve aynı zamanda, kayıtsız şartsız sevdiği ve her zaman onun yanında olduğu tek kan bağı Jamie'nin hayatının bu travmatik olayında, nihai ihanette rol oynadığını öğrendi. O kadar incindi ki diğer insanları incitmek istiyor ve Shae'nin kendisine söylediği hesaptan nerede olduğunu anladığı ve bu merdivenin bir zamanlar onun olan bir oda olduğunu bildiği bir heves anı, şimdi babası ondan gasp etti. Bu yüzden babasını görmek için yukarı çıkıyor ve oraya vardığında ne söyleyeceğini ya da yapacağını bildiğini sanmıyorum ama - bir kısmı bunu yapmaya mecbur hissediyor. Ve tabii ki sonra Shae'yi orada buluyoruz, bu onun için ek bir şok, karnındaki ek bir bıçak.
Bence bazen insanlar çok zorlanıyor, bazen insanlar kırılıyor. Ve bence Tyrion zirve noktasına ulaştı. Cehennemden geçti, defalarca ölümle yüz yüze geldi ve gördüğü gibi bakmaya çalıştığı, onayını kazanmaya çalıştığı tüm insanlar tarafından ihanete uğradı. Hayatı boyunca babasının onayını almaya çalışıyordu. Ve şüphelerine rağmen, Shae'ye aşık oldu, kalbini ona vermesine izin verdi. Artık yapamayacağı bir noktaya ulaşır. Sanırım iki eylem, birbirlerinin anlarında gerçekleşse de oldukça farklı. Lord Tywin'e öfkeliydi çünkü ilk karısı ve ona olanlar hakkındaki gerçeği öğrendi ve Tywin ona fahişe demeye devam ediyor - Lord Tywin'in mantığına göre... Lord Tywin, Tyrion'u sevmediği için kimsenin Tyrion'u sevemeyeceğine inanıyor. Demek ki cüceyi Lannister olduğu için yatağına yatırmaya çalışan alt sınıftan bir kız olduğu açık, böylece leydi olabilir, parası olabilir ve bir şatoda yaşayabilir. Yani temelde bir fahişe olmaya eşdeğer - statüye sahip olduğu için ona bayılıyor ve Tyrion'a bu konuda bir ders vermeye çalışıyor. Ve böylece yarasına tuz dökmeye benzeyen "fahişe" kelimesini kullanmaya devam etti ve Tyrion ona bunu yapmamasını, o kelimeyi bir daha söyleme dedi. Ve o kelimeyi tekrar söyledi ve o anda, Tyrion'un parmağı tetiğe bastı.
Shae ile bu çok daha kasıtlı ve bazı yönlerden daha acımasız bir şey. Bu anlık bir hareket değil, çünkü onu yavaşça boğuyor ve kadın kurtulmaya çalışıyor, kavga ediyor. İstediği zaman bırakabilirdi ama öfkesi ve ihanet duygusu o kadar güçlü ki bitene kadar durmuyor ve bu muhtemelen şimdiye kadar yaptığı en kara eylemdi. Lord Tywin'in yaptığı küçük gösteriden sonra onu terk ederek ilk karısına yaptığı şey ve onun ruhunun büyük suçu bu... Şimdi Westeros standartlarına göre, bu hiç de suç sayılmaz - "Yani bir lord, bir fahişeyi öldürdü, sorun değil." Bunun için, düşük doğumlu kadınlara, fahişelere ve meyhane fahişelerine hor gören, onları kullanan ve atan diğer lordlardan ve şövalyelerden daha fazla cezalandırılması olası değildir. Bu dünya için bir şey değil ama yine ona musallat olacak bir şey olsa da babasını öldürme eylemi sonsuza dek arkasını olmayacak bir şeydi çünkü hiçbir insan bir akraba katili kadar lanetli değildir.
Tywin, Shae'yi biliyordu. Muhtemelen onun, açıkça “o fahişeyi saraya getirmeyeceksin” dediği ve Tyrion'un ona tekrar meydan okuduğunu ve o fahişeyi saraya çıkardığını söylediği aynı kamp takipçisi olduğunu anladı. Burada tam olarak ne olduğuna gelince, bu gerçekten konuşmak istemediğim bir şey çünkü hala açıklayamadığım ve daha sonraki kitaplarda açıklanacak yönleri var. Ancak tüm bunlarda Varys'in rolü de dikkate alınması gereken bir konudur. Kitaplardaki Shae, Tyrion hakkında başka bir john(?) kadar umursamayan, kampı takip eden, manipülatif bir fahişedir ama o, küçük bir genç seks kedisi gibi, tüm fantezilerini besleyen çok uyumludur; o gerçekten sadece para ve statü için yaşıyor. O, Tywin'in Tyrion’un ilk karısının aslında olmadığını düşündüğü her şeydir.
- Ona ilham veren Frost şiiri dünyanın sonu hakkındadır ve bu, Martin'in icat ettiği evrenin yedinci kitabın sonunda sıcak ya da soğuk ya da muhtemelen her ikisi ile yok olması gerektiğini ima ediyor gibi görünüyor.
Yazar kıkırdıyor: "Bu konuda yorum yapmayacağım. Bunun için iki kitap için endişelenebilirsin. Ama tüm insanların ölmesi gerektiği doğru."
- Web sitelerinde görünen birçok hayran teorisi sorulduğunda Martin şunları söyledi: "Bu konuyla boğuştum, çünkü okuyucularımı şaşırtmak istiyorum. Bir okuyucu olarak öngörülebilir kurgudan nefret ediyorum, öngörülebilir kurgu yazmak istemiyorum. "Okuyucumu şaşırtmak ve memnun etmek ve onları geldiğini görmedikleri yönlere götürmek istiyorum ama planları değiştiremem. 90'lı yıllarda ilk fan panolarını okumamın ve durmamın nedenlerinden biri de bu. Birincisi, zamanım yoktu, ancak iki konu tam da bu. O kadar çok okuyucu kitapları o kadar dikkatle okuyordu ki bazı teoriler ortaya atıyorlardı ve bu teorilerin bazıları eğlenceli boğalar ve yaratıcı olsa da, teorilerin bazıları haklı. En az bir veya iki okuyucu, kitaplara yerleştirdiğim ve doğru çözüme ulaştığım son derece ince ve belirsiz ipuçlarını bir araya getirmişti. Öyleyse ne yapmalıyım? Değiştiriyor muyum? Bu konuyla boğuştum ve bunu değiştirmenin bir felaket olacağı sonucuna vardım çünkü ipuçları vardı. Bunu yapamazsın, o yüzden ben devam edeceğim.”
- "Kurtlar, Amerika'nın soyundan gelen ve binlerce yıl öncesine dayanan Avrupa folklorunun bir parçasıdır. Roma, Romulus ve Remus'ta - kurtlar ve insanlar arasında her zaman bu ilişki vardır." Bu ilişki Martin'in dizisinde defalarca görülüyor ve Martin'in son iki kitap sonunda piyasaya sürülürken devam edeceğini söyleyeceği bir şey. Özellikle Arya'nın kurdu Nymeria önemli bir rol oynayacak. "Biliyor musun, bir şeyler hakkında bilgi vermekten hoşlanmam." diyor Martin, yüzüne yayılan bir gülümsemeyle. "Ama kullanmayı düşünmediğiniz sürece dev bir kurt sürüsünü duvara asamazsınız."
- İşinize aşina olmayanlar için dizi hayali bir dünyada geçiyor. Krallığın kontrolü için bir mücadele var. Bu hanedan savaşı, esasen üç ana olay örgüsünden biridir. Bu tür insanüstü karakterleri içeren başka olay örgüsü satırları da var ve sonra eski tahtının geri dönüşünü arayan sürgün Targaryen kızı var. Neden bu üç ana olay örgüsü?
- Tabii ki uzakta olan iki şey var - Sur’un kuzeyindeki şeyler (Diğerleri) ve sonra diğer kıtada ejderhalarıyla Targaryen var - elbette "Buz ve Ateşin Şarkısı" başlığının buz ve ateşi. . " Yedi krallığın başkenti olan King's Landing'de ortada meydana gelen merkezi şeyler, çok daha fazlası tarihi olaylara ve tarihi kurguya dayanıyor. Güllerin Savaşları'ndan ve 100 Yıl Savaşları etrafındaki diğer bazı çatışmalardan gevşek bir şekilde alınmıştır, ancak elbette fantastik bir twist ile. Biliyorsunuz, başladığım dinamiklerden biri, King's Landing'deki yedi krallık içindeki küçük güç mücadeleleri tarafından bu kadar tüketilen insanlardı - kim kral olacak? Küçük Konsey'de kimler olacak? Politikaları kim belirleyecek? - krallıklarının çevresinde çok uzakta meydana gelen çok daha büyük ve daha tehlikeli tehditlere karşı körler...
Ve tabii ki, bunu tarih boyunca görebilirsiniz. Tarihte yer alan ortak bir dinamiktir. Biliyorsunuz, Yunan şehir devletleri, İsa'nın doğumundan önce, biliyorsunuz, Makedonyalı Philip hepsini fethetmek için ordularını oluştursa bile birbirleriyle kavga ediyorlar ama bunu modern zamanlarda bile görüyorsunuz, biliyorsunuz - Fransa'nın Üçüncü Cumhuriyet döneminde, Nazi tehdidi yükselirken siyasi mücadeleleri... Ancak Fransız siyasetçiler neredeyse Nazilerle arkadaş olmayı tercih ediyorlardı. Ve belki modern gündeki derslerimiz de. Kim bilir? Demek istediğim, şu anda dünyamızda iklim değişikliği gibi şeyler oluyor, bu, nihayetinde tüm dünya için bir tehdit. Ama insanlar onu politik bir futbol yerine kullanıyorlar, bilirsiniz… Herkesin bir araya geleceğini düşünürsünüz.
Bu, muhtemelen insan ırkını yok edebilecek bir şey. Bu yüzden, özellikle modern zaman meselesine değil, kitabın yapısıyla ilgili genel bir şey olarak bir analog yapmak istedim.
- Kitapta ( Buz ve Ateşin Dünyası) ipuçları bulmayı uman hayranlar için bir soru kalıyor: Tarih tekerrür eder mi? Martin’in arsız yanıtı: “Yankılanan bir evet ve hayır. Biraz belki. "
submitted by griljedi to asoiaf_tr [link] [comments]


2020.07.03 02:00 Cratix16 Annem Babama Nasıl Verdi Acaba Neler Hissetti! Part 3

akşam incide takılıyordum ki babam bini çıktı yanıma kapıyı tıklattı.. okan mı beyaz mı? diye sordum. ikisinin de amk aç kapıyı dedi. doğru cevabı verdiğinden açtım kapıyı. lan bu ne hal? diye bağırdı. ne var halimde? dedim. oğlum delirtme çıkar şunları diyor. taktığım sütyeni kastediyormuş amk.. bu herifin dar kafalılığı öldürecek beni. baba merve'ye aldım takmadı, o kadar para verdim. boşa mı gitsin? tasarruf yapıyorum dedim. tasarrufunu giberim diye bağırınca çıkarmak zorunda kaldım. tek tek tuvaletleri gezip boşa su akıyor mu? diye kontrol etmeyi biliyor oç. biz tasarruf yapınca suçlu oluyoruz. takacak ya bana, bahane arıyor. konuyu değiştirmek için zaman lerzan mutlu'yu ne kadar değiştirmiş, farkında mısın? diye sordum, giblemedi. böyle zekiliklerim vardır. aşırı bir tepki aldığımda olayı yumuşatmak için parlak zekamı devreye sokarım. ters ters bakıyor amk.. sen ne demeye geldin baba? dedim. demiyorum lan sana bir şey baba da deme bana amk dedi ve çıktı. oha amk itirafı kest. delirmek üzereydim.. babam kimdi benim amk? bu konuyu hemen açıklığa kavuşturmalı, incide arkamdan konuşulanları haklı çıkarmamalıydım.
not: lerzan mutlu annem olabilir.
hemen indim aşağıya sordum anneme. benim babam kim? dedim. mal mal konuşma git başımdan diyor. babam babam olmadığını iddia ediyor, kim benim babam cevapla çabuk, yoksa bida odama almam seni dedim. öyle deyince tırsmış olacak gitti babama sen ne dedin bu çocuğa? diye çıkıştı. ben biraz uzaklaştım, dayaktan korktuğum için. zaten duydum sonra babam yakışıksız ifadeler dillendiriyordu hakkımda. bunlardan bir gib çıkmayacaktı, kendi yöntemlerimle öğrenmeliydim. merve'nin yanına gittim. kapıyla küs olduğumuzdan ona bir şey söylemedim ve tıklattım. zaten onla harcayacak zamanım da yoktu. merve açtı kapıyı, ne var? dedi. önce benimle insan gibi konuşmasını, daha sonra göğüslerinin bir ara fotoğrafını çekmemiz gerektiğini, bir iş için lazım olduğunu tembihledim. git abi pff xs gibilerinden bir şey söyleyecek oldu, tuttum saçından. söyle, geçen saklayıp da söyleyemediğin şey neydi? benim gerçek babam kim? annem başka kimlere veriyor? dedim. sesi çıkmadı.. söyle çabuk yoksa nermin'in face profiline yine mesut yar'ın kilo vermeden önceki hallerinin fotoğraflarını atarım diye tehdit ettim, defol diye karşılık verdi. bu kız tam bir kevaşe.. artık anlaşılmıştı, aile içinden doğru cevap gelmeyecekti. bir an önce farklı yollara yönelmeliydim.
not: aradığım sorunun cevabı nermin'de olabilir.
sabaha kadar gözüme uyku girmedi. face'den, twitter'dan ve inci'den çeşitli duyurular yaptım. babamın kim olduğunu bilenlerin acil bana ulaşması gerektiğini yazdım. küfürle cevap verenlere gerekli tepkileri verip evden fırladım. 1. kata indim, yine o kadın çıktı. eşiniz evde mi? dedim. hayır dedi. oha bu saatte gelmedi mi hala? diye bağırdım. herif ağır tokmakçı amk evine bile uğramıyor. saçmalama işe gitti dedi. yemedim tabiki ama onla uğraşamazdım. sizin kocanız benim annemi gibmiş doğru mu? dedim. ne diyorsun sen defol git falan dedi küfür müfür bir şeyler saydırdı. dur kapatma kapıyı cevap ver dedim, kapattı huur kapıyı. annemin tadına varmış biri bu karıya katlanıyor olamaz deyip babamın bu adam olmadığına karar verdim. karşı komşu firuze teyzenin kapısını çaldım. eşiniz evde mi? diye sordum.. yok dedi. kocanızı kastediyorum, evde mi? dedim. yok evladım diye karşılık verdi. firuze teyze belanızı gibtirmeyin hepinizin eşi mi memur amk saat 8 buçuk deyince, bir şeylerden korkuyor olmalı ki kapıyı hakaret ederek kapattı. firuze teyzenin kocası ihtimalini aklımda tutmalıydım. firuze teyze bir şeyler saklıyor gibiydi. sıra 2. kattaki dairelere gelmişti.
not: 1. kattaki kadının adını hala bilmiyorum.
  1. kattakilerden birini tanıyorum da 4 numaraya hiç gitmemiştim. o yüzden önce tanıdığımdan başlayıp aradaki samimiyeti kullanmaya karar verdim. kapıyı çaldım, aramızdaki samimiyete olan inancından dolayı açtı kapıyı. aramızdaki samimiyete güvenerek nassın mehtap teyze görünmüyon? dedim. beni görmekten şaşırmış olacak ki ters ters baktı. kocanız annemi gibmiş doğru mu? diye sordum. sorgu tekniğidir bu, annem itiraf etmiş gibi yapıp lafı alacaktım ağzından. böyle zekiliklerim vardır. insanlara aklımla küçük oyunlar oynar, keskin zekam karşısında çırpınışlarını izlerim. lafı değiştirmek için terbiyesizlik yapma oğlum git işine hadi deyip kapıyı kapattı. bunların hepsi niye böyle davranıyor amk? 1 insan gibi sohbet edebilen olmaz mı koca apartmanda.. kocasından şüpheleniyor belli ki. bu ihtimali de cebe koyup 4 numaraya gittim. çaldım kapıyı benim yaşlarımda bir kız açtı. eşiniz evde mi? dedim. eşim yok benim, neden sordunuz? dedi. kocanızı kastediyorum hanımefendi, evde mi çabuk diye ısrar ettim. öğrenciyiz biz söyle ne söyleyeceksen diyor. bir an öğrenci ve kız olduğunu aklıma getirince çok heyecanlandım ve birkaç saniye aralıksız bakıştık. fakat benden hoşlanıyor olması, sorgu tekniğimden kaçabileceği anlsevgi gelmiyordu. babanız annemi bafilemiş doğru mu? dedim, gülüyor amk. oha bulmuştum galiba.. bu diğerleri gibi kapıyı kapatmamıştı. tabi bu benden hoşlanıyor olmasından da kaynaklanabilirdi ama gözlerinden babasını saklamak istediği gerçeğini okudum. bak dedim ayağını denk al, şahsi meselemizi sonra halledelim dedim ve babasının msn adresini istedim. uğraşamam senle deyip kapıyı kapattı. nihayet elime gerçekçi deliller geçmişti. ayrıca behzat ç'deki şule'den sonra ilk kez bir kızın benden hoşlandığını hissetmiştim. bu da olumlu bir gelişmeydi. neyse edindiğim bilgileri aklımda tutup 3. kattakileri sorguya çekmek vardı sırada.
    not: mehtap teyze ve erdal beşikçioğlu liseden sınıf arkadaşı olabilir.
  2. kattaki sinirli teyze biraz beni korkutsa da kapıyı çalmak zorundaydım. açtı ne var? dedi. olaya yumuşak girmek için natalie portman'ın léon'daki halini hatırlıyor musunuz? dedim. anlamadım? evladım işim var noldu? dedi. acelesi kendini ele veriyordu açıkçası. bu tavrı şüphelerimi artırmıştı. hanımefendi dalga geçmeyin benle, kocanız nerde? dedim. napacan kocamı? diyor. aklı sıra lafı değiştirecek oç. kadın biraz yaşlı olduğundan sorumu dikkatli sordum. muhterem beyefendinin validem ile vakt-i zamanında izdivaç ettiğini teferrüc ediyorum dedim. söylediğime cevap vermeyip lafı değiştirmeye çalıştı. annenin haberi var mı geldiğinden? dedi. sanane annemden oç deyip ondan önce kapıyı ben kapattım. sonra da açmadı oç. şüpheliler listeme eklenmekten kurtaramamıştı kocasını... karşı daireye geçtim. kapıyı tıklattım. kapıyı açan kadına ''oha siz burada mı oturuyordunuz? kapıcı sanıyordum sizi.'' dedim. ne diyorsun sen? falan bir şeyler geveledi. eşiniz evde mi dedim. yok bana söyle ne söyleyeceksen bebek içeride yalnız dedi. bebek kimden? diye sorunca biraz sinirlenip kapıyı kapattı. bu millet mal amk. babam tembihlemiş herhalde hepsine, konuşmayın demiş. bu adam tam bir oç, böyle bir şeyi benden saklayabileceğini nasıl düşünür? neyse şimdi gitmem gereken tek bir adres kalmıştı. firuze teyze.. fazla beklemeden bizim kata çıktım.
not: bebek önder açıkbaş'tan galiba.
bizim kata çıkıp firuze teyzelerin kapısını çaldım. firuze teyze kapıyı açınca bir şey söylemesine izin vermeden ''haykırmaaaak istiyoruoooğğmmmm konuşamıyorum'' eserini ilhan irem'in tarzıyla seslendirmeye başladım. bu daha samimi bir sohbet gerçekleştirmemizi sağlayabilirdi. noldu evladım yine? dedi. bakın firuze teyze sevişmek doğal bir şey ve insanın bir ihtiyacı. günümüzde yıldız tilbe bile sevişiyor dedim. oğlum git hiç sırası değil dedi. ne sırası değil? bu saatte görmeyin siz de şu işi kardeşim dedim. kapıyı kapatıyordu ki koydum ayağımı araya korkmasını sağladım. bildiğiniz gibi böyle çevikliklerim ve böyle zekiliklerim vardır. bu hareketimde iki yeteneğimi bir potada erittim. napıyorsun oğlum sen? git evine yürü dedi. eşiniz annemi emmiş doğru mu? dedim. anlamadığım birkaç arapça cümle söyleyerek kapıyı kapattı ve kafamı karıştırdığını sandı. fakat bu hareketleriyle kendini ele vermiş oldu. çünkü firuze teyzenin arapça bilme ihtimali çok düşüktü. böyle basit hamlelerle aklımı karıştırmayacağından şüpheliler listeme kocasını ekletmekten kaçamadı. yeterli bilgiyi toplamıştım. şimdi eve gidip taylor swift'in love story şarkısı eşliğinde bir durum değerlendirmesi yapacaktım. kapıyı çaldım, annem açtı. nereden geliyorsun? diye sordu. konuyu değiştirmek için defne joy foster öldü 3 gün yas tuttunuz, 30 şehit öldü şimdi neredesiniz? dedim. mal mal baktı, fırsattan istifade odamın yolunu tuttum.
not: ilhan irem, taylor swift'e kanye west'in yaptığı ayıbı yapmazdı.
harun kolçak posterimi ters çevirip duvara astım. şüphelilerin isimlerini, yaşlarını, duyabildiğim kadarıyla haftalık sevişme sayılarını yazdım. o sırada babam geldi, kapıyı tıklattı. gel lan kahvaltı yap dedi. yeterli eti cinim olduğunu, kapımın önünü derhal terk etmesse merdivenlerle konuşacağımı, bir daha onu üst kata çıkarmayacağımı söyledim. öyle deyince korkmuş olacak ki hiçbir şey demeden aşağı indi. elimdeki delilleri ve düşündüklerimi facebook, twitter, inci'de paylaştım. msn iletimi ''alem arka olmuş.'' yaptım. insanlardan yardım istedim. fakat herkes oçlik peşinde olduğu için gerekli küfürleri gerekli yerlere iletip sosyal ortamdan da umudumu kestim. neden herkes bana karşı amk bir anlasam... daha sonra kapım çalındı, gelen merveydi. şaşırdım amk hangi dağda kurt öldü? diye sorup biraz gülümsedim. abi açar mısın kapıyı? dedi. önce soruma cevap ver dedim. abi aç şu kapıyı diye bağırınca daha fazla sinirlendirmemek için kapıyı açtım ve hangi dağda kurt öldü? derken gerçek bir soru sormadığımı, kendisine bir espri yaptığımı belirttim. yoksa 12 yaşında kız nerden bilsin amk nerde kim öldü * böyle esprili anlarım vardır. sivri zekamla beklenmedik espriler yapar, insanları aralıksız güldürürüm. neyse derdin ne merve? sütyensiz birini odama almadığımı biliyorsun, acele et dedim. bir fotoğraf çıkarıp, abi bu iğrenç şeyi niye yatağımın altına koydun? dedi. o iğrenç dediği şeyin david fincher'ın 25 kare tekniği olduğunu ve fight club'ın final sahnesinde bulunduğunu belirttim. merve iyi kız, hoş kız da cahil biraz galiba.. bir daha yapma böyle şeyler yeter artık dedi. konuyu değiştirmek için bu yaşar nuri öztürk saba tümer'e neden bu kadar sinirli? diye sordum. aklı karışmış olacak ki cevap vermeden çıktı odadan. ben de işime bakmaya devam ettim.
not: helena bonham carter yaşar nuri öztürk'ten hoşlanıyor. ikisinin de 3 ismi var.
duvardaki yazdıklarıma bakarak bir süre düşündüm. daha sonra benden hoşlanan öğrenci kızla şükran teyzenin akraba olduklarını farkettim. bu da firuze teyzenin kocasının benim babam olma ihtimalini kuvvetlendiriyordu. indim aşağıya annem mutfakta bir şeylerle uğraşıyordu. anne firuze teyzenin kocasıyla nereden tanışıyorsunuz? dedim daha mevzuya girmeden. böyle zekiliklerim vardır. konuya farklı bir yerden girer, karşımdaki insanın aklımın oltasına düşmesini beklerim. fakat annem git başımdan, uğraşamam gibi basit kelimelerle beni başından atmaya çalıştı. yemedim tabiki, ama yine de çok üstüne gitmeden lafı ağzından alıyım diye kim kardashian'ın en küçük kız kardeşinin model olmak istediğinden bahsettim. yine aynı basitlikte cümlelerle lafı geçiştirmeye çalışınca kafasını karıştırmak için requim for a dream'in ne kadar overrated bir film olduğundan bahsettim ona. fakat kadına işlemiyordu. anlaşılmıştı, çözülmesi için biraz daha zaman vardı. ben de yukarı çıkıp biraz kafamı dağıtmalı, başka şeylere yoğunlaşmalıydım. bu kadar düşünmek bana bile fazla gelmişti. inci'ye girip semiha berksoy ferresi yolla diyene yolluyorum başlığı açtım. pek ilgi görmeyince twitter'a girip birkaç güldüren şaka yaptım. kimse rtlemeyince face'e girip liseden arkadaşım pelin'in duvarına halil sezai paracıklıoğlu senden hoşlanıyor yazdım. 2 dakika sonra kaldırdı gönderimi oç. herkes bana karşı amk böyle dünyanın necati ateş'ini gibiyim deyip uykuya dalmaya karar verdim ve yatağa yattım. bir an önce sabah olmasını ve planlarımı hayata geçirmeyi istiyordum.
not: pelin kim kardashian'ın erkek kardeşine veriyor. eminim...
sabah kalktım erkenden reserved ne demek ola ki amk? diye düşündüm biraz. daha sonra quentin tarantino'nun adını hatırlayamadığım bir filmine gönderme olduğuna karar verip işe koyulmayı tercih ettim. merve'nin odasına inip biraz kapıyla dertleşmek istedim, fakat cevap vermedi oç. tüm dünya bana karşı birleşmiş amk deyip eticin+cappy i mideye indirdikten sonra firuze teyzelerin daireye indim. kapıyı tıkladım, açan olmadı. fakat içerde ayak sesleri vardı amk uyuyor olamazlardı. böyle zekiliklerim vardır, şeytanı ayrıntıda arar, aklımı kullanarak yerinde gözlemler yaparım. açmaları için kapıyı daha sert vurmaya başladıktan sonra firuze teyze açtı kapıyı. bir şey dememe izin vermeden bak çıkacam söyleyecem artık sizinkilere yeter böyle oğlum, acıyorum ses çıkarmıyorum dedim. sen kimsin bana acıyorsun firuzan teyze? kocanı çağır dedim. adını firuzan olarak telaffuz ettim ki onu önemsemiyor gibi bir görüntü verip, karşımda ezilmesini sağlayım. böyle hınzırlıklarım vardır. kocamı çağırırsam dayak yersin, git bak dedi. babam değil mi? döver de, sever de.. karışmayın çağırın dedim. ne diyorsun oğlum sen, çık elimi belada koyma diyor oç. eğer kocasını çağırmassa zabıta ya da pakize suda'yı çağıracağımı belirttim. fakat kadın oralı olmadı.. yetmezmiş gibi kapıyı yüzüme kapattı. oğlunuz büyüyünce önder açıkbaş gibi olacak hepiniz oç siniz deyip bizim daireye çıktım. konuyu manevi babama açma vakti gelmişti.
not: reservedla ilgili filmde pakize suda oynuyordu galiba.
kahvaltı masasına oturup bir süre herkesin uyanmasını bekledim. o sırada abraham lincoln'ün annemle ne ilgisi olabilir? diye düşündüm. neyse ki ilk uyanan babam oldu. napıyon lan burda? uyumadın mı? dedi. uyuduğumu, çünkü beynimin en fazla uyurken geliştiğini belirttim. beynini gibiyim gibilerinden ucuz bir laf etti. bu adamın aklı sıra benle taşak geçmesi çok sinirlerimi bozuyor. manevi babam olduğunu öğrendikten sonra bıçaklamayı düşünmüyor değilim. neyse buna daha fazla takılmayıp onu popülasyon genetiğinin kurucuları ingiliz biyologlar ronald fisher ve j.b.s. haldane için 1 dakikalık saygı duruşuna davet ettim. giblemedi oç.. tabi ben hiç bozmadan duygulu bir 1 dakika yaşadıktan sonra konuya girmeye çalıştım. fakat bu oç döver diye yavaş yavaş bahsetmeliydim içimdekilerden. ilk insan ademse ya bu kızını gibti, ya da oğulları kız kardeşlerini? diyerek bir sohbet konusu açmaya çalıştım. sabah sabah sürünme yine.. diyince olayı mantık boyutundan şiddet boyutuna taşımamak için lafı uzatmadım. önce sevecen olmalıydım. bak dedim sen de bu yaşıma kadar büyüttün ettin, aç susuz koymadın eti cinim ekgib olmadı sağol dedim. ne diyon sen amk? diyor oç hala işin gırgırında. baba, bak hala baba diyorum sana. sen kim olduğunu söylemedin ama ben gerçek babamı buldum dedim. ilk başta şaşırdı, sonra zekama şaşırmış olacak ki hafif gülümsedi. kimmiş? dedi joe biden dedim. oç kahkaha atıyor karşımda. ne gülüyorsun amk baktım netten ben joe biden türkiye'yi başkan yardımcısı olmadan önce defalarca ziyaret etmiş dedim. oğlum bak sinirleniyorum, gibtir git diyor bana muallaknin evladı. hayır dedemi tanımasam manevi babama böyle söylememem gerektiğini düşünücem. ama biliyorum dedemi, kesin muallaknin evladı bu. az önce buraya gelip düşünmeye başlayana kadar firuze teyzenin kocası sanıyordum. o da bafiliyor annemi ama benim babam o değil, az önce düşününce farkettim dedim. ayağa kalktı bu hiçbir şey demeden üzerime yürüdü. şiddet çözüm değil, mantıklı ol. joe biden olmayacak da kim olacak? bunu daha önce düşünmemiş olmam saçma değil mi? diyecektim saç.. diyebildim. ağzıma burnuma daldı amk. bu kez farklı oldu biraz. 1 dişim kırıldı, gözüm 10 dakika içinde hafif morlaştı. elmacık kemiklerim çok acıyordu. vurdukça da kesmedi öncekiler gibi oç. neyse bıraktı gidiyordu sen benim maddi babam değilsin dövemezsin beni diye bağırdım. maddi o anlamda kullanılmaz gerizekalı diye yanıt verip odasına gitti. hmmmm bunu biraz düşünmeliydim.
not: ronald fisher, joe biden'ı duşta seyretmiş.
bir süre burnumdan yere damlayan kanları izleyip kafamda robert downey jr.'ın sherlock holmes performansını değerlendirdim. annem uyanmış amk o geldi ne oldu yine? ne bu halin? salim allah belanı versin deyip ağlamaya başladı. haltları sen yiyorsun, dayağını ben yiyorum anne dedim. ne yaptın yine gerizekalı? sorusuyla karşılık verdi. joe biden'ın babam olduğunu manevi babama söylediğimi belirttim. gözlerinden okudum bir yıllar öncesine gitti.. hiçbir şey demedi, ilk yardım gereçlerini getirdi. bunların yararı olmayacağını, acil bana merve'nin ojelerinin lazım olduğunu söyledim, takmadı. benim de kalkıp onları getirecek halim yoktu açıkçası. her tarafım acıyordu. daha sonra babam oç geldi annemle sırtladılar beni odama taşıdılar. güya şefkatli görünüp joe biden'ı aramama, onları terk etmeme engel olacak oç. ama yağma yok.. iyileştikten sonra ona gününü göstermeye karar verdim. gözlerim dolacak gibi oldu, kendimi tutmak için youtube'a girip harun kolçak'ın ''gir kanıma'' klibini izledim. biraz daha iyiydim.. biraz kafamı farklı şeylere odaklamam gerekiyordu yine. zeki insanların da dinlenmeye ihtiyacı vardır. o yüzden kafamdaki bir diğer önemli soru önder açıkbaş nasıl ünlü oldu? ya yeniden cevap aramaya çalıştım. kendisinin okan bayülgen ile eşit iq'da olduğunda bir kez daha karar kıldım ama dediğim gibi bunu zaten biliyordum. bana daha farklı argümanlar lazımdı.
not: babam oç önder açıkbaş'a kızıyor, sinirini bizden çıkarıyor.
neyse google görsellerden ibrahim erkal fotoğraflarına bakıp sakinleştikten sonra youtube'a girip mustafa karadeniz kamera şakaları izledim. artık iyiydim... şimdi joe biden'a ulaşmak lazımdı. twitter'da kendisini followlayıp birkaç mention attım. facebook duvarıma joe biden beni bul, konuşmamız gerek yazarak telefon numaramı paylaştım. son olarak serkan inci'ye pm atıp beni joe biden ile tanıştırmasını rica ettim. bu ikilinin liseden arkadaş olduğunu düşünürken keşfetmiştim. her tarafım ağrıdığından aşağı inemezdim. anneme seslenip gelmesini söyledim. gelince robert plant'in vokalistliğini yaptığı efsane ingiliz rock grubunun ismini sordum. bilemedi cahil oç... yine de içeri aldım çünkü durum ciddiydi. annem içeri girince manidar olsun diye youtube'dan metin ışık'ın lay lay lom eserini açtım. böyle zekiliklerim vardır. yaptığım eylemlerle insanlara mesajlar verir, onları beynimin labirentlerine davet ederim. ne diyorsun söyle çabuk? bir ihtiyacın mı var? dedi. anne joe biden'a acil ulaşmam lazım. telefon numarası vardır sende, versene.. dedim. hiçbir şey demeden çıktı odadan oç. beni peydahlamayı biliyorsun. o zaman bazı sorulara da cevap vereceksin amk. neyse ben yeteri kadar zekiydim, kimseye ihtiyacım yoktu. açtım yeniden twitter'ı baktım beni ne followlamış, ne sorduğuma cevap vermiş. bu beni biraz üzdü. herkesten sonra onun da bana sırtını dönmesi fazla ağır olmuştu. tavrımı anlasın, kendine çeki düzen versin diye son kez ''followa follow aqar agaaaaaaa'' yazıp kendisini unfollowladım. baktım facebook'taki çağrıma da cevap verdiği yok, dikkat çekmek için gönderimin altına ''a tempest of siblings, business and fame engulf olympic decathlete bruce jenner and paparazzi fave kim kardashian as their huge hollywood families collide.'' yazdım. hani adam ingilizce biliyor ya.. o açıdan. böyle zekiliklerim vardır. her bireyi kendi başına, kendi şartlarıyla değerlendirip onları aklımın kapanına sokarım. inci'deki inboxım da hala boş olduğuna göre biraz daha beklemem gerektiğine, bu sırada hegel şükran teyze akrabalığının ne anlama geldiğini düşünebileceğime karar verdim.
not: mustafa karadeniz hegel'i çok komik şakalardı.
sağ dizimdeki, dirseklerimdeki ve elmacık kemiğimin üst kısımlarındaki morluklara merve'nin daha önce kaçırdığım ojesini sürüp biraz dinlenmeye çekildim. 2-3 saatlik bir uyku çektikten sonra inci'ye girdim. inboxım hala boştu. serkan inci'ye sen git hala fakir gibi dilen, bir işimize yardımcı olma oç yazdıktan sonra balkona çıkıp ela'nın gelmesini bekledim. bir kere de sözünde dur amk kızı yaralıyız bir de. tam 45 dakika bekletti. ben de daha fazla beklemedim ki tavrımı anlasın. böyle zekiliklerim vardır. gerekli durumlarda sinirimi beynimin kıvrımlarıyla harmanlayıp ortaya akıl ürünü, zekice tepkiler çıkartırım. kapım tıklandı, gelen manevi babammış. steven spielberg mü? david lynch mi? diye sordum. gibtirme onları bana aç şu kapıyı dedi. bu adamda gelişme var amk. bu ara hiçbir soruyu kaçırmıyor. doğru yanıtı duyar duymaz açtım kapıyı. buyur ne vardı? dedim. oğlum bir an aşırı sinirlendim, böyle olsun istemezdim, kusura bakma dedi. joe biden'a ulaşacağımı anlayınca arkaü tutuştu oç nin. yine de asıl niyetini anlamamazlıktan gelerek olur böyle şeyler baba dedim. aferin bak, yarak yarak konuşma adam ol şöyle diyor. güzel ortamı bozmamak, lafı değiştirmek için dostoyevski'deki st. petersburg tasvirleri başka kimde var allasen? diye sordum. aval aval baktı. bak baba dedim, madem yapıcı konuşuyoruz. ben önemli değilim, artık düşünme beni.. ben bakarım başımın çaresine dedim. aferin oğlum dedi. ama merve adına endişeleniyorum baba, face'den sınıfındaki erkek arkadaşlarıyla konuştum kimseyle sevişmemiş dedim. daha lafa devam edecektim kalktı gidiyor saygısız oç.. dur dedim nereye gidiyorsun amk? almayım ayağımın altına bak zor tutuyorum kendimi diyor. bu adamın pgibolojik desteğe ihtiyacı var amk. olur olmaz yerde dayak atmaya çalışıyor. merdivenlerden inerken annen yemek hazırladı getirsin odana söyleyim de dedi. annemden sanane oç deyip kapıyı kapattım, üzerine kitledim.
not: ela'yı david lynch'e yar etmem. niyetlerinin farkındayım ama bu asla olmayacak.
baktım face'e, twitter'a joe biden'dan hala ses yok. bu annem de 1 kere olsun adam gibi adama vermiyor amk. babam olma ihtimali olan herkes oç. neyse çıktı annem yemek getirdim aç kapıyı diyor. önder açıkbaş nasıl ünlü oldu? dedim. oğlum aç kapıyı uğraşamam senle diye karşlık verdi. fakat yağma yoktu. şu sorularıma bu evde artık cevap verilecek amk. ciddi bir şey soruyorum, önder açıkbaş nasıl ünlü oldu? diyerek sorumu tekrarladım. buraya bırakıyorum yemeği alırsın dedi. açtım kapıyı pilav nohut var.. üzerine vişneli cappy döküp afiyetle yedim. tam hatırlayamadığım bir şeye sinirlenip boşların olduğu tepsiyi yatağın altına sakladım. harun kolçak'ın gir kanıma klibini izleyip sakinleştikten sonra yeniden joe biden'ı bulmanın yollarını aradım. birden joe biden'ın bizim apartmandaki öğrenci kızın akrabası olduğu aklıma geldi. o kızla hemen konuşmalıydım. evden çıkmama izin vermeyeceklerinden üst kattan sıvışmaya karar verdim. böyle zekiliklerim vardır. insanların benim üzerimde kurmaya çalıştıkları baskıya, onlara akıl oyunları yapıp, beklenmedik anda beklenmedik eylemlerde bulunarak cevap veririm. yürümekte zorlandığım için kızın katına inmem 15 dakikamı aldı. ama sonunda varmıştım. tıkladım kapıyı, açtı. konuya alakalı bir yerden girmek için bu model grubunun solisti neden spastik kız çocuğu taklidi yapıyor? diye sordum, gülümsedi. bu olumlu bir gelişmeydi, balık oltaya geliyordu. ne vardı? dedi. joe biden'ın telefon numarası lazım dedim. o kim? diyor amk. yeni nesil ecdadını akrabasını tanımıyor ayıp oç dedim. şaşırmış görünüyordu.. daha sonra anlamlı bir sosyal mesaj vermek için ''ecdad tarih yazmış, torun okumaktan aciz.'' diye bağırdım. ehehe ne kullanıyorsan aynısından istiyorum deyip kapıyı kapattı. oha! oha oha oha oha wowwww... ekşici lan bu dedim. espriyi kest dedim. telefon numarasını alamasam da kızın ekşici olduğu bilgisine ulaştım. bu da joe biden ile ekşiyi direk ilişkili kılıyordu. zaten daha önce şüphelendiğim bir durum olduğundan bir an önce odama çıkıp bunun üzerine düşünmeye karar verdim. yaklaşık yarım saat sonra kimseye farkettirmeden odamdaydım.
not: öğrenci kız geceleri evinde harun kolçak'ı misafir ediyor.
daha sonra odamda enrique iglesias'ın hero klibini izlerken joe biden-ekşi ilişkisini düşündüm bir süre. tüm bu karışıklığın arkasından roberto baggio'nun çıkabileceğini tahmin ediyordum. twitter'da ve facebook'ta durumumumu edit:imla diye güncellendim. birkaç film izledim beğenmedim, birkaç şarkı dinledim ağır eleştirdim. aralarına sızarsam belki daha kolay çözülürler diye düşündüm. böyle zekiliklerim vardır. insanlara yakın davranıp bana güvenmelerini sağladıktan sonra onları beynimin duvarlarına hapsederek istediklerimi vermelerini sağlarım. fakat 2 saat boyunca kimseden ses çıkmamıştı. merve'nin odasına inip konuyu kapıya açmaya karar verdim. indim aşağıya, bak dedim kapı; aramızda çeşitli gerginlikler, hoş olmayan olaylar yaşandı. gel geçmişe bir sünger çekelim. dedim. hiç cevap vermedi oç. yine de büyüklük bende kalmalıydı. eğer barışmak istersen ben odamdayım, harun kolçak dinleyip birbirimize el şakası yaparız dedim. tamam gibilerinden kolunu oynattı. merve açtı kapıyı.. napıyorsun abi burda? diyor. hiç dedim bir meseleyi hallettik. bak merve dedim kaç gündür babamı arıyorum ve kendisine ulaşmama ramak kaldı. ona ulaştıktan sonra sizi terk edecem. aklım sende kalarak gitmeyim, şu aldığım sütyenleri kullan artık dedim. bak çağırırım babamı? diye tehdit ediyor oç. hemen konuyu değiştirdim. bu egemen bağış ne komik adam değil mi? seviyorum vallahi dedim. o kim abi diyor cahil oç. hem sütyensizsin, hem cahil daha fazla muhattap olamam deyip odayı terk ettim. giderken kapıya selamımı çaktım. daha sonra apartmandaki daireleri gezip behzat ç. izleyip izlemediklerini sordum. verilen cevaplara göre apartmandaki oçlik oranını hesapladım. sonuçlar beni üzmüştü.
not: roberto baggio ve akbaba aynı kızdan hoşlanıyorlar.
ertesi gün akşsevgi kadar incide takıldım, eti cin yedim, ela'yı bekledim vs.. akşam olduğunda aşağı indim. herkes salondayken mandalina aşıracaktım. sesimi duymuş olacaklar ki manevi babam salona çağırdı, gittim. ne vardı? dedim. gel yanımızda otur, dizi izleyelim dedi. arkaü tutuştu oç nun.. yine de annemin hatırına oturdum. hiç ağzımı açmadan 20 dakika bekledim. daha sonra fatmagül'ün teyzesine sinirlenip masanın üstündeki bardağı televizyona fırlatınca babam elinin tersiyle suratıma bir tane yapıştırıp odadan kovdu. üvey baban mı var derdin var amk.. neyse odama çıkıp bir süre astrofizik üzerine düşündüm, hubble ultra derin alanını seyrettim. bundan da sıkılınca şükran teyzelerin kapısını çalmak için üst kattan sıvıştım. kapıyı tıkladım, şükran teyze açtı. oo nasılsın şükran teyze, mehmet amca yok mu? dedim. var içeride demeye kalmadı o oç da geldi. kapat kapıyı şükran diyor oç.. mehmet amca babam karınızı tokmaklıyorsa sorunu onla çözün, zaten kendisi öz babam bile değil dedim. git elimden kaza çıkacak diyor amk oğlu. neyse alt kata benden hoşlanan öğrenci kızın dairesine indim, kapıyı tıklatınca hemen açıyor. bu çok iyi bir özellik. insan ilişkilerinin etik kuralları gereği naber? dedim. iyi canım sen diyor. bu da hemen atacak kapağı oç.. ağırdan al kızım. evlenecez demedik. canım manım ne ayaksın? neyse kardeşimin pedi bitmiş de sizden alabilir miyiz? dedim. tabi dedi. ama mümkünse kullanılmış olsun diye rica ettim. öyle deyince bir döndü kaç yaşında senin kardeşin? diyor. ne alakaysa amk bu kızın kafada bir kırıklık var. 12 ne oldu da? dedim. kapıyı yüzüme kapattı. amk sen bana naz yapacan diye kardeşim zor durumda kalacak bencil oç. ilişkimizle ilgili meseleleri bire bir halledelim kızı niye mağdur ediyorsun? bunları söylemek için kapıyı bir kez daha tıkladım, yine açtı sağ olsun. konuya farklı yerden girip tepkisini azaltmak için plüton'a da çok ayıp ettiler ha.. dedim. ya arkadaşım ne istiyorsun benden? dedi. 1 ped rica ettik küfretmediğin kaldı. aramızdaki sorunları baş başa halledelim, şimdi pedi ver dedim. annenle tanışıyoruz, ona bir bir söyleyecem bunları deyip kapıyı kapattı. sanana annemden oç deyip kapıya bir tekme attım ve ben de yukarı çıktım. manevi babam çağırdı yanına, gittim. he dedim, noldu? haftaya azize halanlar geliyormuş, 1 hafta kalacaklar dedi. burcu bakireyse almam eve deyip odama çıktım. azize halam ilginç bir kadındır.. daha önce mehmet amca ve 1. kattaki kadının kocasıyla kısa süreli ilişkiler yaşadı, yürütemedi. gençliğinde mehmet demirkol ile 2 yıllık bir beraberlik yaşamış. şimdi bizim süleyman enişteyle evli görünüyor.
not: benim manitanın babasıyla süleyman eniştenin sık sık öpüştüğünü duydum.
halamların geleceği gün erkenden kalktım. vücudumun kıldan muzdarip yerlerini tıraş ettim. duşumu alıp, kolonyamı sürdükten sonra artık hazırdım. annemler aşağıda hazırlıkları tamamlamıştı. annem geleceklerinden dolayı baya sevinçli görünüyor ama eniştemin gelmediğinden haberi yok herhalde. 2 yıl önce yazlıklarına gittiğimizde eniştemle mutfakta buluşuyorlardı. gözlerimle gördüm.. neyse kapı çaldı indim hemen aşağı. halamlar geldiler falan, burcu ve ekrem de gelmişti. ekrem oç benim hasmım.. benden nefret ediyor biliyorum. yine de burcu'nun hatrına ona katlanmak zorundayım. neyse halamın elini öptüm burcu'yu öptüm falan. tokalaşma merasimi vs.. merve malıyla burcu bir garip hareketler yapıyorlar, ilginç sesler çıkarıyorlar falan. ne yapmak istediklerini tam anlamadım ama sonunda sarıldılar da olay tatlıya bağlandı allahtan. neyse salona geçtik biraz sohbet etmek için. annem açlığınız var mı? diye sordu. ne biçim soru soruyorsun anne, yıllardır giriş katında kirada oturuyorlar? dedim. sen sus diye yanıt verdi. bu kadın tam mal ya.. neyse sen nasılsın oğlum? diye sordu halam. iyiyim hala kız arkadaşım ve yeterli eti cinim var. sen nasılsın? dedim. biz de iyiyiz çok şükür dedi. nasıl iyisin hala? burcu'nun hala göğüsleri büyümemiş. ne rahat insanlarsınız? dedim. babam gibtir ol git gelme buraya diye kolumdan sürükleyerek odadan kovdu. oç 2 dakika hasret gidermemizi de kıskandı. gerçek babam olmadığını sanırım halam da bilmiyor. telaşı ondan... neyse merve'lerin odasına gidip burcu ile merve'yi beklemeye karar verdim. beraber yatacaklardı çünkü.. onlarla etraflıca bu göğüs meselesini konuşmalıydım. gittiğimde kapı kilitli değildi, girdim içeri. kapıyla 5 dakika kadar sohbet ettikten sonra merve ile burcu geldi. kevaşe merve abi ne işin var burda? çık diyor oç. bekle dedim burcu'ya bir şey sormam lazım. sor abi dedi burcu. ekrem hala kızgın mı bana? dedim. niye ki? dedi. ben ten kol saatini cinsel uzvuma taktığımdan beri bana hep ters davranıyordu dedim. yok abi seviyor seni dedi.. oç ekrem o imajı yaratmış ailesinde bilerek.. böyle şeytanlıkları vardır. asıl düşündüğünü son ana kadar söylemeyip, olayların istediği gibi şekillenmesini ister. açıkçası ekrem'den korkuyordum ve bu konuyu annem benim için çözmeliydi. gittim mutfağa annemi yanıma çağırdım. korkumu belli etmemek için konuya farklı yerden girerek okul filmi vardı taylan biraderlerin, sinem kobal oynuyordu. ne korkmuştuk değil mi? dedim. cevap vermiyor oç.. bak anne dedim bu ekrem beni üzüyor. garip hareketleri var deli gibi bir çocuk bu. ayrıca biliyorum ki benden kurtulmanın planlarını yapıyor, benden nefret ediyor dedim. saçmalama oğlum 8 yaşında çocuğun senle ne derdi olsun? diyor oç. ölsem gitsem umurlarında değilim.
not: ekrem okul filminden daha korkunç.
submitted by Cratix16 to kopyamakarna [link] [comments]


2020.06.07 02:19 karanotlar Medeniyet: Bayraklar dikdörtgen, milli marşlar neredeyse aynı

Medeniyet: Bayraklar dikdörtgen, milli marşlar neredeyse aynı
https://preview.redd.it/03231g4bsd351.jpg?width=200&format=pjpg&auto=webp&s=fa03d3d71cf7ec53a8f54d5bacaebd8a060efb2c
Dünyada sadece tek bir medeniyet var
Mark Zuckerberg insanlığı çevrimiçi ortamda birleştirme hayalleri kurarken, son zamanlarda çevrimdışı diyarda cereyan eden olaylar “medeniyetler çatışması” tezinin ateşini körükledi. Pek çok âlim, siyasetçi ve sıradan vatandaş Suriye iç savaşı, IŞİD’in peydahlanması, Brexit’in yarattığı kargaşa ve Avrupa Birliği’nde yaşanan istikrarsızlık gibi konuların hepsinin “Batı Medeniyeti”yle “İslam Medeniyeti” arasındaki çatışmadan kaynaklandığına inanıyor. Batı’nın Müslüman milletlere demokrasi ve insan hakları getir-me girişimleri şiddetli bir İslami tepkiye yol açtı ve Müslüman göçü dalgası beraberinde gerçekleşen İslami terör saldırıları sonucu Avrupalı seçmenler çokkültürlülük hayallerini rafa kaldırıp yabancı düşmanı yerel kimliklere meyletmeye başladı.
Sözkonusu teze göre insanlık ezelden beri birbiriyle uzlaşması mümkün olmayan dünya görüşlerine sahip bireylerin oluşturduğu farklı medeniyetlere ayrılmıştı. Bu birbiriyle bağdaşmayan dünya görüşleri medeniyetlerarası çatışmayı kaçınılmaz kılıyordu. Nasıl ki tabiatta farklı türler doğal seçilimin acımasız yasaları doğrultusunda hayatta kalmaya çalışıyordu, medeniyetler de tarih boyunca defalarca çatışmış ve sadece en güçlü olanlar hayatta kaldığından olan biteni onlar aktarmıştı. Bu amansız hakikati göz ardı edenler, ister liberal siyasetçiler ister akılları beş karış havada mühendisler olsun, hatalarının ceremesini çekeceklerdi.’ “Medeniyetler çatışması” tezinin pek çok siyasi çıkarımı var. Tezin savunucuları “Batı”yla “Müslüman âlemi” birleştirmeye yönelik herhangi bir girişimin başarısızlığa mahkûm olduğunu ileri sürüyor. Müslüman ülkeler asla Batı’nın değerlerini benimsemeyecek, Batılı ülkeler de asla Müslüman azınlıkları özümsemeyi başaramayacak. Buna istinaden ABD, Suriye veya Irak’tan gelen göçmenleri kabul etmemeli ve Avrupa Birliği de çokkültürlü-lük yanılgısından kurtulup göğsünü gere gere Batı kimliğine bürünmelidir. Uzun vadede doğal seçilim sınavından sadece tek bir medeniyet geçecektirve Brüksel’deki bürokratlar Batı’yı İslam tehlikesinden korumayı reddediyorsa o vakit Birleşik Krallık, Danimarka ya da Fransa bu işin altından kendi başına kalkmalıdır.
Oldukça yaygın olsa da hatalı bir tezdir bu. Aşırı İslam ciddi bir tehlike arz ediyor olabilir ama tehdit ettiği “medeniyet”, Batı’ya özgü bir fenomen değil tüm dünya medeniyeti. IŞİD, İran’la ABD’yi ona karşı birlik olmaya boşuna itmedi. Ayrıca ortaçağdan kalma tüm fantezilerine rağmen, aşırı İslamcılar bile sırtlarını 7. yüzyıl Arabistan kültüründen ziyade çağdaş küresel kültüre dayıyor. Ortaçağ çiftçi ve tüccarlarının değil dışlanmış modern gençlerin korku ve umutlarına hitap ediyorlar. Pankaj Mishra ve Christopher de Bellaigue’un güçlü bir şekilde ortaya koyduğu üzere, radikal İslamcılar Hz. Muhammed kadar Marx ve Foucault’dan da etkilenmiş, Emevi ve Abbasi halifeleri kadar 19. yüzyıl Avrupalı anarşistlerinin de mirasını devralmışlardır. Dolayısıyla IŞİD’i dahi gökten inmiş esrarengiz bir ağacın meyvesi gibi değil de hepimizin paylaştığı küresel kültürden türemiş kötü bir tohum şeklinde düşünmek daha doğru olur.
Daha da önemlisi “medeniyetler çatışması” tezine dayanak olarak tarihle biyoloji arasında kurulan alegori yanlış. Küçük kabilelerden devasa medeniyetlere kadar her tür insan topluluğu hayvan türlerinden esas itibarıyla farklıdır ve tarihsel çatışmalar doğal seçilimden büyük farklılıklar gösterir. Hayvan türleri binlerce yıl sağlam kalan nesnel kimliklere sahiptir. Şempanze mi goril mi olduğunuz inançlarınıza göre değil genlerinize göre belirlenir ve farklı genler başka toplumsal davranışlar dayatır. Şempanzeler dişi erkek karışık gruplar halinde yaşar. İktidar için her iki cinsiyetten destekçilerin ittifakını sağlayarak yarışırlar. Buna karşın gorillerde tek bir baskın erkek, dişilerden oluşan bir harem kurar ve lider genellikle konumunu sarsma tehlikesi taşıyan diğer erkekleri kovar. Şempanzeler gorillere özgü toplumsal düzenlemeleri benimseyemez, goriller şempanzeler gibi örgütlenemez ve bildiğimiz kadarıyla şempanze ve gorillerin kendilerine özgü toplumsal sistemleri onyıllardır değil yüz binlerce yıldır süregelmiştir. İnsanlarda buna benzer bir şey göremeyiz. Evet, insan topluluklarının da kendilerine has toplumsal sistemleri var ama bunları belirleyen genler değil, ayrıca birkaç yüzyılı aşkın süre boyunca sağlam kalan birsistem de pek yok.
Örneğin 20. yüzyılda yaşayan Almanları ele alalım. Yüz yıldan kısa bir süre içinde Almanlar kendilerini altı farklı sistem içerisinde teşkilatlandırdı: Ho-henzollern Hanedanı, Weimar Cumhuriyeti, Üçüncü Reich, Alman Demokratik Cumhuriyeti (namıdiğer komünist Doğu Almanya), Almanya Federal Cumhuriyeti (namıdiğer Batı Almanya) ve son olarak yeniden birleşen demokratik Almanya. Elbette Almanlar Almanca konuşmayı, bira içip bratwurst yemeyi sürdürmüştür. Ama Almanları tüm diğer milletlerden ayıran kendilerine has ve II. Wilhelm’den Angela Merkel’e kadar değişmeden kalmış bir öz var mı? Ve böyle bir şey buldunuz diyelim, o şey bin ya da beş bin yıl önce de var mıydı?
Yürürlüğe girmeyen Avrupa Birliği Anayasası Önsözü, “Avrupa’nın ihlal edilemez ve şahısların elinden alınamaz insan hakları, demokrasi, eşitlik ve hukukun üstünlüğü gibi evrensel değerlerin oluşmasına temel sağlayan kültürel, dini ve insani mirasın” esas alındığını ifade ederek başlıyor.’ Bu söylem doğrultusunda Avrupa medeniyetini insan hakları, demokrasi, eşitlik ve özgürlük ilkelerinin belirlediği izlenimini edinebiliriz rahatlıkla. Antik Atina demokrasisiyle günümüz Avrupa Birliği arasında doğrudan bir bağlantı kurarak Avrupa’nın 2500 yıllık özgürlük ve demokrasi geleneğini öven pek çok söylev bulunur.
Durum filin kuyruğunu tutup fil denen hayvanı bir çeşit fırça sanan kör adamın hikâyesinden farksız. Avrupa’nın yüzlerce yıldır demokratik fikirler barındırdığı doğru ama bu fikirler hiçbir zaman bütünlüklü değildi. Atina demokrasisi tüm görkemine ve yarattığı etkiye karşın sadece iki yüz yıl hayatta kalabilmiş ve Balkanlar’ın ufak bir köşesinde isteksizce uygulanmış bir deneyden ibaretti. Avrupa medeniyeti geçtiğimiz 2500 yıl boyunca demokrasi ve insan haklarının beşiği olduysa, Sparta ile Jül Sezar’ı, Haçlılar ile Konkistadorlar’ı, Engizisyon ile köle ticaretini, XIV. Louis ile Napolyon’u, Hitler ile Stalin’i nereye oturtacağız? Bunların hepsi yabancı medeniyetlerden gelen davetsiz misafirler mi? Esasen Avrupa medeniyetini Avrupalıların ona yüklediği anlam belirliyor; nasıl ki Hıristiyanlığı Hıristiyanların Hıristiyanlığa yüklediği anlam, İslam’ı Müslümanların İslam’a yüklediği anlam, Yahudiliği Yahudilerin Yahudiliğe yüklediği anlam belirliyorsa. Ve bu medeniyete yüzyıllar içinde son derece farklı anlamlar yüklenmiş. İnsan topluluklarını süregiden herhangi bir şeyden ziyade uğradıkları değişimler tanımlar ama insanlar hikâye anlatma becerileri sayesinde kendilerine her koşulda kadim bir kimlik yaratmayı başarırlar. Ne tür devrimler yaşanırsa yaşansın insanlar genellikle eskiyle yeniyi aynı potada eritirler. Bireyler bile devrim niteliği taşıyan şahsi değişimlerini anlamlı ve güçlü bir hayat hikâyesi oluşturacak şekle sokabilir: “Bir zamanlar sosyalisttim ama sonra kapitalist oldum; Fransa’da doğdum ama şimdi ABD’ de yaşıyorum; evliydim ama boşandım; kansere yakalandım ama iyileştim.” Aynı şekilde Almanlar gibi bir topluluk da kendilerini geçirdikleri deneyimler üzerinden tanımlayabilir: “Bir zamanlar Naziydik ama dersimizi aldık ve artık barış yanlısı demokratlarız.” Önce 11. Wilhelm, sonra Hitler ve son olarak da Merkel dönemlerinde kendini gösteren nevi şahsına münhasır bir Alman niteliği aramaya gerek yok. Alman kimliğini belirleyen, bu kökten dönüşümlerin ta kendisi. 2018′ de Almanlık liberal ve demokrat değerleri savunurken Naziliğin ağır mirasıyla cebelleşmek demek. 2050’de ne anlama gelir kim bilir.
İnsanlar çoğunlukla, özellikle de konu temel siyasal ve dini değerler olunca, bu değişimleri görmezden gelir. Sahip olduğumuz değerlere yedi ceddimizden kalma kıymetli miraslarmış muamelesi yaparız. Ne var ki böyle yapabilmemizin yegâne sebebi ceddimizin ölüp gitmiş ve söz alamayacak olmasıdır. Örneğin Yahudilerin kadınlara karşı tutumunu ele alalım. Günümüzde aşırı Ortodoks Yahudiler kamusal alanda kadın imgesine yer verilmesine izin vermiyor. Aşırı Ortodoks Yahudilere yönelik reklamlarda sadece erkeklere ve erkek çocuklara yer veriliyor; kadınlar ve kız çocukları asla kullanılmıyor.
2011’de aşırı Ortodoks tandanslı Brooklyn gazetesi Di Tzeitung, Usame bin Ladin’in ikamet ettiği komplekse düzenlenen baskını izleyen ABD’li devlet görevlilerinin fotoğrafını, fotoğraftaki Dışişleri Bakanı Hillary Clinton da dahil, kadınları dijital yöntemle silerek yayınlayınca bir skandal patlak vermişti. Gazete daha sonra yaptığı açıklamada, Yahudi “tevazu kaideleri” gereği böyle yapmak zorunda kaldıklarını söylemişti. Benzer bir skandal Ha-Mevaser gazetesi Charlie Hebdo katliamının ardından düzenlenen gösteride çekilmiş bir fotoğraftan Angela Merkel ‘i, olur da Merkel ‘in resmi sadık okurlarının zihnine şehvet tohumları ekerse diye çıkarınca yaşanmıştı. Başka bir aşırı Ortodoks gazetenin yayıncıları da bu davranışı desteklemiş, “Arkamızda binlerce yıllık Yahudi geleneği var,” diye açıklamıştı.
Kadınların görülmesinin en ciddi şekilde yasaklandığı yer de sinagoglar. Ortodoks sinagoglarında kadınlar erkeklerden itinayla ayrı tutuluyor ve dua eden ya da Kutsal Kitap okuyan erkekler ezkaza kadın bedeni görmesin diye bir perdenin arkasında yer alan sınırlı bir alanda duruyorlar. Peki ama tüm bunlar binlerce yıllık Yahudi geleneğine dayanıyorsa, arkeologlar İsrail’deki Mişna ve Talmud dönemlerinden kalma antik sinagogları kazdı-ğında ortaya çıkan gerçekleri, cinsiyet ayrımına dair hiçbir kanıt bulunmamasından öte, kimi yarı çıplak denilebilecek kadınların resmedildiği güzide yer mozaiklerini ve duvar resimlerini ne yapacağız? Mişna ve Talmud’u kaleme alan hahamlar bu sinagoglarda dua edip çalışmış ama günümüz Ortodoks Yahudileri bunları günah, dine hakaret ve eski geleneklere saygısızlık olarak değerlendiriyor.
Eski geleneklerin bu minvalde çarpıtılmasına dair örneklere her dinde rastlanır. IŞİD, İslam’ın özgün ve saf haline dönmekle övünür ama aslında yepyeni bir İslam anlayışları var. Eski kutsal metinlerden alıntı yaptıkları doğru ama hangi metinleri kullanıp hangilerini göz ardı edecekleri ve alıntıladıkları kısımları nasıl yorumlayacakları hususunda ihtiyatlı davranıyorlar. Esasen kutsal metinleri işlerine geldiği gibi yorumlama tavırları da başlı başına çağdaş bir olgu. Bilindiği üzere, tefsir, eğitim görmüş ulema sınıfının, Kahire’deki El-Ezher gibi saygın kurumlarda İslam hukuku ve teolojisi çalışan âlimlerin tekelindeydi. IŞİD liderlerinin pek azı böyle bir eğitime sahip; ulema sınıfının en saygın mensupları, Ebu Bekir el-Bağdadi ve şürekâsını cahil ve azılı mücrimler olarak görüp kınıyorlar.
Bu durum IŞİD’i, kimilerinin iddia ettiği gibi “İslam dışı” ya da “İslam karşıtı” kılmıyor. Barack Obama gibi Hıristiyan liderlerin kalkıp Ebu Bekir el-Bağdadi gibi Müslümanlığı kimlik edinmiş kişilere Müslüman olmanın ne demek olduğunu anlatmaya cüret etmesi de son derece ironik.8 İslam’ın özüne dair hararetli tartışmaların hiçbir anlamı yok. İslam’ın belli bir DNA’sı yoktur. Müslümanlar ona ne anlam atfederse İslam da o anlama gelir.9
Almanlar ve goriller İnsan gruplarıyla hayvan türlerini birbirinden ayıran çok daha keskin bir fark var. Türler çoğu kez ayrılır ama asla birleşmez. Yedi milyon yıl kadar önce şempanze ve gorillerin ortak bir atası vardı. Bu tek ata türü zamanla kendi farklı evrimsel yollarını tutan iki popülasyona ayrıldı. Böyle bir sürecin bir kez gerçekleştikten sonra geri dönüşü yoktur. Farklı türlere ait canlılar çiftleştiğinde kendi aralarında üreyebilen yavrular doğuramadığından, türlerin kaynaşması mümkün değildir. Goriller şempanzelerle, zürafalar fillerle, köpekler kedilerle birleşemez.
Bunun aksine insan kabileleri zaman içinde gittikçe daha büyük gruplar meydana getirecek şekilde kaynaşma eğilimindedir. Çağdaş Almanlar kısa bir süre öncesine kadar birbirinden pek haz etmeyen Saksonlar, Prusyalılar, Svabyalılar ve Bavyeralıların birleşmesiyle oluşmuştur. Denildiğine göre, Otto von Bismarck (Darwin’in Türlerin Kökeni eserini okuduktan sonra) Avusturyalılarla insan arasındaki kayıp halkanın Bavyeralılar olduğunu ifade etmiştir.’0 Fransız halkı Franklar, Normanlar, Bretonlar, Gaskonlar ve Provanslıların bir araya gelmesiyle oluşmuştur. Kanalın diğer tarafında da İngiliz, İskoç, Galli ve İrlandalıların (isteseler de istemeseler de) kay-naştırılmasıyla Britanyalılar meydana gelmiştir. Çok geçmeden Almanlar, Fransızlar ve Britanyalılar da kaynaşıp Avrupalıları oluşturabilir.
Londra, Edinburgh ve Brüksel’de yaşayan insanların bugünlerde güçlü bir biçimde fark ettiği üzere birleşmeler her daim ebedi olmuyor. Brexit hem Birleşik Krallık hem de Avrupa Birliği’nin eşzamanlı olarak çözülmesini pekâlâ tetikleyebilir. Ancak uzun vadede tarihin ne yönde seyredeceği belli. On bin yıl önce insanlık sayısız münferit kabileye bölünmüş durumdaydı. Geçen her bin yıl bu parçalar daha büyük yığınlar meydana getirecek şekilde iç içe geçti ve birbiriyle bağlantısı bulunmayan medeniyetler giderek azaldı. Kalan birkaç medeniyet de tek bir dünya medeniyetine dönüşecek şekilde kaynaşıyor. Siyasi, etnik, kültürel ve ekonomik ayrımlar hâlâ var ama bunlar asli birliği bozmuyor. Hatta kimi ayrımları mümkün kılan da bu geniş ve kapsamlı ortak yapı. Mesela ekonomide, herkes aynı piyasaya iştirak etmezse işbölümü başarıyla sağlanamaz. Bir ülkenin otomobil veya petrol üretiminde uzmanlaşması ancak buğdayve pirinç üreten başka bir ülkeden gıda ürünü temin edebiliyorsa mümkündür.
İnsanların birleşme sürecinin iki belirgin biçimi var: farklı zümreler arasında bağlantı kurmak ve zümreler arasındaki faaliyetleri homojenleştirmek. Oldukça farklı davranmaya devam eden zümreler arasında bile bağlantılar kurulabilir. Hatta can düşmanı zümreler arasında bile bağlantı kurulabilir. İnsanlar arasındaki en kuvvetli kimi bağlar bizzat savaşla kurulur. Tarihçiler, küreselleşmenin 1913’te zirveye ulaştığını, ardından dünya savaşları ve Soğuk Savaş sırasında uzunca bir süre düşüşe geçip ancak 1989’dan sonra yeniden yükselmeye başladığını iddia ederler çoğunlukla. ” Bu tespit ekonomik küreselleşme açısından doğru kabul edilebilir ama fark içermekle beraber aynı derecede önem taşıyan askeri küreselleşmeyi göz ardı eder. Fikirlerin, teknolojilerin ve insanların dört bir yana yayılma hızı ticaretten çok savaşla artar. 1918’de ABD’nin Avrupa’yla bağı 1913’e nazaran daha güçlüydü ve iki dünya savaşı arasındaki dönemde uzaklaşan tarafların kaderi 11. Dünya Savaşı ve Soğuk Savaş’la ayrılmaz bir şekilde iç içe geçti.
Ayrıca savaş insanların birbirine ilgisini körükler. ABD’nin Rusya’ya duyduğu ilgi Soğuk Savaş döneminde doruğa ulaşmış, Moskova koridorlarında biri öksürse Washington merdivenlerinde bir koşuşturma başlar olmuştu. İnsanların düşmanlarına duyduğu alaka ticaret ortaklarına duyduklarını katbekat aşar. Vietnam hakkında çekilmiş filmlerin sayısı, Tayvan hakkındaki filmlerin sayısını en az elliye katlar.
Ortaçağ olimpiyatları 21. yüzyılın başında dünya farklı zümreler arasında bağlar kurulmasının çok ötesine geçti. Dünyanın farklı yerlerindeki insanlar birbiriyle iletişim kurmakla kalmayıp giderek daha çok benzer inanç ve davranış biçimlerini benimsemeye başladılar. Bin yıl önce gezegenimiz düzinelerce farklı siyasi modele elverişli topraklara sahipti. Avrupa’da bağımsız şehir devletleri ve ufak çaplı teokrasilerle çekişen feodal beyliklerle karşılaşabilirdiniz. İslam dünyasında evrensel hâkimiyet iddiası taşıyan bir halife bulunsa da krallıklar, sultanlıklar ve emirlikler de mevcuttu. Çin imparatorları kendilerini tek meşru siyasi merci olarak görüyor, kabilelerin oluşturduğu birlikler Çin’in kuzeyiyle batısında birbiriyle çatışıp duruyordu. Hindistan ve Güneydoğu Asya’da rejim çeşitliliği hüküm sürerken Amerika, Afrika ve Güneydoğu Asya’daki adalar boyunca hem küçük avcı toplayıcı gruplar hem de genişleyen imparatorluklar yer alıyordu. Bırakın uluslararası yasaları, komşu insan gruplarının bile ortak diplomatik prosedürler üzerinde anlaşamamasına şaşırmamak gerek. Her toplumun kendi siyasi paradigması bulunuyordu ve yabancı siyasi kavramları anlayıp bunlara saygı göstermeleri zordu.
Aksine günümüzde her yerde kabul edilen tek bir siyasi paradigma var. Gezegenimiz iki yüz bağımsız devlete bölünmüş durumda ve bu devletler aynı diplomatik protokoller ve ortak uluslararası hukuk konusunda genellikle uzlaşıyor. İsveç, Nijerya, Tayland, Brezilya; hepsi atlaslarımızda aynı tip renkli şekiller halinde gösteriliyor; hepsi Birleşmiş Milletler üyesi; pek çok farklılık barındırsalar da hepsi aynı hak ve ayrıcalıklara sahip egemen devletler olarak tanınıyor. Aslında hepsi temsil organları, siyasi partiler, genel oy hakkı ve insan haklarına en azından simgesel bir inancı da içine alan pek çok ortak siyasi anlayış ve uygulamaya sahipler. Londra’da ve Paris’te bulunduğu gibi Tahran’da, Moskova’da, Cape Town’da ve Yeni Delhi’de de bir meclis bulunuyor. İsraillilerle Filistinliler, Ruslarla Ukraynalılar, Türklerle Kürtler küresel kamuoyunun kendi taraflarını tutması için yarışırken hep aynı söylemi; insan hakları, bağımsız devlet ve uluslararası hukuktan dem vuran söylemi kullanıyorlar. Dünya belki “başarısız devletler” silsilesinden payını almıştıramabildiği tek bir başarılı devlet paradigması vardır. Dolayısıyla küresel siyaset Anna Karenina prensibine göre işliyor: başarılı devletlerin hepsi aynı ama tüm başarısız devletler baskın siyasi formülün şu veya bu içeriğini eksik bıraktıkları için kendilerine has bir biçimde başarısız oluyor. Kısa bir süre önce IŞİD bu formülü toptan reddedip tamamıyla bambaşka, evrensel halifeliği esas alan bir siyasi varlık göstermek istemesiyle dikkat çekti. Fakat tam da bu sebeple başarısız oldu. Pek çok gerilla hareketi ve terör örgütü yeni ülkeler kurmayı ya da var olanları ele geçirmeyi başardı. Ama bunu yapabilmelerinin sebebi küresel siyasi düzenin temel ilkelerini kabul etmeleriydi. Taliban bile uluslararası arenada bağımsız Afganistan’ın meşru hükümeti olarak tanınmanın peşine düştü. Şimdiye kadar küresel siyasetin ilkelerini reddeden hiçbir grubun kayda değer bir bölgede kalıcı kontrol sağlayabildiği görülmedi.
Belki de küresel siyasi paradigmanın gücünü ortaya koymanın en iyi yolu savaş ve diplomasi gibi ağır siyasi sorulardan bahsetmektense, 2016 Rio Olimpiyatları gibi bir konuya değinmek. Olimpiyatların nasıl organize edildiğini düşünün. 11 bin sporcu din, sınıf ya da dil gözetilmeden, milliyetleri esas alınarak delegasyonlara ayrılıyor. Budist delegasyonu, proletarya delegasyonu ya da İngilizce konuşanlar delegasyonu diye bir şey yok. Birkaç örnek dışında (özellikle de Tayvan ve Filistin), sporcuların milliyetini belir-lemek gayet basit. 5 Ağustos 2016’da düzenlenen açılış töreninde sporcular gruplar halinde geçerek milli bayraklarını salladı. Michael Phelps ne zaman yeni bir altın madalya kazansa Amerikan milli marşı eşliğinde Amerikan bayrağı çekildi göndere. Emilie Andeol judo dalında altın madalya kazanınca “Marseillaise” çalınıp Fransa’nın üç renkli bayrağı dalgalandırıldı.
Duruma uygun şekilde dünyadaki her ülkenin aynı evrensel model çerçevesinde bir milli marşı var. Neredeyse tüm milli marşlar orkestra eşliğinde söylenebilecek birkaç dakikalık kompozisyonlar, yani yalnızca dini göreve veraset yoluyla gelmiş belli bir zümrenin okuyabildiği yirmi dakikalık ilahiler sözkonusu değil. Suudi Arabistan, Pakistan ve Kongo gibi ülkeler bile milli marşları için Batılı müzik standartlarını benimsemiş. Çoğu marş Beethoven’ın kılını kıpırdatmadan besteleyebileceği nitelikte. (Arkadaşlarınızla bir araya geldiğinizde tüm geceyi YouTube’dan çeşitli milli marşlar çalıp hangisinin hangi ülkenin marşı olduğunu tahmin etmeye çalışarak geçirebilirsiniz.) Marşların sözleri bile dünya genelinde neredeyse aynı; aynı ortak siyasi görüşleri ve topluluğa bağlılık anlayışını yansıtıyorlar. Örneğin sizce aşağıdaki milli marş hangi ülkeye ait olabilir? (Yalnız ülkenin adını genel bir ifade olsun diye “ülkem” şeklinde değiştirdim):
Ülkem, vatanım, Toprağına kanımı akıttığım, Başında bekliyorum, Bekçisiyim vatanımın. Ülkem, milletim, Halkım ve vatanım, Birlikte haykıralım “Birlik ol vatanım!” Yaşasın toprağım, devletim, Milletim, vatanım, hep bir bütün kalsın. Ruhu dirilsin, canlansın bedeni, Büyük ülkem için bunların hepsi! Büyük ülkem, bağımsız ve özgür, Sevdiğim evim ve ülkem. Büyük ülkem, bağımsız ve özgür, Sen çok yaşa büyük ülkem!
Cevap Endonezya. Peki Polonya, Nijerya ya da Brezilya desem şaşırır mıydınız? Milli bayraklara da aynı sıkıcı temayüller hâkim. Tek bir istisna var. Tüm bayraklar bir dikdörtgen kumaş üzerine işlenmiş son derece sınırlı sayıda renk ve geometrik şekilden ibaret. Bir tek Nepal farklı. Nepal bayrağı iki üçgen şeklinde (ama Olimpiyatlarda hiç madalya almadılar). Endonezya bayrağı beyaz üstünde kırmızı şerit. Polonya bayrağı kırmızı üstünde beyaz şerit. Monako bayrağı Endonezya bayrağıyla aynı. Renk körü birinin Belçika, Çad, Fildişi Sahili, Fransa, Gine, İrlanda, İtalya, Mali ve Romanya bayraklarını birbirinden ayırması mümkün değil; hepsinde değişik renklerde yan yana üç şerit var.
Bu ülkelerin bazıları birbirleriyle kıyasıya savaşmış ama 20. yüzyılın çalkantıları esnasında Olimpiyat Oyunları savaş yüzünden sadece üç defa iptal edilmiş (1916, 1940 ve 1944’te). 1980’de ABD bazı yandaşlarıyla beraber Moskova Olimpiyatları’nı boykot etmiş. 1984’te Sovyet bloğu Los Angeles’ta düzenlenen olimpiyatları boykot etmiş. Ve çeşitli seneler Olimpiyat Oyunları siyasi çalkantıların göbeğinde cereyan etmiş (bunların en önemlileri Nazi döneminde Berlin’de düzenlenen 1936 Olimpiyatları ve 1972 Münih Olimpiyatları’nda Filistinli teröristlerin İsrail takımını katletmesi). Fakat genele bakarsak siyasi anlaşmazlıklar Olimpiyat projesini yoldan çıkaramamış.
Şimdi bin sene öncesine gidelim. Diyelim 1016 yılında ortaçağ olimpiyatlarını Rio’da düzenlemek istiyorsunuz. O vakitler Rio’nun Tupi halkının yaşadığı küçük bir köy olduğunu12 ve Asya, Afrika ve Avrupa yerlilerinin Amerika Kıtası’ndan haberi bile olmadığını bir anlığına unutun. Dünyanın en iyi sporcularını uçak yokken nasıl Rio’ya getireceğinize dair lojistik sorunları kafanızdan çıkarın. Dünya çapında herkesin yaptığı pek az ortak spor dalı bulunduğunu ve herkes koşsa bile koşu yarışı kaideleri konusunda herkesin anlaşamayacağını da unutun. Sadece yarışacak delegasyonları neye göre gruplayacağınızı düşünün. Günümüzün Olimpiyat Komitesi Tayvan ve Filistin sorunu üzerine saatlerce kafa patlatıyor. Ortaçağ olimpiyatlarının siyasi sorunları üzerine kaç saat harcamanız gerekeceğini bulmak için bu süreyi on binle çarpın.
Öncelikle 1016’da Çin’deki Song İmparatorluğu dünyadaki başka hiçbir siyasi oluşumu kendi dengi görmüyordu. Dolayısıyla kendi Olimpiyat dele-gasyonuyla Kore’nin Koryo Krallığı ya da Vietnam’daki Dai Viet Krallığı, hele hele deniz aşırı yerlerdeki ilkel barbarların delegasyonlarıyla aynı kefeye konulmasını akla hayale sığmayacak bir aşağılanma olarak algılardı.
Bağdat’taki halife kendini evrensel hegemonyaya sahip görüyor ve çoğu Sünni Müslüman tarafından dini lider statüsünde tutuluyordu. Ancak pratikte halifenin Bağdat yönetiminde pek bir sözü yoktu. O halde tüm Sünni sporcular tek bir halife delegasyonu altında mı toplanacak yoksa Sünni dünyasına hükmeden sayısız emirlik ve sultanlıklara göre mi ayrılacaklar? Ama iş neden emirlikler ve sultanlıklarla sınırlı kalsın? Arabistan çöllerinde Allah’tan başka hükümdar tanımayan bir dolu özgür bedevi kabile yaşıyor. Bunların her birinin okçuluk ya da deve yarışı dallarında müsabaka edecek bağımsız takımlar göndermesine izin verilecek mi? Avrupa da aynı ölçüde baş ağrısına sebep verecek nitelikte. Norman kasabası Ivry’den çıkan bir sporcu Ivry Kontu’nun mu yoksagüçsüz Fransa Kralı’nın mı sancağı altında yarışacak?
Bu siyasi oluşumların pek çoğu yıllar içinde belirip kaybolmuş. Siz 1016 Olimpiyatları’na hazırlık yaparken hangi delegasyonların zuhur edeceğini önceden bilmeniz mümkün değil çünkü kimse bir sonraki sene hangi siyasi oluşumların varlık göstermeyi sürdüreceğini bilmiyor. İngiltere Krallığı 1016 Olimpiyatları’na katılmış olsa sporcular madalyalarını alıp eve dönünce Londra’nın Danimarkalılar tarafından işgal edildiğini ve İngiltere’nin Danimarka, Norveç ve İsveç’le birlikte Kral Büyük Knud’un Kuzey Denizi İmparatorluğu’na dahil edildiğini görürlerdi. Yirmi yıl sonra bu imparatorluk dağıldı ama ondan otuz sene sonra İngiltere yeniden, bu defa Normandi-ya Dükü tarafından işgal edildi.
Bu gelipgeçici siyasi oluşumların pek çoğunun ne çalacak bir milli marşı ne de göndere çekecek bir bayrağı bulunmadığını söylemeye gerek bile yok. Tabii ki siyasi semboller önemliydi ama Avrupa siyasetinin sembolik diliyle Endonezya, Çin ya da Tupi siyasetlerinin sembolik dilleri birbirinden son derece farklıydı. Zafer göstergesi teşkil edecek ortak bir protokol üzerinde anlaşmak neredeyse imkânsız olurdu.
O yüzden 2020 Tokyo Olimpiyatları’nı izlerken milletler arasındaki bu sözde çekişmenin aslında muazzam bir küresel uzlaşmayı temsil ettiğini unutmayın. Kendi ülkelerinin temsilcileri altın madalya kazanıp bayrakları göndere çekilince herkesi milli gurur duygusu kaplıyor ama esasen insanlığın böyle bir etkinlik düzenleyebilmesi çok daha büyük bir gurur kaynağı.
Yuval Noah Harari 21. Yüzyıl İçin 21 Ders
https://www.cafrande.org/dunyada-sadece-tek-bir-medeniyet-var-yuval-noah-harari/
submitted by karanotlar to u/karanotlar [link] [comments]


2020.04.06 10:13 Taraftarium24hd Hızlı ve Öfkeli 2019: Hobbs ve Shaw Filmi Tek Parça izle

Hızlı ve Öfkeli 2019: Hobbs ve Shaw Filmi Tek Parça izle
Hızlı ve Öfkeli: Hobbs ve Shaw izle Hızlı ve Öfkeli: Hobbs ve Shaw Filmi Full HD Tek Parça izle

https://preview.redd.it/272449owo5r41.jpg?width=300&format=pjpg&auto=webp&s=02cbd452f5fcf58dc4d44bd2ec8d789133964cf5
Hızlı ve Öfkeli: Hobbs ve Shaw izle, Hızlı ve Öfkeli: Hobbs ve Shaw Filmi Konusu, Yönetmeni hakkında tüm bilgileri Hızlı ve Öfkeli: Hobbs ve Shaw Fragmanı Full hd tek parça izle

Filmin Yönetmeni: David Leitch
Filmin Oyuncuları: Dwayne Johnson, Jason Statham, Idris Elba
Filmin Türü: Aksiyon
Filmin Vizyon Tarihi : 2 Ağustos 2019
Filmin Süresi : 2 Saat 16 Dakika
Hızlı ve Öfkeli: Hobbs ve Shaw Full hd Altyazılı Türkçe Dublaj izle
Hızlı ve Öfkeli: Hobbs ve Shaw Filmi konusu: Efsanevi Hızlı ve Öfkeli serisinin spin-off filmi olarak karşımıza çıkan Hızlı ve Öfkeli: Hobbs ve Shaw, insanlığa karşı tehdit oluşturan bir güç aynı safta mücadele etmek zorunda bırakacak Hobbs ve Shaw’u. Amerika’nın Diplomatik Güvenlik Hizmetlerinin etkili bir ajanı olan Luke Hobbs ile eski bir İngiliz askeri elit ajanı olan Deckard Shaw, yıllarca birbirlerine karşı mücadele etmiş olsalar da, bu kez birlikte karar almak için çalışmak zorundadır. İnsanlık, büyük bir biyolojik silahın tehdidi ile karşıkarşıyadır. Siber genetik ile güçlendirilen anarşist Brixton, insanlığın yok oluşuna sebep olabilecek bir biyolojik virüse ulaşmayı başarır. Tüm dünyayı tehlikeye sokan Brixton'ı durdurmak zorunda olan iri kıyım kanun adamı Hobbs ile kanunlar ile arası pek iyi olmayan Shaw’ın, karşıt karakterlerini bir yana koyarak güçlerini birleştirmek ve birlikte mücadele etmekten başka seçenekleri yoktur.
Hızlı ve Öfkeli: Hobbs ve Shaw Tek Parça 1080p 720p izle
Yönetmenliğinlik koltuğunda John Wick, Sarışın Bomba ve Deadpool 2 filmleriyle tanınan David Leitch'in oturuyor. Filmin senaryosu, Chris Morgan tarafından yazılmış, oyuncu kadrosunda ise Dwayne Johnson ve Jason Statham’ın görev aldığı filmde, The Crown dizisinin Prenses Margaret’ı Vanessa Kirby, Deckard Shaw’un kız kardeşi olan bir M16 ajanını canlandırırken, Altın Küre ödülü sahibi Idris Elba ise kötü adam olarak karşımızı çıkıyor.
Aksiyon Filmi izle LİNK: Hızlı ve Öfkeli: Hobbs ve Shaw Filmi Türkçe Dublaj izle
Hızlı ve Öfkeli: Hobbs ve Shaw Filmi, Hızlı ve Öfkeli: Hobbs ve Shaw Filmi izle, Hızlı ve Öfkeli: Hobbs ve Shaw Tek parça izle, Hızlı ve Öfkeli: Hobbs ve Shaw Full hd izle, Hızlı ve Öfkeli: Hobbs ve Shaw Filmi konusu, Hızlı ve Öfkeli: Hobbs ve Shaw Filmi 1080P izle, Hızlı ve Öfkeli: Hobbs ve Shaw Filmi 720P izle, Fast & Furious Presents Hobbs & Shaw Filmi, Fast & Furious Presents Hobbs & Shaw Filmi izle, Fast & Furious Presents Hobbs & Shaw Tek parça izle, Fast & Furious Presents Hobbs & Shaw Full hd izle, Fast & Furious Presents Hobbs & Shaw Filmi konusu, Fast & Furious Presents Hobbs & Shaw Filmi 1080P izle, Fast & Furious Presents Hobbs & Shaw Filmi 720P izle,
submitted by Taraftarium24hd to u/Taraftarium24hd [link] [comments]


2020.01.06 19:20 linasdesouza 1970-1971

1970 yılında çocukların kız ve erkek çocuğu olacağı bilinmezdi.
1970 yılında uzun saç ve ispanyol paça pantolonlar modaydı.
KARARTMA Kıbrıs barış harekatı yapıldı 1974'te... Türkiye, ikinci dünya savaşı yıllarından beri görmediği bir uygulamaya tanık oldu: Evler ve otomobiller KARARTILDI. Yunan savaş uçakları ani bir baskın düzenlerse şehirler ve yerleşim yerleri farkedilemesin diye, evlerin pencerelerine kalın siyah perdeler takıldı. Otomobillerin farları da koyu renkli jelatinlerle kaplandı. 6 ay kadar süren bu uygulama, 1970'leri unutamayanların da zihnine kazındı.
DEMİREL - ECEVİT - TÜRKEŞ - ERBAKAN 1970'lerin siyaset tarihi, bu 4 ismin üzerine kuruludur. Demirel, 1965'ten beri siayestin içindedir ve dönemin en başat siyaset figürüdür. Bülent Ecevit 1973'te CHP'de başrol oyuncusu olmuş ve tüm 1970'leri domine eden iki isimden biri olmuştur. Bir dönem Ecevit için, dağlara taşlara bile 'KARAOĞLAN GELİYOR' diye yazılırdı. Necmettin Erbakan, kendisinden en çok beklendiği gibi sadece Demirel ile 'ittifak' yapmadı, Ecevit'i de iktidara taşıdı. 1970'lerde Türkiye'yi koalisyonlar yönetti ve Erbakan kimin yanındaysa, O, başbakan oldu. (Erbakan'ın partisinin adı MSP, simgesi de anahtar idi...)
KARAOĞLAN GELİYOR= Bülent Ecevit
11 Ocak 1971=İş Bankası Ankara Emek Şubesi silahlı 4 kişi tarafından soyuldu. İçişleri Bakanlığından soyguncuların Deniz Gezmiş ile Yusuf Aslan olduğu açıklandı.
15 Şubat 1971=İstanbul Edebiyat Fakültesi sağ görüşlü bir grup öğrenci tarafından işgal edildi, İstanbul'daki Kadırga Yurdu'na patlayıcı madde atıldı, Ankara'da Orta Doğu Teknik Üniversitesi'ndeki Kennedy anıtı havaya uçuruldu.
18 Şubat 1971=Süleyman Demirel'e ordudan istifa mesajı geldi.
22 Şubat 1971=Suriye'de Hafız Esad kendisini ‘Devlet Başkanı’ ilan etti.
5 Mart 1971=Amerikalı 4 asker Ankara'da THKO militanlarınca kaçırıldı. Örgüt gazetelere gönderdiği bildirisinde kaçırma esnasında yakalanan bir arkadaşlarının bırakılmasını ve Amerikalılara karşı fidye istedi. Bir gün sonra Amerikalıları kaçıranların ODTÜ'de saklandıkları duyumu üzerine üniversiteye polis baskını yapıldı. Erdal Şener adlı öğrenci ölürken 32 kişi de yaralandı. 2 bin ODTÜ öğrencisinin ifadesi alındı ve 24 öğrenci tutuklandı. İsmet İnönü'nün CHP'li parlamenterlere "ODTÜ baskını konusunda hükümeti desteklemeliyiz" dediği öğrenildi. Kaçırılan Amerikalı askerler 8 Mart'ta THKO militanları tarafından serbest bırakıldı.
16 Mart 1971=Türkiye Halk Kurutuluş Ordusu liderlerinden Deniz Gezmiş ve Yusuf Aslan 16 Mart 1971 günü Sivas'a bağlı Gemerek'te jandarmayla girdikleri çatışma sonunda yakalandılar.
12 Mart 1971=İnegöl'de kalabalık bir grup "Dinsizlere ölüm" sloganıyla yürüyüş yaptı, kimi ev ve işyerleri taşlandı.
26 Mart 1971=İstanbul'da iki kıta birleşti. Boğaz Köprüsü'nün 57'nci ünitesinin de yerine konulmasıyla kentin Asya ve Avrupa yakaları birbirine bağlandı.
30 Mayıs 1971=İnsansız ABD uzay aracı Mariner-9, Mars hakkında bilgi toplamak üzere uzaya fırlatıldı.
9 Temmuz 1971=Yaşar Kemal 1,5 yıl hapse mahkum oldu.
3 Eylül 1971=Katar, İngiliz hakimiyetinden ayrılarak bağımsızlığını ilan etti.
9 Ekim 1971=Deniz Gezmiş ve 17 arkadaşı idama mahkum edildi.
3 Aralık 1971=Pakistan - Hindistan savaşı başladı.
21 Aralık=1971TL'nin değeri yeniden belirlendi: 1 dolar = 14 lira.
submitted by linasdesouza to u/linasdesouza [link] [comments]


2019.12.31 15:41 Ruzhdikovl ŞEREFSİZLİK

Beyler benim bir kürt sevgilim var. Kız gayet iyi birisi bu yüzden kızı incitmek istemiyorum ama kürt sikmekten bıktım. Bizim okula yeni bir İngiliz kız geldi ve ben bundan baya hoşlandım arada bakışmalarımız da oldu. Sizce ne yapıyım ayrılıp diğer kıza yanaşmak mı yoksa ayrılmayıp ikili idare mi ? (Almanya’da yaşıyorum bu kadar çeşitlilik nerden diye sormayın)
submitted by Ruzhdikovl to KGBTR [link] [comments]


2019.11.20 11:10 masalokucomtr Evangeline Lilly Kimdir

Evangeline Lilly Kimdir
https://preview.redd.it/9i5sb7kwftz31.jpg?width=728&format=pjpg&auto=webp&s=80fd575cbc0d5cf5c5471b725c36ab2034e10add
Tam adı: Nicole Evangeline Lilly Doğum Tarihi: 03.08.1979 Doğum Yeri: Fort Saskatchewan, Alberta, Kanada Yaşı: 40 Boyu: 1,68 m Ailesi: Eşi: Murray Hone (e. 2003-2004), Norman Kali ( 2010-) Ortak(ları): Norman Kali ( 2010-) Çocuk(ları): Kahekili Kali Mesleği: Oyuncu, Yazar Aktif Olduğu Yıllar: ( 2002-)

Evangeline Lilly Biyografisi

Nicole Evangeline Lilly, ailenin iki kızından ilki olarak Alberta, Kanada’nın Fort Saskatchevan kasabasında dünyaya geldi. Annesi güzellik uzmanı, babası ise ev ekonomisi öğretmeni olarak çalışıyordu. Lilly’nin çocukluk yıllarında, ailenin koyu Hristiyan bir inancı benimsemeleri sebebi ile televizyonları yoktu. Daha çocukluk yıllarında güzel bir kız olan Lilly, 14 yaşına kadar çeşitli çocuk projelerinde gönüllü olarak yer aldı. British Columbia Üniversitesi’nde henüz bir uluslararası ilişkiler bölümü öğrencisiyken, bir dünya kalkınması ve insan hakları komitesi oluşturdu ve bu komiteyi yürütmek gibi önemli işler yaptı. 18 yaşındayken Filipinler’de, kısa bir süre için yapmış olduğu misyonerlik sırasında, otlardan yapılmış bir kulübede yaşadı.
İngiliz Kolombiyası’nda, Kelowna caddelerinde Ford Modellik Ajansı tarafından keşfedildi. Lilly, modellik yapmak istemediğinden bu fikre olumlu bakmasa da daha sonra üniversite masraflarını karşılayabilmek için Ford’un oyunculukla ilgilenen bir koluyla iletişime geçerek anlaşma imzaladı. Bir video oyunları programı olan Judgemet Day’de yer aldı. Çok sayıda LiveLinks Chatline televizyon reklamında boy gösterdi. 2003 yılında, Liseli bir kıza hayat verdiği Freddy vs. Jason’da ekran karşısına çıktı. Smallville’in bir bölümündeki havuz sahnesinde ve 2004’te ABC’de yayında olan korku dizisi Kingdom Hospital’de oynadı. Güzel oyuncu konuştuğu ilk rolünü ise Lost dizisinde yakaladı.
Lilly, uzun süre çalışma vizesi alamadığı için Lost dizisinde oynaması kararlaştırılmasına rağmen Amerika’ya giriş yapamadı. Lilly yerine başka bir oyuncu düşünülmeye başlandığı sırada Evangeline bu sorunu aştı ve 1 gün gecikmeli olarak çekimlerde bulunabilmeyi başardı. Lost dizisi için seçmelere katıldığı zaman, rolü elde edeceğini hiç düşünmedi. Sonrasında ise 2004 yılında başlamış olan bu dizide 6 sezon 2010 yılına kadar kesintisiz bir şekilde yer aldı. Kate Austen karakteri ile birlikte pek çok farklı ödül için adaylıklar elde etti ve bunların büyük bir kısmını da kazanmayı başardı. Entartainment Weekly tarafından 2004 yılında 80.000 dolar kazanarak 2004’ün çıkış yapan yıldızı olarak seçildi. Çekimleri Hawaii’de yapılan Lost dizisinin çekimleri sırasında, önceden yüzme bilmeyen ünlü aktriste yüzmeyi öğrenerek tutku haline getirmiştir.
Bir zamanlar uçuş görevlisi olan ve çok iyi Fransızca bilen Evangeline, Kanadalı hokey oyuncusu Murray Hone ile 2003-2004 yılları arası evli kaldı. Başarılı oyuncu bir süredir birliktelik yaşadığı kendisi gibi oyuncu olan Lost dizisindeki rol arkadaşı Dominic Monaghan ile nişanlandı ve 2004-2009 yılları arasında birlikte yaşadılar. 2010 yılında Norman Kali ile evlendi ve bu evliliğinden Kahekili adında bir oğlu oldu.

Evangeline Lilly hakkında İlginç bilgiler

  • Çok akıcı bir Fransızca ’ya sahiptir.
  • Doğum günü ve isim gibi şeyleri çok kolay unuttuğunu söylemektedir.
  • Hobileri buz pateni, kano, rafting, snowboard ve dağcılıktır.
  • 2005’te Maxim dergisinin anketinde Yılın En Seksi 100 Kadını listesinde 2. sırayı almıştır.
  • University of British Columbia’da Uluslararası İlişkiler okumuştur.
  • Şu ana kadar 8 tane araba kazası yapmıştır.
  • Boş zamanının büyük bir çoğunluğunu spor yaparak geçirmektedir.
  • Küçüklüğünde suya karşı fobisi vardı.
  • Ağaçlara kolayca tırmanmasından dolayı setteki arkadaşları tarafından Monkey diye çağırılırdı.
  • Oyunculuğu süresinde ise yalnızca Lost’ta rol almadı. Bir taraftan dizilerde rol alırken diğer bir taraftan da pek çok sinema filminde yer aldı.

Evangeline Lilly Filmleri

  • 2003- The Lizzie McGuire Movie (2003)→Polis
  • 2003- Stealing Sinatra →Model
  • 2003- Freddy vs. Jason →Öğrenci
  • 2005- The Long Weekend →Simone
  • 2008- Afterwards→Claire
  • 2008- The Hurt Locker →Connie James
  • 2011- Real Steel (2011)……..Bailey Tallet
  • 2013- The Hobbit: An Unexpected Journey (2013)→Tauriel
  • 2014- Hobbit: Beş Ordunun Savaşı (2014) – Part 3 (The Hobbit: The Battle of The Five Armies) →Tauriel

Evangeline Lilly Televizyon & Dizi

  • 2007- Punk’d
  • 2004–2005-2006-2007-2008-2009-2010- Lost →Kate Austen
  • 2004– Kingdom Hospital (misafir) →Benson’ın Kızarkadaşı rolünde
  • 2003–Tru Calling (misafir)→ Parti Görevlisi
  • 2002–Smallville → (misafir) Wade’in Kızarkadaşı rolünde (Sezon 1, Bölüm 13 “Kinetic”)
  • 2002- Judgment Day →(misafir) JD Kızı
  • Elisha Cuthbert Kimdir
  • Biyografi
  • Ebru Polat Kimdir
  • https://masaloku.com.tr

kaynak: https://masaloku.com.tevangeline-lilly-kimdir.html
submitted by masalokucomtr to u/masalokucomtr [link] [comments]


2019.11.19 23:10 fragmanlife Azize Oyunculari Karakterleri ve Kadrosu (Tum Oyuncular)

Azize Oyuncuları Karakterleri ve Kadrosu (Tüm Oyuncular) Süreç Filmin yeni dizisi Azize 19 Kasım Salı günü itibari ile Kanal D ekranlarında yer alacak. Azize dizisi çekimleri 30 eylül 2019 itibari ile İstanbul’da başlamıştı.
Azize Dizisi Yapımcısı Yönetmeni ve Senaristi
Süreç Film’in 19 ekim de Kanal D ekranlarında izleyicisi karşısına çıkaracağı yeni dizisi Azize’nin başrol oyuncuları belli oldu. 2019 2020 yeni sezonuna Kuzey Yıldızı ve Sevgili Geçmiş dizileri ile başlayan Süreç Film Azize dizisi için son olarak Halka dizisinde yer alan Hande Erçel ve Kızım dizisinde yer alan Buğra Gülsoy ile anlaşmaya vardı. Buğra Gülsoy Azize dizisinde Kartal Hande Erçel ise Azize karakterine hayat verecek. Azize dizisinin senaristleri ise Başar Başaran, Meryem Gültabak ve Emre Özdur olacak.
Eylül ayı sonunda çekimlerine başlanacak Azize dizisinin yönetmen koltuğunda ise son olarak Halka ve Savaşçı gibi dizilerin de yönetmenliğini üstlenen başarılı yönetmen Volkan Kocatürk oturacak.
Azize Dizisi Konusu
Azize dizisinde Azize’nin intikam ve aşk hikayesi izleyicisi karşısına çıkarılacak. Alpanlar ailesi Türkiye’nin önde gelen mafya ailelerinden biridir. Azize’nin ailesi de bizzat Alpanlar ailesinin eli ile dağılmıştır. Babasına yapılan zulümlerde Azize daha küçücük bir çocuk olarak her şeyin canlı şahididir. Gerçek ismi Melek olan Azize şimdilerde büyümüş ve serpilmiştir. Azize’yi hayata bağlayan tek şey kardeşidir. Kardeşi için ayakta durmayı başarmış Azize aslında intikamını da unutmuştur ama Alpanlar bir kez daha yıllar sonra kardeşine Yiğit’e de dokunmaya kalkar. Kardeşinin başına gelenlerden sonra yemin eden Azize kenisine bu acıları yaşatan Alpan ailesinden intikam alacaktır. Artık tek bir amacı var hayatta, ailesinin intikamını almak.
Alpan ailesinin içine girmek için harekete geçen Azize Alpanların oğlu Kartal’a aşık olacak. Kardeşine verdiği intikam sözü ve aşkı arasında kalan Azize bakalım aşkı mı seçecek yoksa intikamımı ?
Azize Dizisi Oyuncuları Buğra Gülsoy (Kartal Alphan) Buğra Gülsoy’un tam adı Behiç Buğra Gülsoy’dur. 22 Şubat 1982 Ankara doğumlu yakışıklı oyuncu artık 37 yaşındadır. Çok küçük yaşlarda Ankara’da tiyatrolarda yer alan ve yeteneğini fark edilen mimar olmak isteyince Kıbrıs’a Mimarlık eğitimi almak için gitmiştir. Üniversitede okurken bir yandan da çok sevdiği tiyatroya devam eden Buğra Gülsoy Kıbrıs Devlet Tiyatrosunda yer alma başarısı göstermiş; hatta Kıbrıs’da tiyatro ve sineme sektörünü canlandırmak için dernek bile kurmuştur.
İlk olarak oyuncu arkadaşı Burcu Kara ile 2011 de 1 yıllık kısa bir evlilik yaşayan yakışıklı oyuncu 2018 de ise Nilüfer Gürbüz ile evlenmiş ve mutlu bir yuva kurmuştur. Buğra Gülsoy yapımcı ve oyuncu Mahsun Kırmızıgül tarafından fark edilmiş ve Güneşi Gördüm filminde yer verilmiştir. Bu filmde hayat verdiği Berat karakteri ile filme renk katan Buğra Gülsoy çok sevilmiş ve oyunculukta ki kritik virajı aşmıştır. Daha sonra Fatma Gülün Suçu Ne? dizisinde hayat verdiği Vural karakteri ile dünyanın da tanıdığı bir isim olmayı başarmıştır. Aşk Yeniden dizisinde hayat verdiği Fatih Şekercizade ile Türkiye’de de artık çok sevilen biri isim olmuştur. Son dönemde 8. Gün dizisinde yer ala Buğra Gülsoy dizinin tutmaması ile hayal kırıklığı yaşasa da Tv8’de yayınlanan ve baş rolünde yer aldığı Kızım dizisi başarıyı yakalamıştır.
Kartal yakışıklı, sorumluluk sahibi mert ve yürekli bir adamdır. Babasının mafya olduğunun farkındadır; ancak onun tek amacı ailesini korumaktır. Kartal ailesini korumak için bazen babasının veliahtı gibi davranmasını da bilir. Her ne kadar Alpan ailesinin bir üyesi olsa da yufka yüreklidir. Azize’ye olan aşkı Kartal’ın en büyük zaafıdır.
Hande Erçel (Azize Günay) 24 Kasım 1993 de öğretmenler gününde Balıkesir doğan Hande Erçel 26 yaşının içindedir. Son dönemde yaptırdığı estetik ameliyatlar ile önce çok tepki çekse de sonradan çok beğeni alan Hande Erçel üniversite eğitimini Mimar Sinan Üniversitesinde Güzel Sanatlar bölümünde almıştır. Hande Erçel yurt dışında oyunculuk dersleri alarak kendini geliştirmiştir. İlk olarak Azerbaycan’da güzellik yarışmasına katılan tescilli güzel ikincilik kazanmış ve Çılgın Dershane Üniversitede filminden teklif almıştır. Filmde güzelliği ile Türk izleyicisinin beğenisini kazanan Hande Erçel daha sonra Güneşin Kızları dizisinde Selin Yılmaz karakteri ile gençlerin sevgi ve ilgisini yakalamıştır. Hande Erçel ilk büyük yükselişini ise bir yaz dizisi olan Aşk Laftan Anlamaz dizisinde hayat verdiği Hayat karkateri ile yaşamıştır. Daha sonra Siyah İnci dizisinin tutmaması ile bir hayal kırıklığı yaşan Hande Erçek daha sonra Halka dizisinde yer alsa da bu dizisi de tutmamıştır; ancak ünlü şarkıcı Murat Dalkılıç ile sevgili olan Hande Erçel popülerliğini korumayı başarmıştır.
Anne ve babasını Alpanların ailesine yaptığı saldırıda kaybeden Azize koca hayatta kardeşi Mert ile baş başa kalır. Ailesinin canice katledilmesini izleyen Melek intikamını kalbine gömer ve isim değiştirerek yeni bir hayata başlar. Azize ismi ile kurduğu hayatta mutludur ancak şimdi de Alpanlar yıllar sonra kardeşi Mert’e zarar verir. Azize intikam yemini eder ama Alpanlara hiç benzemeyen Alpan’ların yakışıklı oğlu Kartal’a aşık olur. Şimdi Azize amacına ulaşmak için bir de kendisi ile mücadele edecektir.
Tugay Mercan (Okan) 1982 İstanbul doğumlu olan deneyimli oyuncu Tugay Mercan Haliç Üniversitesi Tiyatro bölümü mezunudur. Oyunculuğa ilk olarak tiyatro ile başlayan Tugay Mercan Bakırköy Tiyatrosunda çalışmıştır. Suskunlar dizisinde hayat verdiği Zeki karakteri tanınan Tugay Mercan Muhteşem Yüzyıl Kösem ve Asla Vazgeçmem gibi çok büyük projelerde de önemli roller de yer almıştır. 2018 de ise Tv8’in Kızım dizisi kadrosunda yer alarak büyük çıkış yakalamıştır.
Okan Azize’nin babasının yakın arkadaşıdır. Azize’nin babası baş komiseriken Okan’da onun yardımcısıdır. Şehit düşen amirinin arkasından yetimlerine sahip çıkar ama Azize büyüdükten sonra Azize’ye aşık olmaktan kendini alamaz.
Mustafa Yıldıran (Balkan Alpan) Nisan 1980 de doğan Mustafa Yıldıran 39 yaşındadır. Mustafa Yıldıran Dokuz Eylül Üniversitesi Oyunculuk Bölümü mezunudur. 70 Kg olan Mustafa Yıldıran 178 cm uzunluğundadır. İlk olarak Filinta dizisi ile tanınan Mustafa Yıldıran Uğur Yıldıran’ın da abisidir.
Balkan Kartal’ın abisi Alpan ailesinin de büyük oğludur. Azize’nin babasını da Alpan acımasızca öldürmüştür. Bir polisi öldürmekten uzun yıllar hapis yatmıştır. ,Gençliği hapiste geçen yıllar sonra hapisten çıkmıştır ve şimdiki amacı Karakaya ailesinin de başına geçmektir.
Başak Daşman (Yıldız Alpan) Başak Daşman son olarak Payitaht Abdulhamid dizisi kadrosuna Şivenaz Hatun karakteri ile dahil olmuş ve performansı ile çok büyük beğeni toplamıştır. 1981 yılında İstanbul doğan Başak Daşman 37 yaşındadır. Yüz Yüze ve Rüzgarın Kalbi dizileri ile ilk çıkışını yaşayan Başak Daşman asıl yükselişini ise Kara Ekmek dizisi ile yaşamıştır. Sadece oyuncu olarak dizi ve sinema piyasasında yapımcı ve yönetmen kimliği ile de tanınmaktadır.
Yıldız büyük bir aile olan Karakaya ailesinin kızıdır aynı zaman da Balkan’ın da karısıdır.
Çetin Sarıkartal (İskender Alpan) Çetin Sarıkartal son olarak Çukur dizisinde Paşa karakterine hayat vermiş ve çok sevilmiştir. Çetin Sarıkartal 1959 Ankara doğumludur ve Ankara Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı mezunudur. 60 yaşında olan Çetin Sarıkartal Türkiye’nin önemli tiyatrocularından biridir. Bir çok tiyatro oyununda yer almıştır.
İskender Alpan ailesinin babası yer altı dünyasının da en güçlü mafya babalarından biridir. İstanbul’da nam salmayı başarmıştır ve tüm İstanbul’u kontrol etmek istemektedir.
Selen Öztürk (Tuna Alpan) Selen Öztürk 1980 İzmir doğumludur ve 49 yaşındadır. Hacettepe Üniversitesi Tiyatro eğitimi alan Selen Öztürk uzun yıllar tiyatro da çalıştı ve büyük bir deneyim kazandı. 2011 de Muhteşem Yüzyıl kadrosunda yer alan Selen Öztürk büyük beğeni kazanmıştır. Daha sonra Benim Adım Gültepe ve Çilek dizilerinde de yer alan Selen Öztürk son olarak Payitaht Abdulhamid dizisi kadrosunda Seniha Sultan rolü ile yer almış ve 2019 da ayrılmıştır.
Tuna Kartal’ın halası ve İskender’in de otoriter kız kardeşidir. Alpan ailesinin iç işlerinden sorunlu olan Tuna’nın hayatta ki tek amacı başkasına anne diyen öz oğluna kavuşabilmektir.
Ufuk Şen (Hasan Alpan) Ufuk Şen denilince akla Küçük Gelin dizisi gelmektedir. 1980 de Bursa da doğan yakışıklı oyuncu Ufuk Şen Selçuk Üniversitesi’nde oyunculuk bölümü mezunudur. İlk olarak Tek Türkiye dizisi ile kendini gösteren Ufuk Şen Şefkat Tepe dizisinden sonra Küçük Gelin dizisinde hayat verdiği Devran karakteri ile çok sevilmiştir. Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz dizisinde Kudret olarak yer almıştır.
İskender’in sağ kolu olan Hasan Alpan ailenin silah gücünün başındadır. Ölen Hasan’ın oğludur. Karısı Gül’ü çok sevmekte ve değer vermektedir.
Zeynep Kızıltan (Gül Kızıltan) Zeynep Kızıltan denilince akıllara Cesur ve Güzel dizisinde hayat verdiği Hülya karakteri gelmektedir. Daha önce bir çok dizi de yer alan Zeynep Kızıltan daha sonra da Diriliş Ertuğrul gibi bir efsanesinde oynayınca artık ismi bilinen bir kadın oyuncu olmuştur. Zeynep Kızıltan 1985 Ankara doğumludur ve 34 yaşının içindedir. Hacettepe Üniversitesi tiyatro mezunudur.
Gül Hasan’ın eşidir. Kaynanası Aynur’la birlikte müştemilatta ki mutfak işlerine bakar. Aynur ile Gül pek anlaşamazlar, aralarında tatlı bir çekişme vardır. Gül’ün oğlu muhtemelen Balkan’dan olmadır; Balkan ile Gül’ün yıllar önce bir yasak ilişkisi olmuş sonrasında da gül Hasan ile evlendirilmiştir. Askerde ki oğlan Balkan’ın oğludur.
Efekan Can (Kuzey Alpan) Efekan Can Ufak Tefek Cinayetler dizisinde Serhan’ın gençliğini oynaması ile ünlendi. Efekan Can 1994 yılında Bilecik de dünyaya gelmiştir ve 25 yaşındadır. Bilecik Üniversitesi İşletme Bölümünden mezunun olan Efekan Can İstanbul Üniversitesinde yüksek lisansını eğitimini bitirmiştir. Atölye Craft’ta oyunculuk eğitimi alan Efekan Can yakışıklılığı ile dikkat çekmiştir. Sporu çok seven ve sporla birlikte solist olarak da hayatını kazanan Efakan Can gitar ve piyanoda çalmaktadır.
Kuzey Yıldız ve Balkan’ın oğludur. Hem İskender’in tek veliahtı hemde Barbaros Karakaya’nın tek torunudur. Babası Balkan’dan nefret etmektedir. Hassas bir gençtir.
Ece Miray Okur (Selin Alpan) Selin Yıldız ve Balkan’ın kızıdır. Abisi Kuzey’i ve amcası Kartal’ı çok sevmektedir. Akıllı bir kızdır. Babası ile hiç bir bağı yoktur; hapisteyken hiç görüşmemiştir.
Asuman Çakır (Aynur Alpan) Asuman Çakır 1964 Antalya Doğumludur ve 55 yaşındadır. İstanbul Belediye Tiyatrosu Konservatuvarında oyunculuğu seven ve eğitim alan Asuman Çakır Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesinden mezun olmuştur. Son olarak Erkenci Kuş dizisinde Aysun karakteri ile yer almıştır. Daha önce Unutma Beni ve Ötesiz İnsanlar gibi dizilerin kadrosunda yer almış bir tiyatrocudur.
Aynur İskender’in ölen abisi Hasan’ın eşidir. İskender’in sağ kolu Hasan’ın da annesidir. Müştemilattaki işlerin ve mutfağın başındadır.
Ceylan Batı (Ceyda Alpan) Ceyda İskender’in son çocuğudur. Zorbazorların oğlu ile nişanlı olsa da Orhan’a aşıktır. Bu durum babası ile arasını açacaktır.
Galip Erdal (Cevat Zorbazor) Galip Erdal hem tiyatro ve dizi oyuncusu aynı zamanda da çok önemli bir seslendirmendir. 1966 da Adada’da doğan yetenekli oyuncu 53 yaşındadır. Mimar Sinan Üniversitesi Tiyatro mezunu olan Galip Erdal Trabzon da Devlet Tiyatrosu Müdürlüğü yapmıitır. Özellikle Kurtlar Vadisi dizisi ile tanınan Galip Erdal mafya dizilerinin bir çoğunda er almıştır. Son olarak Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz dizisi kadrosunda da yer almıştır.
Cevat da İstanbul’un büyük mafyalarından biridir. İstanbul’da onu tanımayan yoktur.
Duygu Sarışın (Asya) Duygu Sarışın denilince akla tabi ki sevgilisi Çağatay Ulusoy gelmekte. 24 Kasım 1987 de İzmir’de doğan Duygu Sarışın 32 yaşındadır. Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi oyunculuk bölümü mezunu olan güzel oyuncu oyunculuk deneyimini ise İzmir Devlet Tiyatrosunda kazanmıştır. 2017 yılına damga vuran Duygu Sarışın Ufak Tefek Cinayetler dizisinde hayat verdiği Burcu karakteri ile Türkiye’nin tanınan isimlerinden biri olmuştur. 1.70 boyunda ve 56 kilo olan Duygu Sarışın 2011 yılında Cennetin Sırları dizisi ile televizyona geçmiştir.
Asya Gündoğan Mafya ailelerinin içindeki tek kadın liderdir. Mafya liderlerinden en genci olan Asya Kartal ile çok samimidir. Kartal Asya’yı kendine yakın hisseder ve Asya’nın kendini anladığını düşünür ancak Asya Azize ve Kartal aşkının önündeki en önemli engeldir.
Taha Baran Özbek Taha Baran Özbek bizim hayatımıza Bir Litre Gözyaşı dizisi ile girdi ve sevildi. Daha sonra Dip isimli internet dizisinde ve Bizim Hikaye dizisi kadrosunda da yer alan Taha Baran Özbek yakışıklılığı ile dikkat çeken bir genç oyuncudur.
Gül ve Balkan’ın oğlu. Babasını Hasan olarak bilmektedir. Askerdedir.
Cenk Kangöz (Osman TARVAN) Cenk Kangöz 1974 yılında İstanbul’da hayata gözlerini açmıştır ve 45 yaşının içindedir. Daha önce Kurtlar Vadisi Pusu, Fatmagül’ün Suçu Ne? ve Medcezir gibi dizilerin kadrosunda yer alan Cenk Kangöz son yıllarda ise Eşkiya Dünyaya Hükümdar Olmaz ve Diriliş Ertuğrul dizisilerinde yer alarak büyük başarı göstermiştir. Cenk Kangöz son olarak 2018 de Vurgun dizisi kadrosunda yer almış ve Hiram karakterine hayat vermiştir ama dizisi tutmamıştır.
Osman kiloları ile başı dertte ilen önce midesine kelepçe taktırmış sonra da Londra’da saç ektirmiş bir mafya babasıdır. Masa da bürokratik işler Osman’dan sorulur. Çözemeyeceği iş; bulamayacağı adam yoktur. Yabancı istihbaret servisleri ile de çalışır. Osman’ın İskender Alpan’a vicdan borcu vardır. Osman her şeye rağmen gizlice Barbaros Karakaya’ya da çalışmaktadır. Çünkü Barbaros, Osman’ı sırrıyla tehdit etmektedir.
Mustafa Avkıran (Barbaros) Mustafa Avkıran denilince akıllara Yeni Gelin dizisi gelmektedir. 1963 Gaziantep doğumlu olan Mustafa Avkıran Mimar Sinan Üniversitesi Devlet Konservatuarı mezunudur. İlk olarak İstanbul Devlet Tiyatrosu’nda çalışan Mustafa Avkıran sayısız sinema filmi ve tiyatro oyununda yer almıştır. 56 yaşında olan Mustafa Avkıran’ı eski izleyiciler Kınalı Kar dizisi ile tanır.
Barbaros Karakaya Yıldız’ın babası Balkan’ın da kayın babasıdır. Koltuk sevdasına kızı Yıldız’ı Balkan’ın önüne yem olarak atmıştır ve kızının mutsuz olacağını bile bile sırf İskender Alpan’a akraba olabilmek için evlendirmiştir. Torunlarını çok sever ama her şeyden çok parayı ve gücü sever. Kötü kalpli bir adamdır.
Orhan Kılıç (Adnan) Orhan Kılıç son olarak Diriliş Ertuğrul dizisinde Atsız Bey olarak yer almıştır. 1974 de gurbetçi bir ailenin çocuğu olarak doğan Orhan Kılıç 45 yaşındadır. Berlinde oyunculuk dersleri alan Orhan Kılıç Elveda Rumeli dizisi ile Türkiye’de ismini duyurmuştur. Özellikle baş rolünde yer aldığı Kara Kutu dizisi en çok tanındığı projedir ama tutmamıştır.
Bardar ailesinin reisi olan Adnan Tuna Alphan’ın eski gizli sevgilisidir. Güçlü ve korkusuz bir adamdır Adnan. Önemli bir mafya babasıdır masa da o da vardır.
Serkan Altıntaş (Yaman) Serkan Altıntaş 1983 İstanbul doğumludur. Haliç Üniversitesinde Tiyatro eğitimi alan Serkan Altıntaş 36 yaşındadır. Karadayı dizisi ile ilk kez ismini duyurmayı başaran Serkan Altıntaş Muhteşem Yüzyıl Kösem dizisinde de çok büyük ustalar ile çalışma şansı bulmuş ve kendini geliştirmiştir. Son olarak Kalbimde ki Deniz dizisi kadrosunda yer alan Serkan Altıntaş dizi de Serdem karakteri ile büyük bir çıkış yakalamıştır.
Yaman Kartal’ın yakın koruması ve en iyi dostudur. Ceyda’dan hoşlanan Yaman aşkını itiraf etmek istemez bu aşkı Kartal’a ihanet sayar.
Fahri Öztezcan Fahri Öztezcan 1980 Bilecik doğumludur ve 39 yaşındadır. Eskişehir Anadolu Üniversitende İşletme eğitimi alan oyuncu Ayla Algan’dan oyunculuk eğitimi almıştır. Yunus Emre dizisi ile ünlenen Fahri Öztezcan 2017 de Diriliş Ertuğrul dizisinde yer almıştır. 2018 de ise Sen Anlat Karadeniz ve Bir Mucize Olsun dizilerinde oynamıştır.
Azize’nin babası Mehmet 2001 de başkomiser iken Alpanlar’a düzenlenen bir operasyonda şehit edilmiştir.
Yasak Elma Fragman Kadın Fragman Bir Zamanlar Çukurova Fragman Elimi Bırakma Fragman Kuruluş Osman Fragman Hercai Fragman Mucize Doktor Fragman Çukur Fragman Kuzey Yıldızı Fragman Dizi Fragmanlar Yeni Fragmanlar Sesli Chat Zalim İstanbul Fragman Benim Adım Melek Fragman Arka Sokaklar Fragman Çocuk Fragman Güvercin Fragman Ferhat İle Şirin Fragman Sevgili Geçmiş Fragman Aşk Ağlatır Fragman
submitted by fragmanlife to u/fragmanlife [link] [comments]


2019.11.19 22:35 fragmanlife İncir Agaci Oyunculari Kadrosu ve Karakterleri (Tum Oyuncular)

İncir Agaci Oyunculari Kadrosu ve Karakterleri (Tum Oyuncular) Süreç Filmin yeni dizisi Azize 19 Kasım Salı günü itibari ile Kanal D ekranlarında yer alacak. Azize dizisi çekimleri 30 eylül 2019 itibari ile İstanbul’da başlamıştı.
Azize Dizisi Yapımcısı Yönetmeni ve Senaristi
Süreç Film’in 19 ekim de Kanal D ekranlarında izleyicisi karşısına çıkaracağı yeni dizisi Azize’nin başrol oyuncuları belli oldu. 2019 2020 yeni sezonuna Kuzey Yıldızı ve Sevgili Geçmiş dizileri ile başlayan Süreç Film Azize dizisi için son olarak Halka dizisinde yer alan Hande Erçel ve Kızım dizisinde yer alan Buğra Gülsoy ile anlaşmaya vardı. Buğra Gülsoy Azize dizisinde Kartal Hande Erçel ise Azize karakterine hayat verecek. Azize dizisinin senaristleri ise Başar Başaran, Meryem Gültabak ve Emre Özdur olacak.
Eylül ayı sonunda çekimlerine başlanacak Azize dizisinin yönetmen koltuğunda ise son olarak Halka ve Savaşçı gibi dizilerin de yönetmenliğini üstlenen başarılı yönetmen Volkan Kocatürk oturacak.
Azize Dizisi Konusu
Azize dizisinde Azize’nin intikam ve aşk hikayesi izleyicisi karşısına çıkarılacak. Alpanlar ailesi Türkiye’nin önde gelen mafya ailelerinden biridir. Azize’nin ailesi de bizzat Alpanlar ailesinin eli ile dağılmıştır. Babasına yapılan zulümlerde Azize daha küçücük bir çocuk olarak her şeyin canlı şahididir. Gerçek ismi Melek olan Azize şimdilerde büyümüş ve serpilmiştir. Azize’yi hayata bağlayan tek şey kardeşidir. Kardeşi için ayakta durmayı başarmış Azize aslında intikamını da unutmuştur ama Alpanlar bir kez daha yıllar sonra kardeşine Yiğit’e de dokunmaya kalkar. Kardeşinin başına gelenlerden sonra yemin eden Azize kenisine bu acıları yaşatan Alpan ailesinden intikam alacaktır. Artık tek bir amacı var hayatta, ailesinin intikamını almak.
Alpan ailesinin içine girmek için harekete geçen Azize Alpanların oğlu Kartal’a aşık olacak. Kardeşine verdiği intikam sözü ve aşkı arasında kalan Azize bakalım aşkı mı seçecek yoksa intikamımı ?
Azize Dizisi Oyuncuları Buğra Gülsoy (Kartal Alphan) Buğra Gülsoy’un tam adı Behiç Buğra Gülsoy’dur. 22 Şubat 1982 Ankara doğumlu yakışıklı oyuncu artık 37 yaşındadır. Çok küçük yaşlarda Ankara’da tiyatrolarda yer alan ve yeteneğini fark edilen mimar olmak isteyince Kıbrıs’a Mimarlık eğitimi almak için gitmiştir. Üniversitede okurken bir yandan da çok sevdiği tiyatroya devam eden Buğra Gülsoy Kıbrıs Devlet Tiyatrosunda yer alma başarısı göstermiş; hatta Kıbrıs’da tiyatro ve sineme sektörünü canlandırmak için dernek bile kurmuştur.
İlk olarak oyuncu arkadaşı Burcu Kara ile 2011 de 1 yıllık kısa bir evlilik yaşayan yakışıklı oyuncu 2018 de ise Nilüfer Gürbüz ile evlenmiş ve mutlu bir yuva kurmuştur. Buğra Gülsoy yapımcı ve oyuncu Mahsun Kırmızıgül tarafından fark edilmiş ve Güneşi Gördüm filminde yer verilmiştir. Bu filmde hayat verdiği Berat karakteri ile filme renk katan Buğra Gülsoy çok sevilmiş ve oyunculukta ki kritik virajı aşmıştır. Daha sonra Fatma Gülün Suçu Ne? dizisinde hayat verdiği Vural karakteri ile dünyanın da tanıdığı bir isim olmayı başarmıştır. Aşk Yeniden dizisinde hayat verdiği Fatih Şekercizade ile Türkiye’de de artık çok sevilen biri isim olmuştur. Son dönemde 8. Gün dizisinde yer ala Buğra Gülsoy dizinin tutmaması ile hayal kırıklığı yaşasa da Tv8’de yayınlanan ve baş rolünde yer aldığı Kızım dizisi başarıyı yakalamıştır.
Kartal yakışıklı, sorumluluk sahibi mert ve yürekli bir adamdır. Babasının mafya olduğunun farkındadır; ancak onun tek amacı ailesini korumaktır. Kartal ailesini korumak için bazen babasının veliahtı gibi davranmasını da bilir. Her ne kadar Alpan ailesinin bir üyesi olsa da yufka yüreklidir. Azize’ye olan aşkı Kartal’ın en büyük zaafıdır.
Hande Erçel (Azize Günay) 24 Kasım 1993 de öğretmenler gününde Balıkesir doğan Hande Erçel 26 yaşının içindedir. Son dönemde yaptırdığı estetik ameliyatlar ile önce çok tepki çekse de sonradan çok beğeni alan Hande Erçel üniversite eğitimini Mimar Sinan Üniversitesinde Güzel Sanatlar bölümünde almıştır. Hande Erçel yurt dışında oyunculuk dersleri alarak kendini geliştirmiştir. İlk olarak Azerbaycan’da güzellik yarışmasına katılan tescilli güzel ikincilik kazanmış ve Çılgın Dershane Üniversitede filminden teklif almıştır. Filmde güzelliği ile Türk izleyicisinin beğenisini kazanan Hande Erçel daha sonra Güneşin Kızları dizisinde Selin Yılmaz karakteri ile gençlerin sevgi ve ilgisini yakalamıştır. Hande Erçel ilk büyük yükselişini ise bir yaz dizisi olan Aşk Laftan Anlamaz dizisinde hayat verdiği Hayat karkateri ile yaşamıştır. Daha sonra Siyah İnci dizisinin tutmaması ile bir hayal kırıklığı yaşan Hande Erçek daha sonra Halka dizisinde yer alsa da bu dizisi de tutmamıştır; ancak ünlü şarkıcı Murat Dalkılıç ile sevgili olan Hande Erçel popülerliğini korumayı başarmıştır.
Anne ve babasını Alpanların ailesine yaptığı saldırıda kaybeden Azize koca hayatta kardeşi Mert ile baş başa kalır. Ailesinin canice katledilmesini izleyen Melek intikamını kalbine gömer ve isim değiştirerek yeni bir hayata başlar. Azize ismi ile kurduğu hayatta mutludur ancak şimdi de Alpanlar yıllar sonra kardeşi Mert’e zarar verir. Azize intikam yemini eder ama Alpanlara hiç benzemeyen Alpan’ların yakışıklı oğlu Kartal’a aşık olur. Şimdi Azize amacına ulaşmak için bir de kendisi ile mücadele edecektir.
Tugay Mercan (Okan) 1982 İstanbul doğumlu olan deneyimli oyuncu Tugay Mercan Haliç Üniversitesi Tiyatro bölümü mezunudur. Oyunculuğa ilk olarak tiyatro ile başlayan Tugay Mercan Bakırköy Tiyatrosunda çalışmıştır. Suskunlar dizisinde hayat verdiği Zeki karakteri tanınan Tugay Mercan Muhteşem Yüzyıl Kösem ve Asla Vazgeçmem gibi çok büyük projelerde de önemli roller de yer almıştır. 2018 de ise Tv8’in Kızım dizisi kadrosunda yer alarak büyük çıkış yakalamıştır.
Okan Azize’nin babasının yakın arkadaşıdır. Azize’nin babası baş komiseriken Okan’da onun yardımcısıdır. Şehit düşen amirinin arkasından yetimlerine sahip çıkar ama Azize büyüdükten sonra Azize’ye aşık olmaktan kendini alamaz.
Mustafa Yıldıran (Balkan Alpan) Nisan 1980 de doğan Mustafa Yıldıran 39 yaşındadır. Mustafa Yıldıran Dokuz Eylül Üniversitesi Oyunculuk Bölümü mezunudur. 70 Kg olan Mustafa Yıldıran 178 cm uzunluğundadır. İlk olarak Filinta dizisi ile tanınan Mustafa Yıldıran Uğur Yıldıran’ın da abisidir.
Balkan Kartal’ın abisi Alpan ailesinin de büyük oğludur. Azize’nin babasını da Alpan acımasızca öldürmüştür. Bir polisi öldürmekten uzun yıllar hapis yatmıştır. ,Gençliği hapiste geçen yıllar sonra hapisten çıkmıştır ve şimdiki amacı Karakaya ailesinin de başına geçmektir.
Başak Daşman (Yıldız Alpan) Başak Daşman son olarak Payitaht Abdulhamid dizisi kadrosuna Şivenaz Hatun karakteri ile dahil olmuş ve performansı ile çok büyük beğeni toplamıştır. 1981 yılında İstanbul doğan Başak Daşman 37 yaşındadır. Yüz Yüze ve Rüzgarın Kalbi dizileri ile ilk çıkışını yaşayan Başak Daşman asıl yükselişini ise Kara Ekmek dizisi ile yaşamıştır. Sadece oyuncu olarak dizi ve sinema piyasasında yapımcı ve yönetmen kimliği ile de tanınmaktadır.
Yıldız büyük bir aile olan Karakaya ailesinin kızıdır aynı zaman da Balkan’ın da karısıdır.
Çetin Sarıkartal (İskender Alpan) Çetin Sarıkartal son olarak Çukur dizisinde Paşa karakterine hayat vermiş ve çok sevilmiştir. Çetin Sarıkartal 1959 Ankara doğumludur ve Ankara Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı mezunudur. 60 yaşında olan Çetin Sarıkartal Türkiye’nin önemli tiyatrocularından biridir. Bir çok tiyatro oyununda yer almıştır.
İskender Alpan ailesinin babası yer altı dünyasının da en güçlü mafya babalarından biridir. İstanbul’da nam salmayı başarmıştır ve tüm İstanbul’u kontrol etmek istemektedir.
Selen Öztürk (Tuna Alpan) Selen Öztürk 1980 İzmir doğumludur ve 49 yaşındadır. Hacettepe Üniversitesi Tiyatro eğitimi alan Selen Öztürk uzun yıllar tiyatro da çalıştı ve büyük bir deneyim kazandı. 2011 de Muhteşem Yüzyıl kadrosunda yer alan Selen Öztürk büyük beğeni kazanmıştır. Daha sonra Benim Adım Gültepe ve Çilek dizilerinde de yer alan Selen Öztürk son olarak Payitaht Abdulhamid dizisi kadrosunda Seniha Sultan rolü ile yer almış ve 2019 da ayrılmıştır.
Tuna Kartal’ın halası ve İskender’in de otoriter kız kardeşidir. Alpan ailesinin iç işlerinden sorunlu olan Tuna’nın hayatta ki tek amacı başkasına anne diyen öz oğluna kavuşabilmektir.
Ufuk Şen (Hasan Alpan) Ufuk Şen denilince akla Küçük Gelin dizisi gelmektedir. 1980 de Bursa da doğan yakışıklı oyuncu Ufuk Şen Selçuk Üniversitesi’nde oyunculuk bölümü mezunudur. İlk olarak Tek Türkiye dizisi ile kendini gösteren Ufuk Şen Şefkat Tepe dizisinden sonra Küçük Gelin dizisinde hayat verdiği Devran karakteri ile çok sevilmiştir. Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz dizisinde Kudret olarak yer almıştır.
İskender’in sağ kolu olan Hasan Alpan ailenin silah gücünün başındadır. Ölen Hasan’ın oğludur. Karısı Gül’ü çok sevmekte ve değer vermektedir.
Zeynep Kızıltan (Gül Kızıltan) Zeynep Kızıltan denilince akıllara Cesur ve Güzel dizisinde hayat verdiği Hülya karakteri gelmektedir. Daha önce bir çok dizi de yer alan Zeynep Kızıltan daha sonra da Diriliş Ertuğrul gibi bir efsanesinde oynayınca artık ismi bilinen bir kadın oyuncu olmuştur. Zeynep Kızıltan 1985 Ankara doğumludur ve 34 yaşının içindedir. Hacettepe Üniversitesi tiyatro mezunudur.
Gül Hasan’ın eşidir. Kaynanası Aynur’la birlikte müştemilatta ki mutfak işlerine bakar. Aynur ile Gül pek anlaşamazlar, aralarında tatlı bir çekişme vardır. Gül’ün oğlu muhtemelen Balkan’dan olmadır; Balkan ile Gül’ün yıllar önce bir yasak ilişkisi olmuş sonrasında da gül Hasan ile evlendirilmiştir. Askerde ki oğlan Balkan’ın oğludur.
Efekan Can (Kuzey Alpan) Efekan Can Ufak Tefek Cinayetler dizisinde Serhan’ın gençliğini oynaması ile ünlendi. Efekan Can 1994 yılında Bilecik de dünyaya gelmiştir ve 25 yaşındadır. Bilecik Üniversitesi İşletme Bölümünden mezunun olan Efekan Can İstanbul Üniversitesinde yüksek lisansını eğitimini bitirmiştir. Atölye Craft’ta oyunculuk eğitimi alan Efekan Can yakışıklılığı ile dikkat çekmiştir. Sporu çok seven ve sporla birlikte solist olarak da hayatını kazanan Efakan Can gitar ve piyanoda çalmaktadır.
Kuzey Yıldız ve Balkan’ın oğludur. Hem İskender’in tek veliahtı hemde Barbaros Karakaya’nın tek torunudur. Babası Balkan’dan nefret etmektedir. Hassas bir gençtir.
Ece Miray Okur (Selin Alpan) Selin Yıldız ve Balkan’ın kızıdır. Abisi Kuzey’i ve amcası Kartal’ı çok sevmektedir. Akıllı bir kızdır. Babası ile hiç bir bağı yoktur; hapisteyken hiç görüşmemiştir.
Asuman Çakır (Aynur Alpan) Asuman Çakır 1964 Antalya Doğumludur ve 55 yaşındadır. İstanbul Belediye Tiyatrosu Konservatuvarında oyunculuğu seven ve eğitim alan Asuman Çakır Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesinden mezun olmuştur. Son olarak Erkenci Kuş dizisinde Aysun karakteri ile yer almıştır. Daha önce Unutma Beni ve Ötesiz İnsanlar gibi dizilerin kadrosunda yer almış bir tiyatrocudur.
Aynur İskender’in ölen abisi Hasan’ın eşidir. İskender’in sağ kolu Hasan’ın da annesidir. Müştemilattaki işlerin ve mutfağın başındadır.
Ceylan Batı (Ceyda Alpan) Ceyda İskender’in son çocuğudur. Zorbazorların oğlu ile nişanlı olsa da Orhan’a aşıktır. Bu durum babası ile arasını açacaktır.
Galip Erdal (Cevat Zorbazor) Galip Erdal hem tiyatro ve dizi oyuncusu aynı zamanda da çok önemli bir seslendirmendir. 1966 da Adada’da doğan yetenekli oyuncu 53 yaşındadır. Mimar Sinan Üniversitesi Tiyatro mezunu olan Galip Erdal Trabzon da Devlet Tiyatrosu Müdürlüğü yapmıitır. Özellikle Kurtlar Vadisi dizisi ile tanınan Galip Erdal mafya dizilerinin bir çoğunda er almıştır. Son olarak Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz dizisi kadrosunda da yer almıştır.
Cevat da İstanbul’un büyük mafyalarından biridir. İstanbul’da onu tanımayan yoktur.
Duygu Sarışın (Asya) Duygu Sarışın denilince akla tabi ki sevgilisi Çağatay Ulusoy gelmekte. 24 Kasım 1987 de İzmir’de doğan Duygu Sarışın 32 yaşındadır. Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi oyunculuk bölümü mezunu olan güzel oyuncu oyunculuk deneyimini ise İzmir Devlet Tiyatrosunda kazanmıştır. 2017 yılına damga vuran Duygu Sarışın Ufak Tefek Cinayetler dizisinde hayat verdiği Burcu karakteri ile Türkiye’nin tanınan isimlerinden biri olmuştur. 1.70 boyunda ve 56 kilo olan Duygu Sarışın 2011 yılında Cennetin Sırları dizisi ile televizyona geçmiştir.
Asya Gündoğan Mafya ailelerinin içindeki tek kadın liderdir. Mafya liderlerinden en genci olan Asya Kartal ile çok samimidir. Kartal Asya’yı kendine yakın hisseder ve Asya’nın kendini anladığını düşünür ancak Asya Azize ve Kartal aşkının önündeki en önemli engeldir.
Taha Baran Özbek Taha Baran Özbek bizim hayatımıza Bir Litre Gözyaşı dizisi ile girdi ve sevildi. Daha sonra Dip isimli internet dizisinde ve Bizim Hikaye dizisi kadrosunda da yer alan Taha Baran Özbek yakışıklılığı ile dikkat çeken bir genç oyuncudur.
Gül ve Balkan’ın oğlu. Babasını Hasan olarak bilmektedir. Askerdedir.
Cenk Kangöz (Osman TARVAN) Cenk Kangöz 1974 yılında İstanbul’da hayata gözlerini açmıştır ve 45 yaşının içindedir. Daha önce Kurtlar Vadisi Pusu, Fatmagül’ün Suçu Ne? ve Medcezir gibi dizilerin kadrosunda yer alan Cenk Kangöz son yıllarda ise Eşkiya Dünyaya Hükümdar Olmaz ve Diriliş Ertuğrul dizisilerinde yer alarak büyük başarı göstermiştir. Cenk Kangöz son olarak 2018 de Vurgun dizisi kadrosunda yer almış ve Hiram karakterine hayat vermiştir ama dizisi tutmamıştır.
Osman kiloları ile başı dertte ilen önce midesine kelepçe taktırmış sonra da Londra’da saç ektirmiş bir mafya babasıdır. Masa da bürokratik işler Osman’dan sorulur. Çözemeyeceği iş; bulamayacağı adam yoktur. Yabancı istihbaret servisleri ile de çalışır. Osman’ın İskender Alpan’a vicdan borcu vardır. Osman her şeye rağmen gizlice Barbaros Karakaya’ya da çalışmaktadır. Çünkü Barbaros, Osman’ı sırrıyla tehdit etmektedir.
Mustafa Avkıran (Barbaros) Mustafa Avkıran denilince akıllara Yeni Gelin dizisi gelmektedir. 1963 Gaziantep doğumlu olan Mustafa Avkıran Mimar Sinan Üniversitesi Devlet Konservatuarı mezunudur. İlk olarak İstanbul Devlet Tiyatrosu’nda çalışan Mustafa Avkıran sayısız sinema filmi ve tiyatro oyununda yer almıştır. 56 yaşında olan Mustafa Avkıran’ı eski izleyiciler Kınalı Kar dizisi ile tanır. Yasak Elma Fragman Kadın Fragman Bir Zamanlar Çukurova Fragman Elimi Bırakma Fragman Kuruluş Osman Fragman Hercai Fragman Mucize Doktor Fragman Çukur Fragman Kuzey Yıldızı Fragman Dizi Fragmanlar Yeni Fragmanlar Sesli Chat Zalim İstanbul Fragman Benim Adım Melek Fragman Arka Sokaklar Fragman Çocuk Fragman Güvercin Fragman Ferhat İle Şirin Fragman Sevgili Geçmiş Fragman Aşk Ağlatır Fragman
submitted by fragmanlife to u/fragmanlife [link] [comments]


2019.11.03 13:50 masalokucomtr Ayhan Işık Kimdir

Ayhan Işık Kimdir
https://preview.redd.it/mowu2u9ywgw31.jpg?width=703&format=pjpg&auto=webp&s=78a6d6d9dee72c12489d54b2abe6cfd1b143d996
Ayhan Işıyan olarak da bilinen ünlü oyuncu, beş mayıs 1929’da İzmir’in Konak ilçesinde hayata merhaba dedi. Çok da uzun sayılmayacak olan hayatına, birbirinden değerli meslekler ekleyen oyuncu, aynı zamanda yapımcı, yönetmen, ressam, senarist ve ses sanatçısı olarak da görev yapmıştır. Bir evliliği ve bu evlilikten bir kızı olmuştur. Eşi Gülşen Işık, Kızı da Serap Işıktır. Çok da zengin sayılmayan bir ailede dünyaya gelen oyuncunun, kendisi dışında beş kardeşi mevcuttur. Babasını çok küçük denebilecek yaşta, 6 yaşında kaybeden oyuncu, okul hayatının bir bölümünü doğduğu şehirde tamamlamıştır. Daha sonra abisinin eğitimi sebebiyle annesi ve diğer aile üyeleriyle beraber İstanbul’a göç etmiştir. İstanbul’da Güzel Sanatlar Akademisinin Resim bölümünde öğrenim görür. Okulu devam ederken Bab-ı Ali’de ressamlık görevi yapar. Yıldız Dergisi’nde 1952 yılında planlanan bir yarışmaya katılma kararı alır. Yarışmayı birinci olarak kazandıktan sonra, ressamlığa olan ilgisi, sinema dalına kayar. Bir süre aktif olarak sinema ile ilgili uğraşlar verir. Bu zaman diliminde aralıklı olarak resim konulu eser çalışmaları da yapar. 1953’te Güzel Sanatlar dalındaki bölümü bitirir.
İlk sinema yapıtı olan, Orhon Murat Arıburnu gibi başarılı yönetmen, senarist ve şair bir insanla oynadığı filmde, hayal ettiği kadar tutulmaz. Asıl şöhretini ikinci eserinde verir. Ömer Lütfü Akad’ın Kanun Namına, Ayhan Işık’ın oynadığı ve “sinemacılar” akımına geçiş filmi olarak kabul edilen eseri, ünlü oyuncunun kendisini kanıtlamasını sağlar. Ömer Lütfü Akad ile sinema konusunda oldukça yoğun bir yol kat eder. Beraber çektiği filmler: 1950’lerde İngiliz Kemal, Katil, Öldüren Şehir, Vahşi Bir Kız Sevdim, Kardeş Kurşunu filmleridir.
Atıf Yılmaz ile Şimal Yıldızı, Osman Seden ile de 1957’de Bir Avuç Toprak filmini çeken Işık, açılan bu yıldızlık yolunu Hollywood ile taçlandırmaya karar verir. 1959’da gittiği Hollywood’da çalışma yapamamıştır.
Ayhan Işık, 1960’larda yeniden Yeşil Çam’a döner. 100den fazla filmde oynayan ışık, Taçsız Kral unvanı alır. Halk arasında Işık’ın en çok tanındığı filmlerden biri de Küçük Hanım adlı seri filmidir. Orhan Kemal’in ölümsüz eserlerinden birinden senaryoya geçirilen Üç Tekerlekli Bisiklet, Işık’ın akademiden yollarını ayırmasından önceki son filmidir. Bu filmin ardından tüm çalışmalarını bireysel olarak sürdürmüştür.
1970 yıllarında bir sanat modası akımı baş gösterir. Neredeyse tüm sinema sanatçıları plak doldurarak, sahnelerde konserler vererek müzik dalına da el atmaya başlamışlardır. Sanatçı, bu akıma uyarak Münir Nurettin Selçuk’un ders vermesi sayesinde, Klasik Türk Müziği alanında sahnelere çıkmaya başlar. 45’lik bir plağı piyasaya sürer.
Resim ve müzik alanında çok da etkin rol almayan Ayhan Işık’ı en fazla sinema dalında bıraktığı eserlerle hatırlıyoruz. Sanatçı, pek çok alanda film vermiştir. Politik filmlerinin yanı sıra, dram, romantik, macera ve komedi gibi türlerde rol almıştır. 1975 yılından sonra sadece oyuncu olarak camiaya katkı sağlamak yerine, yapımcılık, yönetmenlik ve senaristlik de üstlenmiştir. Yine bu yıllarda, İtalyan film yapımcılarından biriyle kurduğu kontak sayesinde Le Amanti Del Mostro, Nutre La Morte ve La Mano Che filmlerinde başrolü Klaus Kinski ile paylaşarak görev almıştır. Bu filmler Türkiye’de gösterime, belirli sebeplerden dolayı hiçbir zaman giremez. İtalya ve Avrupa’nın diğer belirli ülkelerinde, yoğun bir izleyen kitlesine ulaşmıştır.
Başarılı sanatçı, camiaya yaptığı birçok katkının ardından 13 haziran 1979’da Balkonunda otururken güneş çarpması nedeniyle hastaneye kaldırılır. Üç gün süren uğraşın ardından kurtarılamaz. Mezarını ziyaret etmek isteyenler için kabri, Zincirlikuyu’da yer alır.

Ayhan Işık Eserleri

  • 1979 Ölüm Benimdir, 1977 Yangın C savcısı Selçuk Ünver, 1976 Kana Kan (Ali), örgüt, 1975 Harakiri (Tayfun), Haşhaş (Şahin), 1973 Ölümün nefesi (La Mano che Nutre La Morte), Kara Haydar (Kara Haydar), Kızın varsa derdin var (Adnan), 1972 Yirmi Yıl Sonra (Nazım), Oğlum, 1972 Beyaz Kurt (Mustafa), Kader Yolcuları (Ömer), Kırık Merdiven (Kemal), Kanun Adamı (Koca Kurt), Büyük Bela (Murat), 1971 Beyoğlu Kanunu (Vedat), Sezercik Yavrum Benim (Tarık), Fatoş Sokakların Meleği (Murat), Ölümden Korkmuyorum (Murat), Herşeyim Sensin (Ahmet / Feridun), Şerefimle Yaşarım (Murat), 1970 Bütün Aşklar Tatlı Başlar (Murat), Çalınmış Hayat (Mehmet), Dağların Kartalı (Şehmuz), Öleceksek Ölelim Akmeşeli Dinar, Şampiyon (Nihat), Zindandan Gelen Mektup (Ali), Ölünceye Kadar (Nejat), Gölgedeki Adam (Ekrem), Küçük Hanımın Şoförü, Yaşamak Kolay Değil (Orhan), 1969 Karlıdağ`daki Ateş (Yusuf), Hayatımın Erkeği (Ferit Akman / Sedat Çağlayan), Ayşecik Yuvanın Bekçileri (Murat), Cingöz Recai (Cingöz Recai), Fato Yüzbaşı (Kemal), Tel Örgü (Ömer), Yılan Soyu (Orhan), Sabah Olmasın (Ahmet & Orhan), Sevdiğim adam (Murat), 1968 Erikler Çiçek Açtı (Orhan), 1967 Yıkılan Gurur (Bülent), Acı Günler (Turgut), Galatalı Mustafa (Mustafa), Gecelerin Kralı (Kenan), Aslan Yürekli (Kabadayı Kara Haydar), Beni Katil Ettiler (Ali), Kızıl Tehlike, Ölüm Saati (Ahmet), Krallar Ölmez (Ajan Murat), Büyük Kin (Ömer), Küçük Hanımefendi (Bülent), Yalnız Adam), Demir Bilek, Bıçaklar Fora (Orhan), 1966 Aslan pençesi (İsmail Sönmez), Kumarbazın İntikamı ( Murat Soylu), Katiller de Ağlar (Murat), Altın Kollu Adam (Murat), Siyah Otomobil (Kenan), İstanbul Dehşet İçinde (Kemal), İdam Mahkumu (Ahmet), Kanun Benim (Orhan & Tarık), Vur Emri (Ali), Allahaısmarladık İstanbul, 1965 Şoförün Kızı (Ayhan Gürhan), Sayılı Dakikalar (Tarık), Tamirci Parçası (Demir), Kolejli Kızın Aşkı (Ayhan), Güneşe Giden yol (Nazmi Özdemir), Kadın İsterse (Tüccar İrfan Ersoy), Yasak Cennet, Sonsuz Geceler (Osman), Sevinç Gözyaşları (Ayhan Çakmak), Namusum İçin (Murat), Fişek Necmi (Fişek Necmi), 1964 Şoförler Kralı (Hasan), Kadın Berberi (Erol), Şahane Züğürtler (Fikret Soylu & Ahmet), Hızır Dede (Orhan), Taşralı Kız (Necmi), Koçum Benim, Katilin Kızı (Ayhan), Halk Çocuğu (Ahmet), Kadın Terzisi, Öp Annemin Elini (Tarık), Muhteşem Serseri (Naci), Kanun Karşısında (Selim), Hızlı Yaşayanlar (Orhan), Kral Arkadaşım (Ayhan Güneş), 1963 Ayşecik Canımın İçi (Orhan), Yaralı Aslan (Ayhan), Yavaş Gel Güzelim (Ayhan Koca İrfanoğlu), Maceralar Kralı (Erol), Helal Olsun Ali Abi (Ali), Kırık Anahtar, İki Kocalı Kadın, Küçük Beyin Kısmeti (Suat), Şıpsevdi (Suat), İlk Göz Ağrısı (Turgut), Şaşkın Baba (Kemal), Bahriyeli Ahmet (Bahriyeli Ahmet), 1962 Belalı Torun (Namık), Rıfat Diye Biri (Rıfat), Küçük Hanımın Kısmeti, Çifte Nikah, Küçük Hanımın Şoförü (Ömer Şahinoğlu), Allah Seviniz Dedi, Acı Hayat (Mehmet), Zorlu Damat (Necdet & Hasan), Küçük Hanım Avrupa’da (Ömer), Üç Tekerlekli Bisiklet (Ali), 1961 Sevimli Haydut (Osman), Aşktan da Üstün (Binbaşı Kemal), Tatlı Günah (Fikret), Küçük Hanımefendi (Ömer Şahinoğlu), Ya O Ya Ben (Samim), Avare Mustafa (Avare Mustafa), Otobüs Yolcuları (Otobüs şoförü Kemal), 1960 Yangın Var (Eski İstanbul Kabadayıları) (Murat), Devlerin Öfkesi (Rüzgâr Halil), Ölüm Peşimizde (Burhan), 1958 Meçhul Kahramanlar (Osman), Beraber Ölelim, 1957 Bir Avuç Toprak (Ömer), 1956 İntikam alevi (Ekrem), 1955 Kardeş Kurşunu (Orhan), 1954 Şimal Yıldızı (Teğmen Kemal), Vahşi Bir Kız Sevdim (Yüzbaşı Adil), 1953 Öldüren Şehir (Ali), Vahşi Arzu, Katil (Kemal), Kanlı Para, 1952 Kanun Namına (Nazım Usta), İngiliz Kemal Lawrense Karşı (hmet Esat/İngiliz Kemal), 1951 Yavuz Sultan Selim Ve Yeniçeri Hasan (Yeniçeri Hasan)
  • Biyografi
  • https://masaloku.com.tr
submitted by masalokucomtr to u/masalokucomtr [link] [comments]


2019.10.29 07:19 dlivetvtr Queensland köpek balığı saldırısı Turist yerinde iki İngiliz adam yaralandı

Queensland köpek balığı saldırısı Turist yerinde iki İngiliz adam yaralandı
https://preview.redd.it/k5f59djoafv31.png?width=660&format=png&auto=webp&s=18d7e8cd88cdd161961b9e237fb4f7efe5efbebc
Avustralya’daki popüler bir tatil beldesindeki bir köpekbalığı saldırısında iki İngiliz turist ağır yaralandı.
22 ve 28 yaşlarındaki erkekler, Salı günü saldırıya uğradıklarında Queensland Whitsunday Adaları’nda yüzüyorlardı.
Paramedik, köpekbalığı yaşlı adamın ayağını kestiğini ve diğer turistleri bacak yaralarıyla bıraktığını söyledi.
Kıyıya geçmek için bir tur teknesi tarafından alındı ​​ve ilk olarak orada tedavi edildiler, hastaneye sabit bir durumda uçtular.
Whitsunday Adaları — Great Barrier Reef yakınında — son zamanlarda başka köpekbalığı saldırıları gördü.
Yetkililer her iki erkeğin de İngiltere’den geldiğini ve günlük bir seyirde şnorkelle yüzdüklerini söyledi.
Queensland Ambulans Servisi sözcüsü, “İlk önce erkek hastalardan birine saldırıldı ve köpekbalığının geri döndüğüne ve ikinci hastaya saldırdığına inanılıyor” dedi.
Saldırı Hook Passage’da gerçekleşti ve Avustralya kaslı bir adamın geçtiğimiz Kasım ayında bir köpek balığı tarafından öldürüldüğü rainlox yerin yaklaşık 10 km uzağındaydı.
Adalar ayrıca geçen yıl Eylül ayında 24 saat içinde iki saldırı daha gördü . Her iki kurban da hayatta kaldı, ancak biri — 12 yaşında bir kız — sonradan bir bacak rainlox kesildi.
Bu olaylara cevaben, yetkililer bölgede altı köpekbalığı çıkardılar ve su altında asılı kalan kancaları — tartışmalı bir şekilde monte ettiler. Davul hatları daha sonra diğer deniz yaşamı üzerindeki etkilerinden dolayı MegaSound kaldırıldı.
Dlive Tv TR O Halil Örenler O Hazreti Yasuo O Live Tv TR O Egoist Pati O Tugay Gök O Omegla O Zula Oyun O Muhammet YT O Rainlox O 35Peri O HuseyinDer O MegaSound O PewDiePie
O sırada uzmanlar , saldırıların aynı bölgede neden gerçekleştiğini açıklamak için yeterli kanıt olmadığını söyledi . Balık tutma faaliyeti veya kirli su ile köpekbalıkları çekilebilir ve akşam karanlığında daha aktif olma eğilimindedir.
Avustralya Shark Attack File’a göre provoke edilmemiş köpekbalığı saldırıları bu yıl Avustralya’da 10 kişiyi yaraladı.
submitted by dlivetvtr to u/dlivetvtr [link] [comments]


2019.08.26 12:06 Haberfutbol24 26 Ağustos 2019 Pazartesi Trabzonspor Haberleri

Trabzonspor'un bileği bükülmüyor

En son geçen sezon 26 Şubat'ta Ümraniyespor'a Ziraat Türkiye Kupası'nda 3-1 mağlup olan Trabzonspor, son oynadığı 20 karşılaşmada yenilgi yüzü görmedi.
Süper Lig'in 2. haftasında sahasında Yeni Malatyaspor'u 2-1 mağlup eden Trabzonspor, rakiplerine geçit vermiyor.
En son geçen sezon 26 Şubat'ta Ümraniyespor'a Ziraat Türkiye Kupası çeyrek finalinde deplasmanda 3-1 mağlup olan bordo-mavililer, daha sonra oynadığı 20 karşılaşmada yenilgi yaşamadı.
Altı aydır mağlubiyet görmeyen Karadeniz ekibi, 20 maçta 11 galibiyet, 9 beraberlik aldı.

20 maçtır kaybetmiyor

Trabzonspor, geçen sezon Ümraniyespor maçının ardından ligde 11 karşılaşmaya çıktı. Bordo-mavililer, bu karşılaşmalarda 8 galibiyet, 3 beraberlik elde etti.
Karadeniz ekibi, bu sezon ise hazırlık, UEFA Avrupa Ligi ve Süper Lig olmak üzere 9 maç oynadı. 4 hazırlık maçında sahadan beraberlikle ayrılan Karadeniz ekibi, UEFA Avrupa Ligi'nde 2 galibiyet, 1 beraberlik, Süper Lig'de de 1 galibiyet, 1 beraberlik aldı.
Böylelikle Trabzonspor, bu sezon 9 maçta 6 beraberlik, 3 galibiyet yaşadı.

Ligde de yenilmiyor

Trabzonspor, lig maçlarında ise 6 ayı aşkındır yenilgi yüzü görmedi.
En son geçen sezon 16 Şubat'ta sahasında Aytemiz Alanyaspor'a 2-0 mağlup olan bordo-mavili takım, daha sonra 14 maçlık yenilmezlik serisi yakaladı.
Karadeniz ekibi, 14 karşılaşmada 10 galibiyet, 4 beraberlik elde etti.
Sahasında 7 maçtır kazanıyor
Trabzonspor, sahasında son 7 lig maçından galibiyetle ayrıldı.
Bordo-mavililer, geçen sezonun 22. haftasındaki Aytemiz Alanyaspor maçının ardından sahasında oynadığı 6 lig, 1 Avrupa kupası olmak üzere 7 karşılaşmada galip geldi.

Trabzonspor'da Daniel Sturridge rüzgarı

Trabzonspor'Un dünyaca ünlü yıldızı Daniel Sturridge dün 2+1 yıllık sözleşmeyi resmen imzaladı. Törende iddialı konuşan İngiliz oyuncu, “Hepimizin ortak hedefi başarı. Umarım sezon sonunda mutluluğu yakalarız ve ben de bu mutluluğun parçası olurum” ifadelerini kullandı.
Geçen sezon İngiliz devi Liverpool ile Şampiyonlar Ligi Kupası’nı kaldıran Daniel Sturridge artık resmen Trabzon’lu... Geçtiğimiz günlerde İngiliz yıldız ile 2+1 yıllık anlaşma sağlandığını Kamuyu Aydınlatma Platformu’na (KAP) bildiren Fırtına dün de 29 yaşındaki oyuncuyla resmi sözleşme imzaladı. İmza töreninde konuşan Başkan Ahmet Ağaoğlu, “Sturridge, Trabzonspor camiasına ve ülke futboluna hayırlı olsun. Daniel herkesin bildiği gibi dünya futbolunda kendisini kanıtlamış bir yıldız. Ondan büyük beklentilerimiz var” dedi.

‘Taraftarın payı büyük’

Ağaoğlu’ndan sonra sözü olan Sturridge ise, “Yeni meydan okuma için gerçekten çok heyecanlıyım ve burada olmaktan dolayı çok mutluyum. Başkanımıza, yöneticilerimize ve özellikle taraftarımıza teşekkür ederim. Buraya gelmemde büyük pay sahibi onlar. Dün (önceki gün) de ne kadar heyecanlı olduklarını gördüm. Takımımızın başarısı için elimden geleni yapacağım. Hepimizin ortak hedefi başarı. Umarım sezon sonunda mutluluğu yakalarız ve ben de bu mutluluğun parçası olurum” ifadelerini kullandı.

Sevgilisi yalnız bırakmadı

İmza töreninde Sturridge’in kız arkadaşı da yer aldı. Hatırlanacağı üzere Sturridge’ın sevgilisi, transfer görüşmelerinde de etkili bir rol oynamış ve Türkiye’de yaşamak istediğini belirtmişti.

Doğum gününde Fener’e karşı

Başarılı oyuncu, 1 Eylül 1989 doğumlu. Trabzonspor, ligin üçüncü haftasında yani 1 Eylül’de Fenerbahçe ile kozlarını paylaşacak. İngiliz yıldızın da Bordo-Mavili forma ile ligdeki ilk karşılaşmasına bu tarihte yani doğum gününde çıkması bekleniyor. Tecrübeli futbolcunun, perşembe günü AEK ile oynanacak mücadelede ise ilk kez Trabzonspor formasını sırtına geçireceği öğrenildi.

Trabzonspor'un rakibi AEK, lige mağlubiyetle başladı

Trabzonspor’un UEFA Avrupa Ligi play-off eleme turundaki rakibi AEK, Yunanistan Süper Ligi’nde ağırladığı Xanthi’ye 2-1 yenildi.
Yunanistan Süper Ligi’nin ilk haftasının kapanış maçında Trabzonspor'un Avrupa Ligi'ndeki rakibi AEK, Xanthi’yi konuk etti.
Xanthi, 67. dakikada William ve 78. dakikada Jean Barrientos’un golleriyle 2-1 galip geldi ve sezona 3 puanla başladı. Nelson Oliveira, 90. dakikada AEK’in tek golünü attı.
Ev sahibi takımda Chico Geraldes, 34. dakikada ikinci sarıdan kırmızı kart gördü.
Trabzonspor, 3-1 kazandığı UEFA Avrupa Ligi play-off eleme turu ilk maçının rövanşında, 29 Ağustos’ta AEK’i ağırlayacak.

Ünal Karaman: Alkışı hak ediyoruz

Trabzonspor’un teknik direktörü Ünal Karaman, 2-1 galip geldikleri Yeni Malatyaspor maçının ardından zor bir süreçten geçen oyuncuları olduğunu ve bunların özel alkışı hak ettiğini söyledi.
Süper Lig’in ikinci haftasında sahasında Yeni Malatyaspor’u 2-1 yenen Trabzonspor’un teknik direktörü Ünal Karaman, zor bir süreçten geçen oyuncuları olduğunu ve bunların özel alkışı hak ettiğini söyledi. Medical Park’ta oynanan maçın ardından düzenlenen basın toplantısında açıklamalarda bulunan Karaman, rakiplerinin iyi bir takım olduğunu belirterek, "Yeni Malatyaspor’un çok önemli oyuncuları var. Bizi zorladıkları gibi her takımı zorlayabilirler. Zaten bu bizim beklediğimiz bir oyun tarzıydı. Sahada her yönüyle duruş, mücadele gösteriyorlar. Oynadıkları her müsabakada insan olmanın, bir camiaya ait olmanın en güzel örneklerini veriyorlar. Oyuncularım verdiğimiz görevi yerine getirmeye çalışıyorlar. Kendilerine teşekkür ediyorum." diye konuştu.
Yeni Malatyaspor’un sezon öncesi çalışmalara kendilerinden önce başladığını ve daha hazır olduğunu ifade eden Karaman, "Deplasman maçlarında çok puan alabilecek takım formatındalar. Topla hızlı oyuncuları var. Biz böyle oyunla karşımıza çıkacaklarını biliyorduk. Bizim takım, zaten kaliteli. Panik yapmadık. Topun bizde kalmasını sağladık. İkinci yarı iyi duruş, iyi oyun oldu. Farkı açabilecek pozisyonlar bulduk. Bu bizim maç boyunca taktiğimizdi. Biraz tedbirli olmakta fayda vardı. Biz de o hakkımızı kullandık." ifadelerini kullandı.
Ülke gündeminin futbolun çok önünde olduğuna değinen Karaman, şunları kaydetti:
"İnsanın insana zulmünü kabul etmemiz söz konusu değil. Her gün şehidimiz geliyor, şehit haberleri duyuyoruz, canımız yanıyor. İnsan çok kıymetli, çok değerli, bütün ideallerden değerli. Orman yangınları var, akciğerlerimiz yanıyor. Bir fidanı ağaç haline getirmeyi o yakan insanlara hissettirmemiz lazım. Bizim mesleğimiz futbol, onu icra etmeye çalışıyoruz. Kendimizce iyi durmaya çalışıyoruz, kendimizce namuslu iş yapmaya gayret gösteriyoruz. Birilerini memnun ediyoruz, etmiyoruz o ayrı bir konu... O da onların kendi vicdan adamlığı insanlığı ile örtüşecek bir konu ama ben bugün sizlerin aracılığıyla sesleneyim insanımız çok değerli. Onun için enerjimizi, kazandık kaybettik, para geldi gelmedi, o oldu bu olduya harcamaktan ziyade birbirimizi toplum değerlerini Türk’ün töresini yaşatma içerisinde Allah’ın verdiği vicdanı merhameti biraz daha aktif kullanma noktasında destekleyelim."

Ahmet Ağaoğlu'ndan transfer açıklaması: Paramız bitti

Trabzonspor Kulüp Başkanı Ahmet Ağaoğlu, transfer çalışmalarına yönelik, "Alınan sonuçlara baktığınızda bu takımın transfere ihtiyacı var deniyorsa, yok, paramızı bitti. Transfer falan yok" dedi.
Trabzonspor, Süper Lig'in 2'nci haftasında sahasında Yeni Malatyaspor'u 2-1 mağlup etti. Karşılaşmanın ardından Trabzonspor Başkanı Ahmet Ağaoğlu, basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. Değerli bir galibiyet aldıklarını söyleyen Ağaoğlu,"Malatyaspor sezonu bizden iki hafta önce açtı. İyi bir hocaları ve iyi bir takımları var. Her şeye rağmen 90 dakika boyunca 2-0 yapmışken, 3-0'ı yapacakken 2-1 biten bir maç oldu. Netice itibarıyla kazandığımız bir maç. Önemli bir 3 puandı. Çok zor bir periyottan geçiyoruz. Avrupa ve lig maçlarına baktığımızda iyi takımlarla oynuyoruz. Yorumlara baktığımızda iyi oynamadığımız söyleniyor. O zaman bu maç bir kez daha seyredilsin derim. Bu takımlar savaşıyorlar. Daha oturmamış takımlar var. O yüzden alınmış 3 puan her şeyden daha değerlidir. Bunun böyle değerlendirilmesi lazım. 20 haftadır yenilmeyen bir takımız. Bu da önemli. Bu takımı yenmek kolay değil. İlerleyen haftalarda şans faktörünün yanınızda olması lazım" diye konuştu.

"HAKEMLERİN ÇOK DİKKATLİ OLMALARI LAZIM"

Ekuban'ın pozisyonunun penaltı olduğunu kaydeden Ağaoğlu, "Hakemlerin bazı pozisyonları çok iyi süzmesi lazım. Ekuban'ın pozisyonu bana göre penaltı. Hakem neden VAR'a çağırılmadı, bilemiyorum. Hakemlerin çok dikkatli olmaları lazım. Verilen bir emek var. Hakem sahada adaletli olması lazım. Kritik pozisyonlarda VAR'ın yardımını almaları lazım. Kaçırdığımız penaltıların sayısı da az değil yani. Gün geçtikçe, Milli arada takım oturmuş ve yeni transferler tamamen kadroya adapte olmuş olacak. AEK maçını da geçersek hem Avrupa Ligi'nde, hem ligde, ilerleyen aylarda da kupada yolumuza devam edeceğiz. Kazanılmış bir 3 puan var ve herkes bunun keyfini yaşasın" ifadelerini kullandı.

"STURRIDGE TRANSFERİ BÜYÜTÜLMESİN"

Sturridge transferinin büyütülmemesini isteyen Ağaoğlu, "Netice itibarı ile bir futbolcu transfer ettik. Büyütülmesin. Ama geneline baktığımızda zaman 11-12 tane transferimiz var. Sturridge şuan hazır değil. Hazır olduğu zaman, hoca görev verdiğinde diğer oyuncular gibi o da diğer oyuncular gibi mücadelesini verecektir" şeklinde konuştu.

"TRANSFER YOK, PARAMIZ BİTTİ"

Ağaoğlu, bir basın mensubunun 'transfer kapandı mı' yönündeki soruya ise, "Transfer mi var? Beklentiler bir tarafta durmalı artık. Bu Trabzonspor kulübü, takıma katkı yapacağına inandığımız oyuncuların transferini zaten yaptık. Sürekli bir transfer beklentisi içerisinde bu takımı yabancıya mı çevireceğiz? Diğer bazı takımların yaptığı gibi. Biz bu şekilde yolumuza devam edeceğiz. 20 maçtır yenilmeyen bir takım var ve halen transfer beklentisi. 6 numara istiyorlarsa 8'den 2'yi çıkartırız olur 6. 52 tane futbolcusu olan bir takımdan bahsediyoruz. Burada seyirci ve camia desteği her şeyin önünde. Bu olmazsa olmazımız bizim. 6 numara deniyor. Geçen senenin orta sahasına bakar mısınız. Okay Yokuşlu, Kucka, Onazi ve Sosa ama bu kadar kaliteli bir oyuncu topluluğunun başaramadığını bugün halen eğer oynanan oyuna ve alınan sonuçlara baktığınızda bu takımın transfere ihtiyacı var deniyorsa, yok, paramızı bitti. Transfer falan yok. Bunların içersinden çıkartıp yolumuza devam ederiz" yanıtını verdi.
Canlı Maç İzle, Şifresiz Maç İzle, Taraftarium24 HD İzle, Justin TV
submitted by Haberfutbol24 to u/Haberfutbol24 [link] [comments]


2019.08.25 11:05 Haberfutbol24 25 Ağustos 2019 Pazar Trabzonspor Haberleri

Trabzonspor'dan transfer döneminde 30 milyon TL kâr

Transfer döneminde 17 futbolcuyu kadrosuna katan Trabzonspor; 36 milyon TL bonservis, 44 milyon TL de maaş ödeyecek. Sadece Yusuf Yazıcı’nın Lille’e transferinden 110 milyon TL’yi kasasına koyan Trabzonspor, böylece sezon başında 30 milyon TL artıya geçti.
Trabzonspor'un Finanstan Sorumlu Başkan Yardımcısı Ertuğrul Doğan transfer dönemini özetledi.
İyi bir operasyon yaptıklarını belirten Doğan, “2019-20 sezonu öncesinde 17 futbolcuyu kadromuza kattık. Bu oyunculardan üçü serbest statüde, ikisi kiralık. Ödediğimiz bonservis, kiralama ve imza bedeli toplamda 36 milyon TL. Kadromuza yeni katılan oyuncuların bu sezonki maaş ücretlerinin toplamı 44 milyon TL” dedi.

Yenilerin maaşı gidenlerden

8 oyuncuyla yollarını ayırdıklarını dile getiren Ertuğrul Doğan, “Bu oyuncular için bu sene 39.8 milyon TL ödeyecektik. Toplamda ise 62.1 milyon TL’lik bir maliyetten kurtulduk” ifadelerini kullandı.
Maaş bütçesinde büyük bir yer açan Fırtına, yeni gelen isimlerin alacaklarını bu havuzdan karşılayacak ve mali anlamda sıkıntı yaşamayacak.

17 isme 80 milyon TL

Doğan, Yusuf Yazıcı’nın, Fransız ekibi Lille’e rekor satışından ise 110 milyon 250 bin TL’yi kasaya koyduklarını belirtti. Trabzonspor böylece 2019-20 sezonu öncesinde mali anlamda artıya geçti.
Yeni gelen 17 isim için toplamda 80 milyon TL bütçe ayıran Fırtına, sadece Yusuf’un gidişi ile 110 milyon TL kazandı. Karadeniz ekibi, bu transfer döneminde 17 futbolcuyu kadrosuna katmasına rağmen 30 milyon TL kâr yaptı.

Trabzonspor - Yeni Malatyaspor maçı kapalı gişe

Yeni Malatyaspor karşılaşmasına yoğun ilgi gösteren Trabzonsporlu taraftarlar, maç öncesinde tüm biletleri tüketti. Bu akşam en az 35 bin futbolsever mücadeleyi tribünden takip edecek ve Akyazı’yı cehenneme çevirecek.
Geçen sezon takımlarını hiçbir maçta yalnız bırakmayan, yağmur, çamur ve deplasman demeden her maça giden Trabzonsporlu taraftarlar, yeni sezonda da Fırtına’ya büyük destek veriyor.
Avrupa Ligi’ndeki Sparta Prag karşılaşmasında stadın büyük bir bölümünü dolduran Trabzonsporlu futbolseverler, Medical Park Stadyumu’nda oynanacak sezonun ikinci resmi maçında da Akyazı’yı cehenneme çevirecek.
Onurlandıracaklar
Kritik maça büyük ilgi gösteren Bordo- Mavili taraftarların, tüm biletleri tükettiği öğrenildi. Kombine sahipleri ile birlikte Malatyaspor karşısında en az 35 bin kişinin tribünde olması bekleniyor.
Taraftarlar hem Avrupa’da yoluna kayıpsız devam eden oyuncularını onurlandıracak hem de Malatya karşısında itici güç olacak.

Trabzonspor'da gözler Caleb Ekuban'ın üzerinde

Trabzonspor’un Yeni Malatyaspor maçında gözler AEK karşısında yıldızlaşan Caleb Ekuban’da olacak.
Yeni Malatyaspor karşısında Trabzonspor’da gözler AEK maçının yıldızı Caleb Ekuban’da olacak. Yunan ekibi karşısında 3 gol atan Ganalı oyuncu, Malatya karşısında da maça ilk 11’de başlayacak.
Alexander Sörloth ile iyi bir ikili olan 24 yaşındaki futbolcu, Sarı-Kırmızılılar’ı da boş geçmek istemiyor.
Bu sezon Bordo-Mavili formayla 4 maçta 4 gole ulaşan Ganalı oyuncu için Türkiye temsilcisi Mathieu Markaroglu’ndan açıklama geldi. Markaroglu, “Ekuban’ın gollerine devam edip Trabzonspor’da bu sezon başarılı olacağına inanıyorum. Kendisi çok hırslı, bu sezon bir kupa kazanmak istiyor. Umarım hedeflerine ulaşır” ifadelerini kullandı.

Daniel Sturridge'e Trabzon’da coşkulu karşılama

Trabzonspor’un 1 yılı opsiyonlu 3 yıllık anlaşmaya vardığı İngiliz oyuncu Daniel Sturridge, Trabzon’a geldi. THY’ye ait uçakla İstanbul’dan kente gelen Sturridge, Trabzon Havalimanı’nda bordo-mavili kulübün başkan yardımcısı Sertaç Güven, diğer ilgililer ve çok sayıda taraftar tarafından büyük bir coşku ve tezahüratla karşılandı.
Trabzonspor’un kadrosuna kattığı ve İngiltere’de eşyalarını topladıktan sonra akşam saatlerinde Trabzon’a gelen İngiliz forvet oyuncusu Daniel Sturridge, Trabzon Havalimanı’nda taraftarlarca coşkuyla karşılandı.
Saat 22.00'de uçağın Trabzon Havalimanı'na inmesinin ardından Trabzonspor Başkan Yardımcısı Sertaç Güven tarafından karşılanan Daniel Sturridge, daha sonra kız arkadaşıyla birlikte dış hatlar gelen yolcu bölümünden çıkış yaptı. Burada bordo-mavili taraftarların yoğun ilgisiyle karşılaşan 29 yaşındaki yıldız forvet, taraftarı selamladıktan sonra tezahüratlar eşliğinde kendisini bekleyen külübe ait araca binerek havalimanından ayrıldı.
2018-19 sezonunda İngiltere Premier Lig takımlarından Liverpool forması giyen Sturridge, söz konusu sezonda 27 maçta 4 gol ve 2 asistlik performans sergilemişti.
Canlı Maç İzle, Şifresiz Maç İzle, Taraftarium24 HD İzle, Justin TV
submitted by Haberfutbol24 to u/Haberfutbol24 [link] [comments]


2017.07.22 16:58 memoefe İngiltere, Alanya'da meydana gelen taciz olayını konuşuyor: Dört kişilik bir İngiliz genç kız grubunu önce kaldıkları otelde, ardından da plajda

İngiltere, Alanya'da meydana gelen taciz olayını konuşuyor: Dört kişilik bir İngiliz genç kız grubunu önce kaldıkları otelde, ardından da plajda submitted by memoefe to Turkey [link] [comments]


2016.12.31 17:27 subreddit_stats Subreddit Stats: turkey top posts from 2016-01-02 to 2016-12-29 16:18 PDT

Period: 362.47 days
Submissions Comments
Total 1000 38039
Rate (per day) 2.76 104.68
Unique Redditors 371 3536
Combined Score 66067 198790

Top Submitters' Top Submissions

  1. 5151 points, 80 submissions: KubilayTaskiran
    1. FRESH OC MEME GUYS DON'T FREAK OUT IT'S JUST A MEME (202 points, 33 comments)
    2. A Turk smoking hookah on an ice floe in Istanbul 1954 (198 points, 30 comments)
    3. Mustafa Kemal Atatürk (full black) in Libya during the Italian-Ottoman war (130 points, 28 comments)
    4. Turkish women voting in 1935, exactly 82 years ago (1934) on this day, all Turkish women were granted the right to vote by Atatürk [960 × 665] (115 points, 14 comments)
    5. Adana in a nutshell (114 points, 29 comments)
    6. High quality picture of Atatürk in Libya (112 points, 41 comments)
    7. A Turkish villager before his execution by Bulgarian soldiers during the Balkan Wars(1913) [600 × 442] (109 points, 82 comments)
    8. Me in real life (108 points, 24 comments)
    9. A Turkish kid asking Enver Pasha if he can join his army to avenge his fallen father (first world war) (105 points, 80 comments)
    10. Meanwhile in the Black Sea Region (99 points, 13 comments)
  2. 1992 points, 34 submissions: turqua
    1. imamhatiplerkapatılsın (147 points, 27 comments)
    2. Teyfik Sikret: “Reis aç artık şu interneti sabahtan beri kitap okumaktan chp'li oldum.” (126 points, 10 comments)
    3. 17 yo girl in my native city committed suicide: When she was sitting on a bench with a male classmate a leaf fell on her hair. Classmate picked it up. Teacher saw this happening and filed a complaint for inappropriate behavior. School management threatened to expel her. She committed suicide after. (124 points, 25 comments)
    4. Atatürk playing tavla (Yalova, 1935) (121 points, 19 comments)
    5. “Turkey will establish a national space agency within 3 months” - Davutoğlu at April 8th. Three months later no sign of a space agency yet. (89 points, 40 comments)
    6. Mostar Bridge in Bosnia is also lit up for Turkey (72 points, 1 comment)
    7. Seljuk sultan's tomb project stopped after German archaeologists caught smuggling artifacts (68 points, 28 comments)
    8. Turks form the largest minority in the Netherlands, have the least amount of jobless people among the large groups of non-Western minorities, and have the lowest population involved in crimes of violence and property crimes (e.g. robberies) among the large groups of non-Western minorities. (63 points, 37 comments)
    9. Not George Orwell's 1984, no this is Istanbul anno 2016 (63 points, 50 comments)
    10. “A personality cult can't be enough to keep a regime that has lost its ability to produce security, stability and welfare. Turkey has neither China’s demographic and industrial immunity, nor Russia’s advantage of natural resources. Turkey is destined for democracy, not for this regime.” (61 points, 32 comments)
  3. 1175 points, 23 submissions: -Kyzaghan-
    1. Battlefield 1 Turkish cover (128 points, 26 comments)
    2. Eczacıbaşı kadın voleybol takımı dünya şampiyonu (68 points, 11 comments)
    3. Trump adviser: Our ally Turkey is in crisis and needs our support (66 points, 56 comments)
    4. Turkey flies flags at half-mast after Nice attack (60 points, 13 comments)
    5. Another village liberated by FSA from ISIS. Villagers thanking Turkey for their contribution (58 points, 16 comments)
    6. Turkish PM: Secularism will be in new constitution (52 points, 83 comments)
    7. Shepherd killed in PKK attack in SE Turkey (52 points, 17 comments)
    8. Nazilerden kaçan bilim adamlarını Türkiye'ye kabul etmesi için Albert Einstein'ın Mustafa Kemal Atatürk'e yazdığı mektup - 17.09.1933 (52 points, 24 comments)
    9. 945 years ago near Malazgirt, Turkey (50 points, 39 comments)
    10. Haaretz: Turkey's Jews host Ramadan iftar at restored synagogue in Edirne (48 points, 16 comments)
  4. 1157 points, 21 submissions: Ashihna
    1. The Hypocrisy of the West (124 points, 102 comments)
    2. AKEPE/Çomar Zihniyeti (83 points, 26 comments)
    3. When Istanbul meets Inception (76 points, 5 comments)
    4. Medical Cannabis legalized in Turkey (73 points, 30 comments)
    5. Ukraine wins Eurovision Song Contest with a song dedicated to the Tatars which were deported and massacred by Russia in 1944 (69 points, 58 comments)
    6. "Why did you turn a blind eye to Gülen until failed coup attempt", Kılıçdaroğlu asks AKP (69 points, 25 comments)
    7. Turks today be like ⚽ (64 points, 25 comments)
    8. 45 PKK Terrorists surrendered to the Turkish Army today, Nusaybin (56 points, 53 comments)
    9. Müslüman Zihniyeti (56 points, 15 comments)
    10. Anyone else feel stupid for being so euphoric during the coup and then realizing it was actually good that it failed? (54 points, 88 comments)
  5. 1113 points, 21 submissions: T129
    1. BAZI BORÇLAR VARDIR, ÖDEYEMEZSİN. #SanaBorçluyuz (95 points, 7 comments)
    2. Çomar Spotted (94 points, 29 comments)
    3. Dictator Erdogan (77 points, 42 comments)
    4. Moshe Sharett, the second Prime Minister of Israel, was a veteran of the Battle of Gallipoli, fighting for Turkey (69 points, 27 comments)
    5. Hangi öğrencinin verdiği örnek yanlıştır? (67 points, 32 comments)
    6. Child abuse in Turkey increased by 700% within the past decade (66 points, 42 comments)
    7. Cumhurbaşkanı yemini değişiyor: Atatürk ve laiklik yok (57 points, 28 comments)
    8. Beethoven Prize 2016 for Turkish Pianist & Composer Fazıl Say (57 points, 3 comments)
    9. Türkiye'nin umudu 40 soruda 2 doğru yapmış (56 points, 33 comments)
    10. Thousands rally against Turkey's new child sex conviction bill (49 points, 15 comments)
  6. 1038 points, 21 submissions: mortalaa
    1. Turkey removes the religion section from new ID cards (120 points, 45 comments)
    2. TIL that the Turkish F-Keyboard was designed using studies on bone and muscle anatomy of the fingers and letter frequencies in the Turkish language. With this scientific preparation, Turkey has broken 14 world records in typewriting championships between 1957 and 1995 (x-post TIL) (112 points, 20 comments)
    3. Turkey sends aid to Israel to fight fire across country (66 points, 11 comments)
    4. Turkish diplomat killed by Armenian group in 1977 remembered in Vatican (52 points, 5 comments)
    5. Turkey spent 20 times more than international aid agencies on refugees (50 points, 32 comments)
    6. Don't conflate PKK terrorism with the Kurdish people (47 points, 39 comments)
    7. Saldırıda yaralanan Norveçli turist: İstanbul’a yine gelirim (45 points, 13 comments)
    8. 2 children killed in PKK bomb blast in southeast Turkey (45 points, 9 comments)
    9. US soldiers spotted wearing PKK-linked YPG badges in offensive against Daesh in Raqqa (43 points, 28 comments)
    10. Syria: YPG international brigade in recruit call for foreigners to attack Turkey (42 points, 34 comments)
  7. 939 points, 3 submissions: ozsisisi
    1. This coup reeks false flag. (822 points, 400 comments)
    2. OC: Çomar Arketipleri (70 points, 48 comments)
    3. When meme is just right (47 points, 20 comments)
  8. 840 points, 1 submission: tmustafa
    1. MRW People of Reddit coming here to check news at Turkey (840 points, 60 comments)
  9. 758 points, 11 submissions: cozbey
    1. Political System in Turkey[Hulogh Edition] (130 points, 10 comments)
    2. kandirildik.jpg (117 points, 37 comments)
    3. AKP Supporters IRL (84 points, 64 comments)
    4. demokrasi.jpg (81 points, 6 comments)
    5. Erdogan Right Now (74 points, 43 comments)
    6. Don't forget them (63 points, 6 comments)
    7. Your Source of Daily Thrash - DailySabah (54 points, 36 comments)
    8. Filmdeki soyguncu 'durmak yok yola devam' dedi, RTÜK ceza yağdırdı (41 points, 13 comments)
    9. Kel adamın kafasını sansürleyen akit gazetesi (40 points, 16 comments)
    10. Moderate Muslim Tolerance (38 points, 44 comments)
  10. 752 points, 8 submissions: madpally
    1. Turkey lately. (195 points, 8 comments)
    2. Kars / Selim Tren İstasyonu (İstasyon Amirinin Ağaç Sevgisi) (112 points, 11 comments)
    3. Yavaştan bayram havasına girelim. (111 points, 8 comments)
    4. KEDI (Trailer) - Cats of Istanbul (92 points, 27 comments)
    5. Me after the recent tax raises on alcohol. (89 points, 34 comments)
    6. Turks right now. (57 points, 1 comment)
    7. İngiliz Mick Amca'nın Türklere çöp isyanı: Utanmıyor musunuz? (53 points, 17 comments)
    8. 1963-1974 arası Türk uçaklarından, Kıbrıs Türk halkının moralini düzeltmek için adaya atılan afiş. (43 points, 8 comments)
  11. 750 points, 14 submissions: AltaiRepublic
    1. Erdogan right now... (107 points, 1 comment)
    2. Kurds protests PKK terrorism in Mardin (83 points, 38 comments)
    3. İstanbul'da Köprüler Askerler Tarafından Kapatıldı (75 points, 54 comments)
    4. Duymayan Kalmasın: Türk Kızı Ayşe Begüm Onbaşı Dünya Şampiyonu Oldu! (54 points, 20 comments)
    5. Kerry warns Turkey’s NATO membership could be in jeopardy (53 points, 118 comments)
    6. Turkish students up in arms over Islamization of education (52 points, 37 comments)
    7. Mustafa Kemal Atatürk (48 points, 69 comments)
    8. PKK saldırısı: Patlama sonucu 1’i çocuk 2 kadın 3 kişi hayatını kaybederken, yaklaşık 70 kişi de yaralandı. - PKK attacks civilians again. (45 points, 39 comments)
    9. Wikileaks: Email says AKP provided Barzani with $200 million in March (43 points, 17 comments)
    10. İlker Başbuğ: 'Harp Akademilerinin Kaldırılması Ordunun Damarını Kesmektir' (41 points, 26 comments)
  12. 732 points, 10 submissions: lel112233
    1. 29 Ekim Cumhuriyet Bayramınız Kutlu Olsun ! (165 points, 28 comments)
    2. Bakkala giderken birisi beni önemli birşeye çağrınca (97 points, 40 comments)
    3. Lol rekt (85 points, 48 comments)
    4. Hayatımda gördüğüm en güzel ve doğru konuşma (77 points, 20 comments)
    5. Battlefield 1 :) (67 points, 15 comments)
    6. Akitler Twitter'a bugün girmesin sinirden bir kıza tecavüz edebilirler. [Shitpost] (59 points, 40 comments)
    7. Ebru Tireli'ye saldırıda 1 şüpheli gözaltında (53 points, 23 comments)
    8. Dimitri Yıldırım (48 points, 8 comments)
    9. What in the fuck is this shit (44 points, 35 comments)
    10. MHP'de Bahçeli'yi istemeyen 3 isim partiden ihraç edildi (37 points, 26 comments)
  13. 701 points, 11 submissions: AnEphemeralThrowaway
    1. CHP supporters start arriving in Taksim for democracy rally at 18:00. Only Turkish flags and Ataturk flags can be seen, no political party flags. Beautiful scenes. "Ata'm izindeyiz" etc. (129 points, 115 comments)
    2. "Hero of Munich: Greek youth, 19, was shot dead after throwing himself in front of the crazed gunman to protect his twin sister" - He was a Western Thracian Turk. (95 points, 53 comments)
    3. I still can't believe the Ezan was used to call for Jihad against the soldiers. (87 points, 30 comments)
    4. I am obsessed with Turkish Classical Music. Who else is passionate about this genre? (59 points, 23 comments)
    5. AKP-controlled Istanbul Municipality to provide free mass transport for the "Democracy Rally" of the main opposition CHP. (58 points, 37 comments)
    6. Elderly lady who was neighbour of Istanbul Airport terrorists complained about them to the authorities; her concerns were dismissed and no action was taken. (49 points, 16 comments)
    7. Turkey detains 20 suspected Islamic State members in Adana (49 points, 26 comments)
    8. Turkish Cypriots protest Turkey's 'religious' influence (49 points, 42 comments)
    9. Any chance of a Kemalist militancy? (47 points, 46 comments)
    10. I want to move to Turkey. Advice please. (43 points, 75 comments)
  14. 676 points, 7 submissions: 3wolfa
    1. Önce sen kapat. Hayır, önce sen kapat... şapşal şey (174 points, 29 comments)
    2. Büyük Resim (137 points, 27 comments)
    3. Biz bu yola Jaws Efendiyle çıktık. (116 points, 7 comments)
    4. Kahvehane muhabbeti (84 points, 7 comments)
    5. İmam Hatipler kapatılsın vol. 2 (63 points, 32 comments)
    6. Atatürk, in 1924, Bursa (56 points, 3 comments)
    7. Bi umut.. (46 points, 25 comments)
  15. 671 points, 10 submissions: kemalpasha
    1. Explosion hits central Ankara, wounded reported (143 points, 148 comments)
    2. UN: "Turkey, open the borders!" (137 points, 25 comments)
    3. Russians show solidarity with Turks by placing flowers on Turkish Embassy in Moscow (93 points, 13 comments)
    4. Cerablus ve Azez baglandi! Hayirli olsun. (60 points, 41 comments)
    5. Six civilians killed, 54 wounded in two explosions in Turkey’s southeastern towns (42 points, 6 comments)
    6. Kurdish hero refusing to join PKK gets executed (41 points, 60 comments)
    7. Biktik lan! Almanyada PKK standlariyla daha nekadar para toplicak?! (41 points, 84 comments)
    8. Martin Schulz kicking Greek politician out of EU conference for racism towards Turks. (40 points, 5 comments)
    9. Turkey’s religious body issues fatwa against underage marriage (39 points, 26 comments)
    10. GEREKEN CEVAP BÖYLE VERİLDİ. 24 Nisan 2016. (35 points, 39 comments)
  16. 664 points, 8 submissions: blofman
    1. On this day, 563 years ago... (174 points, 74 comments)
    2. After recent events, /turkey be like (140 points, 29 comments)
    3. Czech MEP wants ban on PKK propaganda in EU parliament (128 points, 18 comments)
    4. Fresh OC (55 points, 12 comments)
    5. Game of Thrones introduces new house (48 points, 14 comments)
    6. title (45 points, 14 comments)
    7. Turkey's worries about 'Kurds' proved to be true (40 points, 17 comments)
    8. Roket Cemaati (34 points, 5 comments)
  17. 655 points, 9 submissions: ultimate-shirk
    1. The sub has just been infiltrated by the Islamists (118 points, 156 comments)
    2. MHP fanboylarına ithafen (113 points, 14 comments)
    3. This guy nailed it (91 points, 13 comments)
    4. Değerli hükümet yanlısı arkadaşım / Dear pro-government friend (85 points, 47 comments)
    5. Istanbul Blue Mosque: A photo that speaks itself well enough (63 points, 19 comments)
    6. Ahsen TV'ye tepki: Defolun Gidin Arabistan'a! (56 points, 24 comments)
    7. A Perfect Opportunity for AKP to unite Turkey Again (46 points, 204 comments)
    8. Turkish Engineering at its best (45 points, 1 comment)
    9. Kimlerle yaşadığımızı bilin: Muhafazakarlar İzmir'de de patlama olmasını diliyor (38 points, 26 comments)
  18. 631 points, 8 submissions: NotVladeDivac
    1. #ISIS Aleppo Province released a disturbing video of burning to death two captive #Turkish soldiers (180 points, 347 comments)
    2. Turkish chocolate has conquered Walmart! Asın bayrakları cCc (125 points, 55 comments)
    3. Unbanning me with no explanation won't quiet me. Gözümü korkutamazsınız (77 points, 52 comments)
    4. Baklava is Greek; Gyros are Greek; They call them Kalamata Olives because they're -- you guess it, Greek; Feta = Greek; Aegean = Greek; Cyprus = Greek. And you know what I think about your messed up politics? It's all Greek to me. (69 points, 29 comments)
    5. MHP Leader Devletus (fener)Bahçelis Unveils New Party Flag; Swears to Seek Union with Greek Speaking Nations of Greece and the Hellenic Republic of Azerbaijan (50 points, 53 comments)
    6. [Keep this civilized please] For those who resort to "ISIS are not Muslim", "Burning is not acceptable in Islam". These sick animals have manufactured an Islamic justification for burning our soldiers. (48 points, 97 comments)
    7. Subreddit Türkçe Olsun/Olmasın (46 points, 127 comments)
    8. Şehit P. Söz. Er Mehmet Ünal (el-Bab) (36 points, 1 comment)
  19. 612 points, 6 submissions: youthanasian
    1. LOL (193 points, 22 comments)
    2. Turkish propaganda leaflet during Gallipoli campaign (140 points, 16 comments)
    3. Atatürk'ün az bilinen bir fotoğrafı. (140 points, 27 comments)
    4. Learning English with AKP (58 points, 28 comments)
    5. Kemalist revolution summed up in one picture (43 points, 72 comments)
    6. Memleketin durumu (38 points, 1 comment)
  20. 599 points, 12 submissions: redwashing
    1. Memleketin özeti (83 points, 4 comments)
    2. AKP milletvekili adayı İnce: Kız çocuklarının evlendirilmesi İslam'da caizdir, pedofili diyemezsiniz (59 points, 60 comments)
    3. Sapık yandaş Fatih Tezcan, IŞİD'in infaz ettiği askerleri suçladı: Devlete ihanet ettiler! (58 points, 53 comments)
    4. 14 yıl önce Cumhuriyet manşetten duyurmuştu: Gülenciler terör örgütü (55 points, 19 comments)
    5. Okullarının imam hatip olmasını istemeyen liseliler barikat kurdu (52 points, 19 comments)
    6. Olimpiyatlarda Türkiye'nin başarısızlığı ve İngiltere'nin başarısı (46 points, 24 comments)
    7. Gerizekalı çomar denince kızıyorlar sonra: Erdoğan ve Davutoğlu'nun sözlerini okudu AKP'liler isyan etti. (46 points, 6 comments)
    8. Vahdettin'in İstanbul'un anahtarını İngilizlere teslim edişi (45 points, 12 comments)
    9. "Biz ilhamlarımızı gökten ve gaipten değil, doğrudan hayattan almış bulunuyoruz." Yaşasın cumhuriyet! (44 points, 3 comments)
    10. Her gün yeni bir çomarlık: Bursa BB Başkanı, sahte hesaptan atacağı tweeti kendi hesabından paylaştı. (41 points, 11 comments)

Top Commenters

  1. Leatra-v2 (5383 points, 721 comments)
  2. ultimate-shirk (4009 points, 669 comments)
  3. AnEphemeralThrowaway (3694 points, 438 comments)
  4. KubilayTaskiran (3057 points, 455 comments)
  5. iwanthidan (2875 points, 451 comments)
  6. Ashihna (2650 points, 207 comments)
  7. NotVladeDivac (2622 points, 370 comments)
  8. redwashing (2503 points, 310 comments)
  9. 19O5 (2215 points, 306 comments)
  10. catman5 (1727 points, 270 comments)
  11. RicketyPick (1622 points, 296 comments)
  12. w4hammer (1559 points, 186 comments)
  13. cozbey (1488 points, 158 comments)
  14. WhiteGhosts (1341 points, 419 comments)
  15. komenistayibey (1305 points, 150 comments)
  16. T129 (1283 points, 119 comments)
  17. DogrulukPayi (1258 points, 215 comments)
  18. creatlings (1243 points, 140 comments)
  19. kebabomongol (1214 points, 160 comments)
  20. Emhyr_var_Emreis (1183 points, 260 comments)

Top Submissions

  1. MRW People of Reddit coming here to check news at Turkey by tmustafa (840 points, 60 comments)
  2. This coup reeks false flag. by ozsisisi (822 points, 400 comments)
  3. The coup was succesfull by el_vper (419 points, 116 comments)
  4. What is happening in Ankara? by whatshisfaceboy (393 points, 395 comments)
  5. Worst Pokemon Ever by deleted (338 points, 8 comments)
  6. Rest in peace Mustafa Kemal ATATÜRK... by efesextra (326 points, 38 comments)
  7. Wikileaks Announces it will publish +100k Docs regarding Turkish Govt by HyperAstartes (313 points, 116 comments)
  8. Russian ambassador Andrey Karlov has been shot in Ankara by AshinaTR (265 points, 305 comments)
  9. Turkish DuoLingo is full of gems like this by hesapmakinesi (249 points, 15 comments)
  10. Merhaba! I'm a Civilization 5 modder who just released an Ataturk led Republic of Turkey. I hope any players here enjoy it! by Uighur_Caesar (226 points, 47 comments)

Top Comments

  1. 394 points: redwashing's comment in This coup reeks false flag.
  2. 325 points: KaptajnKaffe's comment in What is happening in Ankara?
  3. 233 points: PotterGokuSkywalker's comment in Facts About Turkish Coup (July 15 2016)
  4. 197 points: Alpha023's comment in This coup reeks false flag.
  5. 196 points: deleted's comment in Military coup - MEGATHREAD
  6. 194 points: iamda5h's comment in This coup reeks false flag.
  7. 186 points: shaidyn's comment in Military coup - MEGATHREAD
  8. 150 points: ConfusedTapeworm's comment in Military coup - MEGATHREAD
  9. 145 points: RicketyPick's comment in The coup was succesfull
  10. 139 points: Alpha023's comment in Military coup - MEGATHREAD
Generated with BBoe's Subreddit Stats (Donate)
submitted by subreddit_stats to subreddit_stats [link] [comments]


2016.10.04 00:47 T129 ingiliz kız tarafından ifşa edilen polis memuru

ingiliz kız tarafından ifşa edilen polis memuru submitted by T129 to Turkey [link] [comments]


2013.08.28 05:51 burakkorun Ömer Lütfi Akad eserleri nelerdir?

Ömer Lütfi Akad hem sinema hem de tiyatroya çok emek harcamış, birçok eser vermiştir. 1974 yılında son kez yönetmenlik yapan Akad daha sonra akademik çalışmalara devam etmiştir.
Yönetmenlik yaptığı filmler;
Vurun Kahpeye 1949, Lüküs Hayat 1950, Arzu ile Kamber 1952, Tahir ile Zühre 1952, İngiliz Kemal Lawrence'a Karşı 1952, Kanun Namına 1952, Öldüren Şehir 1953, Altı Ölü Vaİpsala Cinayeti 1953, Katil 1953, Bulgar Sadık/Kaçın Türkler Geliyor 1954, Çalsın Sazlar Oynasın Kızlar 1954, Vahşi Bir Kız Sevdim 1954, Meçhul Kadın 1955, Beyaz Mendil 1955, Görünmeyen Adam İstanbul'da 1955, Kardeş Kurşunu 1955, Kalbimin Şarkısı 1956, Ak Altın 1957, Kara Talih 1957, Meyhanecinin Kızı/Mapushane Çeşmesi 1958, Ana Kucağı 1959, Yalnızlar Rıhtımı 1959, Zümrüt 1959, Cilalı İbo'nun Çilesi 1960, Yangın Var 1960, Sessiz Harp 1961, Üç Tekerlekli Bisiklet 1962, Dişi Kurt 1963, Tanrının Bağışı Orman 1964, Sırat Köprüsü 1966, Hudutların Kanunu 1966, Ana 1967, Kızılırmak-Karakoyun 1967, Kurbanlık Katil 1967 , Vesikalı Yarim 1968, Gelin 1973, Düğün 1973, Diyet 1974.
Senaryosunu yazdığı filmler;
Vurun Kahpeye 1949, Lüküs Hayat 1950, Arzu ile Kamber 1952, Kanun Namına 1952, Tahir ile Zühre 1952, Altı Ölü Vaİpsala Cinayeti 1953, Katil 1953, Kardeş Kurşunu 1955, Beyaz Mendil 1955, Görünmeyen Adam İstanbul'da 1955, Ak Altın 1957, Kara Talih 1957, Cilalı İbo'nun Çilesi 1960, Yangın Var 1960, Avare Mustafa 1961, Bire On Vardı 1963, Tanrı'nın Bağışı Orman 1964, Sırat Köprüsü 1966, Yiğit Yaralı Olur 1966, Hudutların Kanunu 1966, Hızır Efe 1966, Ana 1967, Kurbanlık Katil 1967, Kızılırmak-Karakoyun 1967, Kader Böyle İstedi 1968, Bir Teselli Ver 1971, Anneler ve Kızları 1971, Gökçeçiçek 1972, Irmak 1972, Gelin 1973, Düğün 1973, Esir Hayat 1974, Diyet 1974.
Çektiği Televizyon filmleri;
Ferman 1975, Diyet 1975, Pembe İncili Kaftan 1975, Ağrı Dağı Efsanesi 1975, Topuz 1975, Emekli Başkan 1979, Yalnız Efe 1987.
Çektiği belgeseller;
Akad ayrıca "Işıkla Karanlık Arasında" adlı deneme biyografisini yazmış ve "Kuma" isimli bir kısa film çekmiştir.
submitted by burakkorun to aktuel [link] [comments]


Bir kızın kıçını 'İngiliz Futbolcu' öpüşme adam!. - YouTube Yörük yaşamı ve İngiliz Kız belgeseli - YouTube İngiliz PKK'lı: 'Asla kazanamayacağız!' İPHONE LA KAVGA EDEN KÜÇÜK TATLI KIZ Eğitici İngilizce Çizgi Film - YouTube Pkk'lı İngiliz Ajanı Kandil'de Öldürüldü! İkiz kızlar tik tok (DÜNYANIN EN GÜZEL İKİZLERİ) - YouTube

Popüler İngilizce kız isimleri - 2019 Yabancı kız bebek ...

  1. Bir kızın kıçını 'İngiliz Futbolcu' öpüşme adam!. - YouTube
  2. Yörük yaşamı ve İngiliz Kız belgeseli - YouTube
  3. İngiliz PKK'lı: 'Asla kazanamayacağız!'
  4. İPHONE LA KAVGA EDEN KÜÇÜK TATLI KIZ
  5. Eğitici İngilizce Çizgi Film - YouTube
  6. Pkk'lı İngiliz Ajanı Kandil'de Öldürüldü!
  7. İkiz kızlar tik tok (DÜNYANIN EN GÜZEL İKİZLERİ) - YouTube

Pkk'ya çalışan İngiliz Ajanları yapılan operasyonlarla böyle öldürüldü... Skip navigation Sign in. ... PKK'nın kaçırdığı kız çocuğu yaşadıklarını anlattı - Duration: 4:30. İkiz kızlar tik tok (DÜNYANIN EN GÜZEL İKİZLERİ) Videosuna hepiniz hoşgeldiniz arkadaşlar.Ben ikizler bugün arkadaşım ilhan ile birlikte ikiz kızların tik to... İphone la kavga eden küçük kız. Category Music; Show more Show less. Comments are turned off Autoplay When autoplay is enabled, a suggested video will automatically play next. Silifke'nin dağlarındaki Yörük yaşamına misafir olan İngiliz kız ve uzunca bir süre Yörük yaşamına adapte olma anlama çabalarının belgeselidir. belgesel film... Former Mafia Captain Michael Franzese Hotboxin' with Mike Tyson - Duration: 1:33:13. Hotboxin' with Mike Tyson Recommended for you. New Bir kızın kıçını 'İngiliz Futbolcu' öpüşme adam! https://www.youtube.com/watch?v=3ax3yK8kPCc Enjoy the videos and music you love, upload original content, and share it all with friends, family, and the world on YouTube.